ŞANLIURFA'DAN… Tadın halleri

Şanlıurfa ile ilgili ulusal medyada yer alan haberlerin büyük çoğunluğu yörenin yemek kültürü ile ilgilidir. Bu kentin üzerine ne kadar laf edilmişse, mutlaka yemeklerinin bahsi geçmiştir. Takip etme durumunuz olsa bunu siz de çok açıkça görebilirisiniz. “Can boğazdan geçer”, Şanlıurfa için söylenebilecek kusursuz bir deyiş gibi geliyor bana. Yemek kültürü o kadar geniş ki, üstelik çeşitli kültürce de beğeni bulabilen, nadir damak tatlarını barındırıyor içinde. Ama benim bu noktada dikkatimi bambaşka bir yön çekiyor. İnsanların damak tatları toplumsal yaşamını biçimlendiren belli başlı bir konu. Zamanla başkalaşarak, sosyo-politik bir anlam oluşturuyor. Şüphesiz ki sosyologlar bunun açılımını daha net yapabileceklerdir ama damak tadının bir kenttin sosyo-ekonomik yapısını bu derece etkilemesi beni de derinden etkiliyor. Çünkü burada yaşayan sosyal bir varlık olarak benim yaşam biçimlerim de tüm bunlarla birlikte şekil buluyor. Şüphesiz ki ben burada küçük bir örnek oluyorum. Toplamı siz bir hayal edin.

Benim anlatmak istediğim şeylerde birebir bunlarla alakalı. Şöyle ki: çok yediğinden şekeri yükselip, cinnet geçirenden tutun, beslenme bozukluklarından kaynaklanan kilo artışının, alışveriş tutumlarınızı değiştirmesine, gitgide bir sektör haline gelen kırmızı biber kurutup öğütme (isot) geleneğinin çalışmayan ya da çalışamayan kadınlar için bir pazar ekonomisi yaratmasına kadar her ne varsa sizin yaşamanızı da etkiliyor.  Ve bunlar sadece ilk akla gelen rastlantısal örnekler.

Sadece isot için konuya baktığınızda bile, hiç alakanız olmasa da biber kurutulan damlardan gelen geniz yakıcı bir kokuyla yaşıyorsunuz, apartmanınızın su çıkışları tohumlarla tıkandığından apartman aylığına ek ödemeler yapıyorsunuz. Kadınlar paranın hareketliliğinde yer almaya başlıyor ve muhakkak ki altın piyasasında bir hareketlilik oluyor. Çünkü burada yatırımlar için cazip seçenekler gayrimenkul veya altın. Küçük tasarruflar, kadınların önceliğiyle altında hayat buluyor. 24 ayar altın ve burma bilezikler, sosyal hiyerarşide de sınıflandırmada da mutlak kıstaslar arasında yer alıyor. Şehrin göbeğine biber heykelleri dikiliyor. Heykel diyip geçmeyin, sanat tarihinde heykeller bir toplumu anlatmakta ne derece önemli, şüphesiz ki tanık olmuşsunuzdur.

Mesela; yerel medyada fıstık Gaziantep’in mi Şanlıurfa’nın mı tartışmalarına takılıyorsunuz, sıra geceleri* kitaplarınıza konu oluyor,  peyniriniz kentin adıyla anılıyor, yayılıyor… Ticaret Borsası Türkiye’de bulgurun en çok tüketilen yerlerinden biri olan Şanlıurfa için fiyatları belirliyor.  Ekmek fırınlarınız dürüme alışkanlığına yönelik başkalaşıyor. Taş fırınlarda elektrik değil de kaba yakıt kullanıldığından çevre kirliliğinde dikkat edilmesi gereken durumlar oluşabiliyor. Dost sohbetlerinde acı yemeniz gerekebiliyor. Bunlar gibi en basitinden, en karmaşığına kadar yüzlerce örnek vermek mümkün.

Toplu eğlence mekanları yönünden kısır bir kentte, insanların sohbet mekanları sabah saatlerine kadar açık olan ciğer kebapçıları ise, akşam sekizden sonra boşalan sokakların dolu yerleri yemekçilerin olduğu yerler ise sizce de sosyalleşmede damak tadı, yemek yeme edinimleri önemli olmaz mı? Bu tarihte de günümüzde de hep böyle olmamış mıdır? Avlanmaya giden ilk insandan bu yana yemek yeme önemini sergilememiş midir? En önemli konular en güzel sofralarda konuşulup karara bağlanmamış mıdır?  

Kan davaların uzlaşmalarında barış yemeklerle ilan ediliyorsa,
Büyük ailelerinin düğün yemeklerinde menüler dedikodu konusu oluyorsa,
 Ayşe Fatma’dan daha iyi yemek yaptığından evlenmek için ideal kız oluyorsa,
Kilolu bebeklere anneleri daha iyi bakmış oluyorsa,
Mangal tutkusundan, ormanları yanıyorsa,
Bu kentin ladesleri yemeklere tutuluyorsa,
Duaları öncelikle,  “Tadımız tuzumuz kaçmasın” oluyorsa…
Gerisini siz düşünün artık, tatlar ne ediyor bazen bir hayatta.
Ve daha yazacağım, tadına varıncaya kadar.

*Sıra Gecesi: Bugün turistik amaçlı olarak aksi gerçekleşse de aslında erkelerin her hafta bir üyenin ev sahipliğinde toplanarak sohbetler ettiği, türküler söylediği, beraberinde çiğ köfte (çiğ et ve bulgur ile yapılan bir yemek) ve tatlı ikramının yapıldığı toplantılardır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.