Anılarla Demirel ve İş Güvencesi

Anılarla Demirel ve İş Güvencesi

0
PAYLAŞ

Beğenmediğim tarafları yok mu? Elbette var. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamları konusunda verdiği karara, sonradan kendisinin de çok üzüldüğünü sanıyorum.

“Plan” değil, “pilav” tanımlaması ile yaptığı başlangıç, popülizm ve toplumun yararına olmamıştır.

1960 sonrası ve 1961 Anayasası ile getirilen haklar, özgürlükler ve düzenlemeler ilgili, 50 yıllık süreç içinde, ileriya değil geriye sayım gerçekleşmiştir. Elbette bu gelişim süreci içinde, Demirel’in de payı vardır.

Milliyetçi Cephe hükümetleri de, bence politik çizgi bakımından olumsuz bir gelişmedir.

Bu üç konu, önemli ve eksi değerlendirilecek bir durumdur.

Ancak iyi bir Cumhurbaşkanı olmuştur. Ölenin arkasından konuşulmaz. Bu iyi bir düşüncedir. Söylediklerim, kişisel bir değerlendirmedir. Gerçekliktir. Kötü konuşma olarak değerlendirilmemesi gerekir.

Burada, bir çalışma yaşamı ile ilgili tavrı, bir de isteğim ile ilgili sözü konusunda, anılarla yad ederek ışıklar içinde olmasını diliyorum.

90’lı yılların başları. Çalışma yaşamında “iş güvencesi” konusu gündeme getirildi. İşverenler, nerdeyse Türkiye batar noktasında konuyu tartışmaktan bile kaçındılar. Tek söz “istemezük.”

Politika olarak, konunun gündeme getirilmesi, önce dış dinamikleri harekete geçirmek, sonra da iç dinamiklerle sonuca ulaşmak yolu benimsendi. Bu konu ile ilgili, ILO sözleşmeleri önce onaylanacak mevzuatımıza kazandırılacak, sonrada bu çerçevede yasal düzenleme yapılacak.

158 sayılı, konuya ilişkin ILO sözleşmesinin onaylanması ile ilgili prosedür tamamlandı, diğer sözleşmelerle beraber, TBMM gündeminde görüşülerek kabul edildi. Başbakan Demirel. Cumhurbaşkanı tarafından imzalanarak yürürlüğe girecek. Ancak, 158 sayılı ILO Sözleşmesi’ni Cumhurbaşkanı imzalamadı ve yeniden görüşülmesi için TBMM’ne geri gönderdi.

Şaşırdık. Nasıl olur diye. Çünkü, ILO Sözleşmesini onaylayıp onaylamamak, ülkelerin kendi tercihleri. Onaylamayabilirler. Ancak onaylayacaklarsa, virgülünde bile değişiklik yapmadan onaylamak durumundalar. Onayladıkdan sonra da, yasaların üzerinde bir durumu var ve Anayasa’ya aykırılığı iddia edilemiyor. Bir yıl içinde de, iç mevzuatın buna göre düzenlenmesi gerekiyor.

Cumhurbaşkanı’nın yeniden görüşülmesi istemiyle iade etmesi, bir değişiklik yapılması olasılığını gündeme bile getirmiyor. Ya kalacak ya da aynen yeniden gönderilecek. Bir nevi, belki kalır kalmazsa da zaman geçer diye düşünülmüş olabilir. Bir oyalama.

Sonuç olarak, bir süre geçtikden sonra, TBMM gündemine yeniden alındı. Aynen kabul edildi. Cumhurbaşkanığı’na imzaya gönderildi. O zaman da Cumhurbaşkanı Demirel. Onayladı. Resmi Gazete de yayımlandı ve yürürlüğe girdi.

İşveren kanadının yoğun baskıları ve girişimleri sonucu, iç mevzuatı düzenlemeye ilişkin yasal düzenleme ise bir ürlü yapılamıyor.

O dönemde, Çalışma Genel Müdürü olarak görev yapıyorum. Çalışma yaşamına ilişkin yasal düzenlemele yapılıp, Cumhurbaşkanığı Makamına “onay” için iletildiğinde, zaman zaman oradan çağrılarak, yekililere düzenlemelere ilişkin bilgi verme konumunda da oluyordum.

Bu görüşmelerin birinde, sohbet sürecinde, 158 sayılı ILO Sözleşmesi’nin başına gelenleri aktarıp, hoşgörülerine de sığınarak, bürokratik dile de son derece dikkat edip, sözleşmenin yeniden görüşülmek üzere gönderilmesinin bir anlamı olmadığını da aktardım. Şaşkınlıkla dinlediler ve bize bu konu bu şekilde aktarılmadı diye de ekledier. Bu samimi yaklaşımları, beni biraz daha cesaretlendirdi. Size şu şekilde, şunlar, konunun bu kısmını belirtmeksizin aktarmışlardır diye de devam ettim. Bu açıklamaya ise, bu denli ayrıntılı aktarınca, daha çok şaşırdılar. Hissettiğim, kendilerine eksik bilgi vererek, hukuki durumu tam belirtmeden aktarmış olmalarına ve bu aktarıma dayalı işlem yapılmış olmasına ve burada ki katkılarına üzüldüler.

Şimdi bu konu ile ilgili durumu sorduklarında da, iç mevzuatın düzenlenmesi gerekiyor. Bu engellemeler yüzünden yine uzuyor diye de belirttim.

Bu görüşme bir sohbet çerçevesinde geliştiği için ben de kaldı, o zaman ki yönetime de bunu aktarmadım.

Aradan kısa bir zaman geçti. Cumhurbaşkanlığı’nın Başbakanlığa gönderdiği bir yazısı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına da “gereği” için iletilmişti.

Yazı, Cumhurbaşkanı olarak, Demirel tarafından imzalanmıştı. Kısa ve öz bir yazı idi. 158 sayılı ILO Sözleşmesi’ni onayladık. Yasal mevzutaımıza girdi. Ancak öngörülen iç mevzuatımıza ilişkin düzenleme hala yapılmamıştır denilerek, öncelikle yapılması isteniyordu.

Cumhurbaşkanı’nın, bir ILO Sözleşmesi ile ilgili, hem de “iş güvencesi” konusuna ilişkin, sözleşme konusunda bu içerikde bir yazı göndermesi, ilk ve tek örnek olma durumundadır. Ve İmza Süleyman Demirel.

Tabii bunda, kısa bir süre önce Köşk’de yaptığımız görüşmenin bir etkisi olmuşmudur bilemiyorum. Bu yazıyı görünce gülümsemek durumunda kaldım ve sevindim.

Bir de, küçük kişisel bir anı. Çalışma Genel Müdürlüğü dönemimi aktarırken, beş kez vekaleten, altı kez hayaleten, iki kez Kararname ile iki kez de Mahkeme kararı ile görev yaptığımı belirtip, 15 kez geldim gittim diye, espri katarak aktarırım.

Bu durumu, daha sonraki yıllarda Cumhurbaşkanlığı Danışmanı olarak görev yapan, duayen sendikacılardan rahmetli Mustafa BAŞOĞLU’na aktarmıştım. Oda bu kadar çok mu senin gelip gitmelerin diye de, Demirel den bile fazla diye espriyi sürdürmüştü. O zaman bende devam etmiştim. Demirel’e hiç oy vermedim ama, bu rekorum nedeniyle bir şapkasından almayı hak kazadım herhalde diye, yine Köşk’de bir sohbet sürecinde aktarmıştım.

Bir süre sonra, Başoğlu telefon etti. Konuyu aynen Cumhurbaşkanımıza aktardım. Sana bir şapka ayırdı diye. Ama sonra gidip o şapkayı alamadık. O yüzden alacağım var.

Altı ay kadar önce, Başkent Üniversitesi’ne gelmişti. Orada güzel bir konuşma yaptı. Giderken, asansörden arabasına kadar da elektrikli araçla, Mete Akyol şoför olarak götürüyordu. O zaman, bu şapkayı hatırlatacaktım olmadı. Son görüşüm de böyle oldu.

Işıklar içinde olsun. Yine söylüyorum. Son söz olarak. kelimenin tam anlamıyla, “Devlet Adamı” idi.

Bazı, başkaları ile mukayese bile edilmez. Işıklar içinde olsun.

Ankara. 23 Haziran 2015. Salı. ismail.bayer1@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK