Anladım ki, sağlıkta kampanya olmazmış…

Son yıllarda yaşam felsefeleri üzerine çok şey geliştirdik ve zamanla bunları “olmazsa olmaz”lar haline dönüştürdük. Aşkta, evlilikte, yemekte, içmekte kısaca her konuda bir yaşam felsefemiz var artık. Hatta sağlıkta bile.. Her yıl sağlık taraması yaptırmak birçoğumuz için bir yaşam felsefesi. Yani sık kullanılan adıyla check- up yaptırmak artık moda.


Bizde sağlık en ihmal edilen konudur. Ancak ve ancak iş veya sigorta başlangıcında ya da askerlik ve evlilik gibi olaylarda sağlık kontrolünden geçmek zorunlu tutulur. Onun dışında sağlığımız Allah’a emanettir. Ne zaman ki hastalanırız o zaman doktorun veya hastanenin yolunu tutarız.


Sağlığımız “Allah’a emanettir” dedik ama aslında bu eskidendi. Çünkü son yıllarda özel sektörün sağlık işine el atmasıyla birlikte artık onların ucuz (!) check-up kampanyalarına emanet ediyoruz sağlığımızı. (Söylememe gerek yok biliyorum ama, sağlık bilinci olan insanları bu iki kesimin dışında tutuyorum elbette. Onlar dün olduğu gibi bugün de sağlıklı yaşamın kriterlerini biliyorlar ve yerine getiriyorlar)


Peki son yıllarda neredeyse Türkçe sözlüğe girecek olan içimize işileyen bu check-up dedikleri şey nedir? Gerçekten sağlıklı yaşamın vazgeçilmezi midir, yoksa hastanelere, klinik ya da laboratuarlara para kazandırmaya yönelik bir kandırmaca mıdır?


Bildiğim kadarıyla check-up kişinin düzenli olarak sağlık kontrolünden geçmesi anlamına geliyor. Böylece hastalıkların erken teşhis edilmesi sağlanıyor ve risk faktörleri taşıyan kişiler uyarılıp, bilinçlendiriliyor. Bu anlamda check-up sağlıklı yaşamın vazgeçilmez bir parçası olarak kabul edilebilir.


Çünkü check-up yaptıran kişi genel bir sağlık muayenesinden geçmiş oluyor. Check-up sırasında hastanın kan değerleri inceleniyor, kan yağları ve şekeri ölçülüyor, idrar ve dışkı muayenesi yapılıyor, karaciğer ve böbrek fonksiyonları öğreniliyor, akciğer filmi çekiliyor, kalp için EKG’si alınıyor ve iç organları ultrason ile inceleniyor. Bayanlar için ayrıca  göğüs ve kadın hastalıkları muayenesi yapılıyor ve mamografi çekiliyor. Bunların dışında bazı sağlık taramalarında diş, göz ve kulak muayeneleri de yapılmaktadır.


Hiç düzenli olarak sağlık kontrolünden geçenle geçmeyen bir olur mu, olmaz tabi… Zaten yapılan araştırmalar düzenli olarak check-up yaptıranların yaptırmayanlara oranla erken teşhis sayesinde hastalıklardan korunduğunu gösteriyor.


Gelişmiş ülkelerde bu tür yıllık sağlık kontrolleri oldukça yaygın. Gerçi Türkiye’de de son yıllarda check-up konusunda büyük adımlar atıldığı yadsınamaz bir gerçek. Sağlık kuruluşları bu konuda büyük yatırımlar yaptılar. Tanıtım kampanyaları yaparak check-up ın önemini halka anlatmaya çalıştılar. Tüm bu çabaların sonucunda düzenli olarak sağlık kontrolünden geçen bir kesim oluştu Türkiye’de.


Hatta son yıllarda ne olduysa, ortalık, check-up kampanyasında birbiriyle kıyasıya yarışan sağlıkçılarla ve check-up için yanıp tutuşan insanlarla doldu.


“Ee bunda ne kötülük var” diyeceksiniz. Bence buraya kadar bir sorun yok. Sorun bu işi rant kapısı olarak görmeye başlayınca çıkıyor. Çünkü ucuz ama baştan savma sağlık taramaları yarardan çok zarar getiriyor.


Bildiğim kadarıyla devlet ve bazı özel sağlık sigortaları check-up giderlerini karşılamıyor. Ancak doktor istemi ile olmak koşuluyla bazı kontrollere izin veriyorlar. Böyle olunca da ucuz check-up paketleri cazip hale geliyor. Kim en ucuz check-up paketi sunarsa o tercih ediliyor.


Son günlerde karşılaştığım bazı olaylar bana, “ucuz ve kaliteli hizmet” sloganıyla sağlık hizmeti verenlere karşı dikkatli olmamız gerektiğini fark ettirdi.
 
İki arkadaşım internetten fiyatı makul, ödemesi taksitli ve içeriği zengin bir check-up paketi buldu. Telefon edip randevu alıp gittiler ve kan tahlili, idrar tahlili, bel, boyun ve eklem filmi, ultrason, EKG yaptırıp, turp gibi olduklarını öğrendiler.


Arkadaşlarımdan biri, bu genel sağlık taramasından bir hafta kadar sonra, böbreklerindeki kum yüzünden hastaneye yattı, diğeri ise prostat şikayetiyle gittiği kendi doktoruna check-up sonuçlarını gösterdiğinde tahlillerin yetersiz olduğunu öğrendi ve yeniden tahliller yaptırtmak zorunda kaldı. Yapılan yeni tahliller sonucunda prostatı olmadığı ama karnında hissettiği ağrıların nedeninin mikrobik olmayan bir iltihaplanma olduğu anlaşıldı.


Yani yapılan check-up hiçbir işe yaramadı. Boşuna para vermiş oldular. Çünkü check-up kişiye, yaşa özel yapılmamıştı. Herkese yapılan aynı işlemler yanıltıcı olmuş, arkadaşlarımın rahatsızlıklarını ortaya çıkarmamıştı.


Doktor kontrolünde yapılmayan check-up’larda insanlar gereksiz yere pek çok testte tabi tutulabiliyor. Standart check-up yerine, hasta ve hekim tarafından belirli bir plan yapılarak check-up yaptırmak daha doğru olabilir.


Kıssadan hisse şudur ki; check-up kampanyalarında fiyat yerine içeriğine bakmak önemlidir. Gerçi içeriğinin zengin olması da yanıltıcı olabilir. O yüzden doktorunuza danışarak sağlık taramsından geçin. Aile hekimlerinin bu anlamda önemi daha çok ortaya çıkıyor.


Aile hekimliğinin gelişmediği ülkemizde iş Sağlık Bakanlığı’na düşüyor. Bakanlık check-up’lara bir standardizasyon koymalı. Yaşa göre check-up çizelgeleri çıkarmalı ve buna uyacağını taahhüt eden firmalara check- up yaptırtmalı.


Her türlü vurgunun çokça yapıldığı bu sektöre bir neşter de benden geldi galiba…


Sağlıklı günler dileklerimle…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

eleven − 10 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.