Çankaya’ya bir, iki…

Cumhuriyet tarihinde ve çok partili hayatta bir ilk gerçekleşiyor.
Cumhurbaşkanı ilk kez halk tarafından seçiliyor.
Adaylar meydana çıktılar.
Er meydanına …

AKP’den Başbakan ve partinin genel başkanı Recep Tayyip Erdoğan, kısaca RTE, CHP ve MHP’nin çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, kısaca “Ekmel Bey” ve Kürtlerin adayı HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, kısacası Selo !!!

Ortada üç aday varsa da biliniyor ki, AKP’nin adayı oyuna çok avantajlı durumda başlıyor.
Adeta tek aday varmış gibi duruyor…
Bundan kimsenin kuşkusu yok.
Avantajlarından birincisi, Başbakan olarak seçime girdiğinden Erdoğan’ın devlet olanaklarını kullanacağı iddiası.
Bu nedenle “başbakanlık” sıfatını kullanmaması, yani bu makamdan istifa etmesi isteniyor.
Etik olarak doğru.
Seçimin eşit koşullar içersinde yapılması açısından da doğru.
Çatı adayını ortaya çıkaran partiler ve sözcüleri şimdi yeri göğü inletiyorlar : “Çankaya’ya çıkmana herkes garanti bakıyor ama hiç olmazsa eşit bir yarış olsun, sımsıkı sarıldığın başbakanlık koltuğunu bırak” diyorlar.
Aslında tartışılmayacak bir sorun değil.
Neticede konuda da bir ilk yaşanıyor.
Her ne kadar AKP sözcüleri geçmişteki tüm seçimleri yani yerel ve genel seçimleri örnek gösterip “Ne zaman ve hangi başbakan istifa etmiş ki, bu seçimde istifa etsin” diyorlar
Örnek doğru ama Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi bir ilk.
Geride yaşanılan tek bir örnek yok.

İki şey yapılabilir.
Birincisi, AKP kampanya süresince Erdoğan’ın seçime başbakan sıfatından soyunup, seçime gireceğini açıklayabilir.

İkincisi, şu anki görüşünde israr eder : “Seçim yasakları ve yürürlükteki yasalara uyularak seçim yapılacaktır” der ve Erdoğan maça 2-0 önde girer.

Neden 2-0 ?
Birincisi, Başbakan sıfatını taşıması halk için önemli…
Söyleyecekleri, vaat edecekleri şeyler, çözecekleri sorunları anlatması daha anlam kazanabilir.
İkincisi, mevcut olan durum, yani yerel seçimlerden henüz çıkan bir siyasi kimlik, bir parti yani AKP ve aldığı oy oranı yüzde 43 cıvarında. Bu çok daha önemli. Halk üstünde,daha çok muhalefet ve kararsızlar açısından psikoloji baskı unsuru.

Ekmel bey, Erdoğan’dan sonra en güçlü aday ama hiç bir siyasi deneyimi yok. Yol yordam bilmez ama öğrenecek.
Halkla birebir görüşmesi olmamış ama olacak.
Siyasetci değil, “miş” gibi yapmak zorunda kalacak.
Bir çok açıdan dezavantajlı.

Ama “neden olmasın?” sorusu her zaman gündemde yerini muhafaza edebilir.

Çankaya yokuşu dik.
Çankaya için “864 rakımlı tepe” denir yıllardır.
Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Demirel’in yakıştırmasıdır bu deyim.
Sekizinci Cumhurbaşkanı rahmetli Turgut Özal için adını zikretmeden söylediği “ 864 rakımlı tepedeki zat” cümlesinden mülhem bir yakıştırma.
Nedeni ise 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün “Ben tesbit ettirdim, Çanakaya 1071 metre.
Yani “1071 rakımlı tepe” diye yeni bir kavram geliştirmekten geri kalmadı.
Gül’ün tesbiti gerçek ise, bu zamanlama bakımından (1071 Malazgirt Meydan Savaşı) manidar (!) görünüyor.
Her ne hal ise Çankaya yokuşu oldukça dik.
Adayların eşit koşullarda girmediği bir seçim yarışı başlıyor.
Favorisi de belli.
Bakalım surpriz bekleyenlerin iyimserlikleri olumlu yönde tecelli edecek mi?
Belli mi olur…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here