Çanlar kimin için çalıyor?

Çanlar kimin için çalıyor?

0
PAYLAŞ

olası ‘sınır ötesi operasyon’ veya ‘savaş planları’, tam bunların akabinde Hrandt Dink`in katledilişi ve ‘Hepimiz ermeniyiz mi?’ hezeyanları, Malataya`da yaşanan katliam ve ‘misyonerlik’ tartışmaları, Ankara Tandoğan mitingi ve ‘Laikliğe sahip çıkalım!’ gündemi ve en sonda vizyonel darbe ve Cumhurbaşkanlığı Seçim tartışmaları ve bununla bağlantılı doğan demokrasi, seçim, laiklik krizi…


Son dört aylık Türkiye iç politikasına genel bir bakış bize Türkiye`nin kuruluşundan bu yana cebelleştiği problemlerin genel bir tablosunu göstermektedir: (1) Ortak bir kültüre, dile  ve ırka dayalı ulus devlet inşası ve azınlıklar (Kürt) sorunu, (2) Demokrasi ve (3) Laiklik sorunu. Burada tartışmak istediğim bu tablodaki ‘öğelerden’ hangisi yada hangileri Türkiye`nin sunni gündemini ve gerçek gündemini oluşturduğu? Ve hangi meselelerin sunni, hangilerinin gerçek olduğuna nasıl karar vereceğimiz ve bunun için kriterin ne olacağı? Ve bu anlamda laiklik tartışmaları sunni gündem midir? Buna göre örneğin muhtırayı ‘gerici islam`a’ karşı ve ‘laikliğin savunulması’ adına yerinde yapılmış bir müdahale olarak gören milyonlarca insanların davranış ve düşüncelerini –ve bu tabi Ankara Tandoğan  mitingi içinde bir açıklama sunabilir- nasıl açıklayacağız?
Bir şeyin sunni olup olmadığına Marxist ‘hakim ideoloji’ kavramından hareketle şöyle cevap verebiliriz: Bir toplumda egemenleri iktidara getiren, orada tutan, verili toplumsal ilişkilerin devamını ve ayakta kalmasını sağlayan görüş, tartışma ve düşünceler o toplumun hakim ideolojisidir ve bunlar etrafından yürütülen tartışmalar emekçilerin ve ezilenlerin sunni gündemidir. Eğer egemen sınıfa ait olmayanlar, hakim sınıfın ürettiği düşünceye sahiplerse ve bunu kendi çıkarları olarak görüyorlarsa ‘yanlış bilinç’, egemen ideolojik söylem ve politikalara alet olup bir taraf oluşturuyorlarsa işte o zamanda sunni gündemin içine düşmüş oluyor ve böylece gerçek gündemlerinden sapmış oluyorlar; buda kendi sınıfsal çıkarlarının değil hakim sınıfın çıkarlarına hizmet etmeleri anlamına geliyor.
Peki bu neden böyle oluyor: Birincisi Türkiye`deki yönetim anlayışı diğeri ise halkın çoğunluğunun bu anlayışı içselleştirmiş olması. Bu halka sistemle çelişkileri bulunmayan ‘integrasyonunu’ tamamlamış kitlelerde diyebiliriz. Birinci neden: Türkiye, devletçi seçkinlerin (askerlerin) jakoben yöntemiyle kurulmuş ve bu anlayışla idare edilen bir ülkedir. Yani Türkiye`nin devletçi seçkinci kurucuları toplumun nasıl olacağını ve nasıl değişeceğini belirleyen asli güçtür; toplumun mühendisliğini halkın kendisi değil, ülkenin seçkinleri ‘halka rağmen halkçılık’ biçiminde yaparlar; Bu yönetim anlayışında positivist modern bir dünya/toplum görüşü hakimdir ve bu dünya görüşünün prensipleri doğrultusunda toplum inşa edilir ve ayakta tutulur. Bunları sorgulamak, eleştirmek devletin varlığını, meşruiyetini sorgulamak ve eleştirmek anlamına gelir. İşte devletin bu asli gücü memleketinde asıl yöneticileridir. Türkiye`de Halk (Yönetilenler) Cumhuriyet`in kuruluşundan bu yana ‘ne olmak istediğine’ kendisi karar verebilecek bir toplumsal güç olamadığından bu gündeme Türkiyenin ‘demokrasi sorunu’ olarak düşmektedir. Ve bu sunni bir gündem değildir. İkinci neden ise halkın bu yönetim anlayışını içselleştirmiş olması ve bununla da kendileri için ferman edilen politik, dinsel, sanatsal vb. dünya görüşlerini kendi dünya görüşleri olarak görmeye başlamış ve zamanla savunur hale gelmiştir. İşte bu yanlış bilinçtir ve bu bilinçle olaylara bakmak sunni gündemin esas damarıdır. Bu bilinç yanlıştır çünkü yönetilenler yaşadıkları dünyaya egemenlerinin yarattığı kavramsal, teorik, politik, sanatsal vs… alandan açtığı pencereden bakıyor, tartışıyor, değerlendiriyor ve düşünüyor. Bu anlamda vizyonel muhtıra ve cumhurbaşkanlığı seçimiyle alevlenen ve öncesi tartışmalarda bir kısım halkın sokaklara dökülüp laiklik adına gösteriler yapması, ve askerin müdahalesinin ‘laikliği korumaya’ yönelik bir müdahale olduğunu düşünen/sananlar işte bu türden bir sunni gündemin kurbanlarıdır. Elbette sunni gündemlerin bu türden tek sonucu yoktur. Özellikle egemenlerin egemenliğini ve var olan toplumsal ilişkilerin devamını sağlamaları bakımından da çok ciddi katkılar sağlayabilirler. Yine son tartışmalar nezdinde bunu görebiliriz: Türkiye`nin iktidarını elinde tutan asli gücü TSK başta laiklik olmak üzere Türkiye Cumhuriyetinin temel prensiplerini koruyan bir güç olarak algılanıyor ve laikçi/modern/batılı çoğunluğun gözünde değerini ve yerini tartışılmaz kılıyor, çünkü halk bu gücü kendi gücü, bu gücün çıkarlarını kendi çıkarları olarak görüyor ve bu bilincin egemenliğinide aşkınlaştırıp kutsallaştırıyor. Böylece güvenlik, dış/iç düşman gibi söylemlere endeksli politikalar, harcamalar vs. sorunsallaştırılamıyor ve egemenliğin ebediliğine katkı sunacak toplumsal bir taban yaratılmış oluyor.
Peki ortada gerçekten bir ‘irtica’ tehditi var mı? Türkiye`de elbette nasıl ki kurulu toplumsal sisteme entegre olmamış/edilememiş devrimci Marxistler varsa sistem için aynı marjinalliği koruyan fundamentalistler de vardır. Ancak bunların kurulu sistemi devirme güçlerinin Marxistlerin gücünden fazla olduğunu sanmıyorum. Bu yüzden nasıl ki Marxistler sistem için şu anda bir tehdit oluşturmuyorlarsa fundamentalistlerde bir tehdit unsuru değillerdir. Geriye sistem için tehdit oluşturan bir tek güç Kürtler kalıyor, yani sisteme entegre edilememiş ve Türkiye`nin ulusallık varlığını sorgulatan Kürtler. İşte yaşanan ‘darbe ve irtica gündemi’ siyasi sorunların temelinde yatan sisteme entegre olamamış grupların bu yarım kalmış süreçlerinin tamamlanmasına gelenekten gelen tepeden inmeci (askeri) bir müdahaleyle yardımcı! olmak, bunları hizaya getirmeye girişmektir. O müdahale bugün ‘irtica’ diye harekete geçer ama azınlıkta olsa sadece ‘irticacıları’ ‘anti-laikleri’ yok etmez, başta Kürtler ve devrimciler olmak üzere, kurulu sistem için tehlikeli ve marjinal gördüğü tüm unsurları bütün gücüyle yok eder, özellikle 80 darbesinin yaptığı gibi. O yüzden çanlar henüz egemenlerin baktığı pencereden yaşadığı topluma bakmayanlar ve hatta o bakışı eleştirenler, karşı çıkan herkes için çalıyor.


cetinguerer@yahoo.de

BİR CEVAP BIRAK