Ankara’ya Simon Bolivar heykeli

Venezüella’nın Avrupa’dan sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Jenny Figueredo, törende yaptığı konuşmada, Venezüella ile Türkiye Cumhuriyeti’nin ortak yönleri bulunduğunu söyledi.


Venezüella ile Türkiye’nin dost ve kardeş iki ülke olduğunu belirten Figueredo, “Simon Bolivar ve Atatürk sadece kendi uluslarının değil, tüm dünyada özgürlük ve insan hakları için mücadele eden herkesin kahramanıdır. İki ülkenin insanları da çok şanslı. Çünkü kendi içlerinden gelen birer kurtarıcıları, kahramanları var” diye konuştu.


Türkiye Cumhuriyeti ve Venezüella Parlamentolar Arası Dostluk Gurubu Başkanı ve AK Parti Adana milletvekilleri Atilla Başoğlu da Atatürk’ün ve Bolivar’ın ulusları için önemine değindi. Başoğlu, “Ne mutlu ki hem Türkiye’nin hem de Venezüella’nın geleceklilerine yön verecek, onları yarınlara taşıyacak fikri alt yapıyı bina edecek liderleri olmuştur” dedi.



Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz ise Atatürk’ün ve Bolivar’ın, farklı zamanlarda ve farklı mekanlarda yaşamış olsalar da bağımsızlık savaşçısı ve ilerici devlet adamlığı kimlikleriyle büyük benzerlikler gösterdiğini söyledi.


SİMON BOLİVAR?


El Libertador’ (Kurtarıcı) lakaplı Simon Bolivar, soylu bir ailenin çocuğu olarak 24 Temmuz 1783’de Venezuela’nın başkenti Caracas kentinde doğdu. Küçük yaşta anne ve babasını kaybetti.


Çocuk yaşta dini eğitim gördü, bir Capucin rahibinden de ders aldı. Daha sonra İspanya’ya giderek tarih, dil ve hukuk eğitimi gördü. Bu arada Jean Jacques Rousseau ‘nun eserleriyle tanıştı, özgürlükçü düşünceden etkilenmeye başladı.


İspanya’da evlendiği eşinin 1802’de Caracas’da ölmesinden sonra tekrar Avrupa’ya döndü. Paris’te Locke, Hobbes, Alembert, Buffon gibi düşünürlerin etkisiyle rasyonel düşünceyi benimsedi.


Bir yandan da imparator olan Napoleon’un attığı adımlara hayranlık duyuyordu. Sonunda Alman bilim adamı Humboldt’un da etkisiyle anti-sömürgeci görüşleri benimseyerek, 1807’de Venezuela’ya döndü.


Bu arada Venezuela’da İspanyol sömürge valisi devrilecek ve Bolivar da yardım sağlamak üzere sömürge yönetiminin yerine gelen cunta tarafından İngiltere’ye gönderilecekti.


İngiltere’de siyasal düzeni yerinde gördüğü sırada burada sürgünde olan general Fracisco de Miranda’yı Caracas’a gelerek bağımsızlık savaşının başına geçmesi için ikna etti.


Caracas’ta toplanan Ulusal Kongre bir anayasa taslağı hazırlayarak 5 temmuz 1811’de Venezuela’nın bağımsızlığını ilan etti. Ancak ülke, bir yıl sonra 25 temmuz 1812’de imzalanan ateşkes sonucunda yeniden İspanyol egemenliğine girdi.


Bolivar bundan sonra Cartegana Bildirisi’ni yayınladı. Ardından küçük bir ordu kurarak, yeniden Venezuela’ya döndü ve altı savaştan sonra 6 ağustos 1813’te ‘El Libertador’ olarak Caracas’ı ele geçirdi. Bundan sonra yeni bir savaş başladı.


İspanyolların ayaklandırdığı kabilelerden Lienarolara karşı savaştı. 15 haziran 1814’de yenilgiye uğrayarak Cartegana’ya kaçtı, ama kendisini kabul etmedikleri için önce Jamaika’ya, oradan da Haiti’ye geçti, mücadeleyi bırakmadı.


Haiti, İngiltere ve İrlanda’dan yardım alarak önce Orinico Vadisi’ni ele geçirdi. Etkin ve yıpratıcı bir savaşı sürdüren Bolivar, And Dağları’nı aşarak 7 ağustos 1819’da Boyaca’da İspanyol kuvvetlerini bozguna uğrattı.


Aralık 1819’da Kolombiya Cumhuriyeti ilan edildi. Bolivar, başkan ve askeri diktatör seçildi. Kolombiya’dan sonra Venezuela (haziran 1821), Ekvador (1821), Peru (1824) ve Bolivya (1825) İspanyol sömürgecilerden kurtarıldı.


Bolivar, Güney Amerika ülkelerini bir araya getirecek bir birlik oluşturmak istiyordu. 1826’da Panama’da düzenlediği konferansta bunu dile getirdi. Ortak askeri güç ve ortak karar mekanizması önerisi katılımcılar tarafından itibar görmedi.


Bu arada eski komutanlarından olan Paez, Venezuela’da başkaldırdı. Paez, Yeni Granada’yı elinde tutan Santender’le anlaşamıyordu. Bolivar bütünlüğün bozulmasını istemiyordu, fakat başkanlık yetkisini güçlendirince tepkiyle karşılandı.


25 eylül 1828’de başarsız bir suikast girişimine maruz kaldı. Sağlığını kaybetmiş, kendine karşı muhalefet de büyümüştü. 1829’da, en güvendiği komutanlardan Jose Maria Cordoba’nın da ayaklanmasında sonra Venezuela, Kolombiya’dan ayrıldı.


Bu olay Bolivar için sonun başlangıcıydı. 8 Mayıs 1830’da Bogota’dan ayrıldı. Amacı Avrupa’ya gitmekti. Ancak bir süre sonra bundan da vazgeçti ve Santa Maria’da bir dostunun yanında kalırken 17 Aralık 1830’da hayata gözlerini yumdu.


KAYNAK: WİKİPEDİA

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

20 − 13 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.