ŞANLIURFA'DAN… GAPkaç

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın kısa süre önce açıklamış olduğu “GAP Eylem Planı”na dikkat ettiniz mi? Açıklamasını dinlerken bana gayet garip gelmişti. “Tüm bunlar için geç kalınmadı mı, bunlar zaten projenin başlangıcından bu yana kat edilmesi gereken evreler değil miydi” diye düşündüm. Şimdi düşünün, siz bir belediyesiniz ve asfaltlandırma çalışmaları yapıyorsunuz. Amacınız daha yaşanır bir kent kılmak. Asfaltlar yenileniyor, sokaklarınız artık daha düzgün, caddeleriniz parıldıyor derken, altyapı için kazma çalışmalarına başlıyorsunuz. Önceliklendirmede bir sorunuz olmaz mıydı? Şimdi ne oldu şehrin hali?

GAP yaklaşık 30 yıldır Güneydoğu Anadolu’ya güzel bir gelecek, büyüme, gelişmişlik vaat ediyor. Belki bu yüzden bu defa GAP ile ilgili hiç heyecanlanmadığımın farkına vardım. Size benim gibi birçok örneği parmağımla gösterebilirim. Çünkü biz bunu bayadır dinliyoruz. Üstelik içinde yaşayan biri veya birileri olarak. Başlangıçta heyecanlanmadığımı söyleyemem, artık sabırsız olduğumu da. Ben bunları ilk kez duymuyorum ki. Zamanın Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve Başbakanı Tansu Çiller GAP’ın çıkış ağzında açılış yaparken ben çocuktum ve milli bayram gibi izlemiştim TRT’den canlı yayınlanan programı. O gün bizim evden marş sesleri duyulmuştu, “Harran’a su geliyor” türküleriyle karışık.

Peki, ne oldu da ben ve benim gibi insanların heyecanları köreldi? Bu şehirde resmi kurumlar GAP’a hala methiye düzüyor olsun, sokakta ben hiç böyle duymuyorum. Şöyle açıklayayım: Biz gördük ki, adı kendinden büyük bir hale geldi bu projenin. Seçim zamanlarına malzeme oldu. En büyük ihmallere geldi. Hep batıdan yana taraf tuttu yatırımlar. Neden bu kadar zaman ertelendi. Biz buranın çocukları olarak büyürken bir de baktık ki, GAP sırasını bekliyor. Ama o bizim gibi beklerken büyüyemedi, hantallaştı. Bu sürede hiç dikkatinizi çekti mi, GAP kapsamında ne çok toprak yabancılara satıldı. Sizce de dikkat çeken bir detay değil mi?

Çok bilindik ve zamanında yeterince üzerinde konuşulmuş, yazılmış, tartışılmış bir konu geliyor hemen aklıma.  Avrupa birliği komisyonu tarafından açıklanan 6 Ekim tarihli raporun 9’uncu sayfası. Diyor ki 9. Sayfada “Su, önümüzdeki yıllarda giderek stratejik bir konu olacak ve Türkiye’nin (AB) üyesi olması sonucu, su kaynaklarıyla Dicle ve Fırat üzerindeki barajlar ile sulama tesislerinin uluslararası yönetimi (çok uluslu bir şekilde yönetilmesi) beklenebilir ve bu AB için bir büyük meseledir". GAP Türkiye'nin yüzde onunu kapsarken, şeytan sizin de aklınızı çelmiyor mu?

Bugün Şanlıurfa da GAP ile birlikte verimleşmesi gereken topraklar yazımın başında ifade ettiğin gibi yanlış zamanlama, önceliklendirme yapılmadığı için kaybediliyor. Bilinçsizce sulanan topraklar erozyona uğruyor. Yıllar içinde verimini artacağına inanılan topraklar salma sulamanın yanlış kullanımından dolayı verimini kaybediyor. Erozyon nedeniyle günde bin 140 ton bitki besin elementi bakımından zengin üst toprak ülkemizi terk etmekte. Gerçek bir erozyonun yanında, tuzlanmadan kaynaklanan bir toprak kaybı da yaşıyoruz. GAP eylem planında yer alan tarım iyileştirme ve eğitimleri için sizce de geç kalınmadı mı? GAP’ın zaman kaybı haricinde getirilerinde de açık verilmedi mi?

Tüm bu yönleriyle baktığımda GAP projesinin Şanlıurfa için bir kapkaç olduğu fikrine kapılamaya başladım. Toprak kayıpları, zaman kayıpları ve daha neler neler. Oysa bu kentin çocukları büyüdü, şimdi işsiz. Toprakları verim riskleri göstermeye başladı. Beklemek onu eylemsizleştirdi. Hepsinden önemlisi hayalleri kapıldı, kaçıldı. Belki de sırf bu yüzden beyin göçleri yaşıyor.

Dünya Amerika'nın bankalarıyla eğlene dursun, döviz hesapları kabaranlar, medya iktidar diyalogları ben petrolün, kimyasalın, geleceğin pazarlıklarında ikinci planda kalacağını düşünüyorum. Su ve güneş gözümde büyümeye başlıyor. Kuraklık sinyallerini vermeye başladı bile.

Şimdi Şanlıurfa’yı gözünüzün önüne getirin bir. Ben su tabancalarıyla yapılan bir savaş görüyorum gelecekte. Şanlıurfa bunun ortasında kalacak gibime geliyor. Bu savaşta en çok ıslanan sanki o olacak.

Not: Başlangıç yazım için yazmış olduğunuz tüm yorumlar için çok teşekkür ederim. Her biri tarafımca çok değerlidir. Beni yalnız bırakmadığınız için teşekkürler. Heyecanımı, hevesimi arttırdınız, yeni fikirler verdiniz…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.