Anlamayanlar kızacaklar yazıma…

Dik durdu diye, mağduru seven kamuoyu gözünde, hem de tüm takımların akil taraftarlarından bilinçaltında da olsa vicdani destek alan Yıldırım, ortalığı kasıp kavuracağım dediği savunmasınının özünü, toplumun karşı kesimlerince verilmiş hakkındaki ön yargıları dahi kırabilecek okkalı bir mesnete dayandıracağı yerde, gereksiz ve zamansız yere rakip takımları suçlayarak ve etkili olabilecek savunmasını mahalle çekişmesi seviyesine indirgeyerek, yüklenebileceği akil bir imajı hepten reddetti. Oysa kendisi ile beraber futbolun total itibarını da kurtarabilirdi, puan toplardı ve sempati yaratabilirdi.
Bu zıtlaşma ve karşıya isnat, yıllardır futbolun içindeyken de sergilediği, kişilik özelliklerinden ileri gelen ve avukatlarının bile tavsiyesini dinlemeyen o tek adamlık güdüsünden kaynaklanan ve sadece kendisine zarar veren bir durum. Yılan hikayesine dönen süreçte, 7 tahliye kararı çıkarken Aziz Yıldırım’ın muaf tutulmasında bu peşin antipatinin payı olmasa da, genel anlamda spor kamuoyunun dahi ötesindeki geniş bir kitleye şirin görünebileceği fırsatı da böyle yitirdi diye düşünüyorum. Kendisine zararı, bu tarzıyla akil adam mesnetini kaybetmesidir.
Şirin gözükmek derken, inandıklarından veya kendi doğrularından feragat yapması gerekmiyor. Ama bir Galatasaraylı’nın, bir Beşiktaşlı’nın veya herhangi bir rakibinin verebileceği manevi ve vicdani desteğin enerjisini reddetmiş oldu. Tamam buna ihtiyacı olmayabilir ama dik durmakla da alakası yok tepki çekeceği bu ortamı yaratmasının. FB tabanına yönelik bir şövalye bir tarz sürdürmesine de anlam ve ihtiyaç yok. O camia ona zaten sahip çıktı.
Kamu vicdanı, önce futbol kavramının itibar yitirmesinin, sonra da rakipleri de olsa, güzide ve asırlık bir çınarın itibar yitirmesinin kimseye faydası olmayacağını çok iyi anlamış durumda. Fenerbahçe’siz bir ligden keyif alamayacağımı ben bir Galatasaray’lı olarak net gördüm. Adil moral şartlarda sürdürülmeyen lig mücadelesinin anlamsızlığını herkes idrak etti. Bu sene FB dışında kim şampiyon olursa olsun, Fenerbahçe’nin bunca yıpratıldığı ve moral motivasyonunun düşük olduğu ortamda, bu şampiyonluğu içine sindiremeyecektir. GS şampiyon olsa futbolcular ve Fatih Terim sevinmeyeceklerdir. Akil GS taraftarları içlerine sinerek ve içlerinden gelerek bayrak sallamayacaklardır.
Londra’da bile, Lig TV yayınları ile para kazanıp iş döndüren bir sürü Türk restaurantı, kahvesi kapandı. Çünkü herkes futboldan soğudu. Görünürde GS ile FB arasında süren mücadelenin zerre kadar keyfi yok. Ben Fenerbahçe’yi bunca yıl sonra yendiğimize bile sevinemedim.
İki satır da Fenerbahçe’liler nezdinde tüm takımların akil taraftarlarına seslenmek istiyorum. Takımınıza ve başkanınıza zor günlerinizde sahip çıkmanız saygı duyulacak bir olgu, güzel bir ekip çalışması ve bütünleşik bir demokratik gösteri ama,yıllardır suç isnat edilmeden hapislerde bekletilen insanlar için de böyle saygıdeğer ve ses getirebilecek demokratik tepkiler gösterilebilseydi keşke, sadece futbola değil, insani değerlere duyarlı taraftarlıklar adına… Ve keşke tehditvari, ucuz tribün sloganlarına inilmeseydi.
Evet ben ismini Metin Oktay’dan almış bir Galatasaraylı’yım, ama toplumsal olaylara en duyarlı ve mutlak doğru adına en şık organize olabilen seyirci kitlesine Çarşı nezdinde sahip olan Beşiktaş’ı imrenerek izliyorum. Yönetim olarak kupayı iade eden ve taraftar olarak ‘aklanın gelin’ diyen örnek tavrı alkışlıyorum.
Galatasaray’ın da klüp ve taraftarlar olarak Yıldırım’ın durumuna daha samimi ve yakın durmasını arzu ederdim. Belki o zaman Sayın Yıldırım da bu tarz bir savunmaya tevessül etmez ve bu krizden total kalite adına yerleşik dersler çıkarılır, baltalar gömülür, futbolun ve spor ahlakının gerçek anlamda küllerinden doğacağı barışçıl, samimi ve dürüst bir ortam hasıl olurdu, düşmanlık tohumlarının gübrelenmesi yerine.
Krizden, futbolun itibarını geri kazandıracak, dostlukların temelini atacak kalıcı dersler çıkarma fırsatını kulüpler, yöneticileri yüzünden ıskalamışlardır. Tüm balıklar yine baştan kokmuştur. Öyleyse yıkıl futbol…

Ha! Bu yazıma kızanların oranı daha fazlaysa, toplum olarak güzelliklere hazır değiliz henüz demektir. Kin, hınç, rövanş ve ihtiras gibi ilkel öğeler hala egemense o zaman yıkıl Dünya!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.