Ankara Notları: Saray soytarıları…

Bir iktidarın yıllardır nasıl ayakta kaldığının sırrını çözmeye çalışıyor akil adamlar, aydınlar, düşünürler ve de vatandaşlar.
Aslında “vatandaş” ı katmayalım.
En azından, iktidara gelen partiye ısrarla oy veren vatandaşı katmayalım işn içine..
Onların verdikleri oya, saygı duyuyorum, inanmışlar, benimsemişler, takdir etmişler, ya da güvenmişler.
Ve de muktedirin kuyruğuna takılmış gidiyorlar.

Benim merak ettiğim, muktedire oy vermeyenlerin, yani yüzde 60 oranındaki muhalif kesimi temsil eden partilerin, saraya kurulmuş hanedan gücünün başarı ya da başarısızlık sırrını neden çözemedikleri…
Yani, muhalefette görünen vatandaş, neden diğer parti ya da partileri taşıyamıyor?
Muktedire karşı olan vatandaşlar gözünde, neden güçlü bir koalisyon ortağı olamıyorlar?
Üstelik iktidar partisi kadrolarının devamlı hata yapmalarına rağmen.
Devamlı bazı değerlere saldırmalarına rağmen.
100 yıla yakın kurulu, yani müesses nizama ters düşmelerine rağmen.

Neler yaptıklarından çok, “neler yapmadılar ki bugüne kadar” a bakmak gerek
Kendi gibi düşünmeyen vatandaşı dışladılar.
Kendine yakın olmayan sanatçıyı aşağıladılar.
Hatta heykeltıraşlara kıl oldular, yapılan anıtları beğenmeyip “ Tükürürüm böyle sanatı içine” demekten kendilerini alamadılar.
Kendi paralelinde fikir beyan etmeyen. TV’lerde yağcılık yapmayan akademisyenlere gıcık oldular, rektörlük haklarını dahi ellerinden aldılar.
Yetmedi sürdüler, ötekileştirdiler.
Medya havuzu kurdurdular.
Gazeteciler eğer “trol” ağında hizmet veriyorsa, baş tacı ettiler.
Söz geçiremedikleri, yanlarına çekemedikleri yazarları itibarsızlaştırma kampanyasıyla yok etmeye çalıştılar, olmayınca patronlarına kovdurttular.
“Tek ses, tek nefes” bir medya dünyası yaratmaya çalıştılar.
“Sahibinin sesi” olanları beslediler, cephenin ön saflarına ittiler.
Özetle, kendilerinden olmayanların yaşam haklarını ellerinden almaya çalıştılar, geniş kitlelerin özgürlüklerini çaldılar.
Gerçekleri haykıran kim olursa olsun “hain” ilan etmekten geri kalmadılar.

İşte muhalefet, yani muktedire oy vermeyen vatandaşları temsil eden partiler,
halka bir şey vaat edemedikleri gibi ülkenin kötü yönetildiğini vatandaşa izah edemediler.
Önce başbakanlıkta kümelenmiş, devlete değil sadece muktedire hizmet veren ve devletten beslenen (A) takımını göremediler, fark edemediler, algılayamadılar. Neler yaptıklarına bakmadılar.
Muktedirin parti rozetini yakalarına takmaktan çekinmeyen, yandaş, yalaka ve amigo elemanların, “danışman” olarak önce başbakanlığa, sonra saray kadrolarına atandığının farkında bile olamadı muhalefet cephesi.
Muktedir, adeta bir “yalaka ordusu” kurdu, kimse aldırış etmedi..
Muhalefet partileri, yıllarca bu gerçeği göremedi.
Başbakanlıkta palazlanan bu “ beslemeler” oysa başbakanlık bütçeleri TBMM’de görüşülürken eleştirilebilirdi.
Cumhurbaşkanlığı bütçesi mercek altın alınabilir, bunların ne maaş aldıkları,
yetenekleri, liyakatleri incelenebilirdi.

Bunlar için, “ Devlet memuru, hiçbir zaman bir partili gibi hizmet veremez” diyemediler.
Buna ilişkin tek belge bulamadılar.
Çöplendikleri kaynaklara ulaşamadılar.
“Nasıl bir trol ağıdır bu?” sorusuna yanıt bulamadılar.
Üstelik bunları sarayına taşıyan muktedirin varsa başarı sırrının, önce “A” takımına ve sonra da “saray soytarıları” na dayandığını fark dahi edemediler.
Muktedir ve partisini hem başarıya götüren, hem de türlü desiselerle zaman zaman da yanlışlığa sevk eden bu “saray soytarıları” na karşı gerekli mücadeleyi hiçbir zaman veremedi muhalefet kanadı.
Hala sarayın koridorlarında koşuşturuyor bu soytarılar.
Dev sarayın köşelerine yerleştirilmiş akvaryumlarda beslenen süs balıkları gibi bunlar.
Sarayın gizli ödeneğinden besleniyorlar.
Her gün sahipleri tarafından yemleniyorlar.
Oysa bizim vergilerimizle semiriyorlar…
Halkın sırtındaki keneler gibi.
Tıkınıyorlar …
….

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.