Ankara’da balede sezona veda

Ankara Devlet Opera ve Balesi’de, cumartesi akşamı üç ayrı baleyi sahneye taşıdı. Çarşamba ve cuma günü de, izleyici ile buluştukdan sonra, Ankara da bale gösterileri de sona erecek. Ancak festivaller aracılığıyla, yaz aylarında, başka kentlerde seyircilerle buluşmayı sürdürecek.

“Akdeniz Esintisi” üç ayrı bale, üç ayrı koreografi. Sadece Akdeniz’den değil, Güney Amerika’dan gelen rüzgarı da, Akdeniz de yoğurarak, Ankara’ya ulaştırdı.

Tango deyince ilk akla gelen, Arjantin ve Astor Piazzolla. Kışkırtıcı bir müzik ve dans. İnsanın bedeni ile yaşadığı ve yaşattığı bir dans. Ruhun beden de şekillenmesi ya da bedeni yeniden şekillendirmesi. Hareket ve dinamizmin, dans da doruğa ulaşması. Ağıt ta, sevinç te, çoşku da, hırs ve tutku da, sürekli değişkenliğini, yaratıcılığını sürdürmesi. Güney Amerika’dan başlayan salgının, tüm dünyaya yayılması ve salgınlığın yeni duygularla günümüzde de sürdürülmesi. Ben tangoyu sevmem diyen birine rastlamak bence olası değil. Eğer böyle düşünen birisi de varsa, önce kendini sevmiyordur ve sevgiyi tadamıyordur.

Hans Van Manen. Hollandalı, yaşı 80’leri aşmış bir koreograf. “5 TANGO’S” onun koreografisini, yine bir Hollandalı Jan Linkens, Ankara DOB sahnesine taşıyor. Siyah ve kırmızının alabildiğine sarmaş dolaş olduğu kostüm tasarımları, Jean-Paul Vromm’un. Piazzolla’nın müziği ile bale sanatçıları, siyah ve kırmızı ile çoşkuyu, esintiyi sahneden salona taşırıyorlar. Solist çift, ikili çift ve dört çift. 14 çift, bir dalgadan diğer bir dalgaya, bir duygudan başka bir duyguya geçiyorlar.

Ravel’in ünlü müziği, “BOLERO”. Bir ritmin kendini tekrarlayarak çoğalması, yükselmesi. Bu esintiyi de, 17 yıl önce sahneye taşıyan Uğur Seyrek, bu kez 17 yıl aradan sonra, herhalde daha başka duygu ve esintilerle sahnelemeyi sürdürüyor. Kostümler, Gazal Erten’in. Bu sahneleme de ışık ve değişkenlik, daha da öne çıkarak dansla buluşuyor. İki solist çift ve üç çift. 10 bale sanatçısı, sahnede ikinci pardede coşkuyu sürdürüyor. Güney Amerka’nın rüzgarı, Akdeniz’de İspanyol rüzgarı ile buluşup tatlı bir esinti ile bizlere ulaşıyor.

Son perde, “ENTRE DOS AGUAS”. Simon Rogers-Paco De Lucia’nın müziği, Robert North’un dekor ve kostüm tasarımı ve koreagrofisi ile Julian Moss sahneye taşıyor. North ve Moss birlikteliği, İngiltere’nin soğukluğunu, bu İspanyol ezgileri ile dansı birleştirerek, sıcak bir esintiye dönüştürmeyi amaçlamışlar. Dekoru Nihat Kahraman, kostümleri ise Gazal Erten uyarlamış. Solist kız ve erkek ile kızlar ve erkekler, dansın coşkusunu yaşatıyorlar.

İki suyun birleşmesi, o an oluşan karışım, buluşma ya da hareketin yeni bir ivmeye yönelmesi. Danscılar bu sahnedeki akıntıya da, sizide katmak istiyorlar adeta.

Arjantin, tango ve Paiazzolla nasıl özdeşleşmiş ise, İspanya,falmenko da Paco de Lucia’nın gitarıyla o denli özdeşleşmiştir. Piazzolla ile Paco de Lucıa herhalde, okuyanus üzerinden bir birlerine sürekli selam gönderiyorlar. Tınıları denizin coşkusu ile dünyaya yayılıyor.

Üç ayrı bale, üç ayrı eser, üç ayrı koreografi. Sahnede, DOB Ankara bale sanatçıları. Müziği ve ritmi bedenleri ile sahneye taşıyorlar. Esintileri, bize görsel olarak taşıyorlar. Ne kadar emek, ne kadar zaman harcanarak, sürekli eğitimlerle, bu insanlarla sahneye
taşınıyor. Bir birikim ile deneyim ile yıllar içinde gelişiyor ve güzelleşiyor.

Ve siz sonra, kapatacağım bu kurumları diye fetva vermeğe kalkıyorsunuz. Bu eğitime, emeğe, birikime karşı olmak niye, bu güzelliği yok etmek neden. Bu soruların cevabı var mı ?

Dans, bu dinamizm ile tutkunun ve coşkuyla buluşması ile bedene yansıması ve bedenlerin müzik ile bütünleşerek çoğalması. Sezon sonuna gelen bu üç bale, herhalde gelecek sezonda devam eder. İlk gece, biletler yine önceden tükenmişti.

Bu hafta iki gün daha sahnede.
Yine hatırlatalım, çarşamba ve cuma günü, bu dansa katılabilirsiniz.

___________________

Ankara. 26 Mayıs 2014. Pazartesi. ismail.bayer1@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.