Anne, mutluluğun resmini çek!..

Anne, mutluluğun resmini çek!..

0
PAYLAŞ

Yorgun sözcüklerim…
Üzgün sözcüklerim…
Manasızlıklardan yoruldu…
Kirlenen dünya da kirlenen sözcükler…
Fotokopi haberlerden, yorumlardan, eleştirilerden yoruldu, sözcükler…
Yaşama dair kalitesizlikten… Bozuk yollarda atılan yamuk adımlar gibi… törenlerden, açlıktan, savaştan, trilyonlardan kuruşa metelik sallamaya, büyük adamların ne denli küçük olduklarını dile getiren sözcüklerin bıraktığı lekeli yalanlara…
Herkes bir birine pişti yapıyor; elindeki kağıtları göre göre…
‘ben …. ‘ öyle büyüdü ki, sözcüklerin dışına fırladı, yapıştı fotoğraflara, dillere…
Sözcükler boğuldu.
İsimler aynı, kişiler aynı; fotoğraflar aynı… 50 yıllık sahnenin küflenmiş senaryolar yine sahnede…
İşte sözcüklerimin sustuğu anda Deniz,“Anne, mutluluk fotoğraf yarışması varmış. Katılsana…” diyor.
-Mutluluğun resmini Abidin Dino yapamamış!.. O nereden çıktı?
-Okulda, öğretmenimiz söyledi… Sen mutluluğun fotoğrafını çekersin anne….
“Çekerim, kolay” sözleri döküldü.
Düşündüm… Fotoğrafta çocuk olmalı..
Elmaşekerli, dondurmalı, balonlu… Üzerinde kırmızı el örgüsü kazak…
İlikleri açık yelek…
Kolay mı, mutluluğun resmini yakalamak?
O resmi yıllar önce kızımın yüreğinde sakladım…
 Kızım Deniz’in ilk adım anıları içinde ‘uçan balon’ vardır.
Bursa’nın oksijeni Kültürpark’tan içeriye adımımızı atar atmaz, satın aldığımız balonu bileğine bağlar dolaşırdık. İki çocuk…
Hayvanat bahçesi kutu gibiydi… Kırmızı popolu Naciye adlı Maymunu ziyaret etmeden, tavşanlara havuç vermeden ayrılamazdık… Hele ki, dünyanın en büyük sanat eserini kanatlarında taşıyan tavuskuşunu seyrettik mi, keyfimize diyecek yoktu.
En büyük mutluluğumuz dabalonun gökyüzüne uçan halinde coştuğumuz anlar .
Zira balon yüzünden bir çok çocuğun canının yandığı bir ülkede yaşıyorum .
Zehirli gazlarla doldurulan balonlarda yanan çocuk elleri, yüzleri…
Kolay mıdır, çocuğun elinden balonu alıp gökyüzüne salıvermek?!
O kocaman rengarenk balonlu gezinin sonunda, ‘hayda özgür bırakılım balonu” sözlerini anlayamayan minik kızım, Öyle mutlu oluyordu ki, balonu bileğinden çıkartıp, gökyüzüne doğru uçtuğu anlarda…
-Nereye gitti, yıldızlarla oynamaya…
Öğrenmişti, balon evden içeri girerse tehlike olabilir .
Onun uçmayan bir sürü renkli balonlardan odası vardı
O balonu uçururken yaşadığı coşku… Balonu uçurduğu an gökyüzüne gülücükler salıyor, uçuyordu…
O fotoğrafı çoktan çekmişim…
Ödülüm de, bugün 16 yaşındaki Deniz’imin, sorgulayan, hakkını arayan, sözcüklerin peşinden koşma cesaretini yüreklice yaşaması… Göz bebeklerine gülücüklerin yapışması…
Darısı mutluluğun fotoğrafını çekmek isteyenlerin başına…

BİR CEVAP BIRAK