Antalya’da 5 yılda 70 kent hakkı ihlali!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE  – Antalya Kent İzleme Platformu (AKİP) tarafından 20 Ocak’ta düzenlenen Kent Hakkı Forumu’nun ardından hazırlanan sonuç bildirgesinde, son 5 yılda 70 kent hakkı ihlalinin yapıldığı bildirildi…

Antalya Kent İzleme Platformu’nun (AKİP) 31 Mart yerel seçimlerinde aday olacak siyasetçilerde ve oy kullanacak yurttaşlarda farkındalık yaratmak amacıyla 20 Ocak’ta Antalya Barosu’nda düzenlediği Kent Hakkı Forumu katılımcılarının bildirdiği kent hak ihlalleri raporlaştırıldı. Kent Hakkı Forumu’nda sözlü veya yazılı olarak bildirimde bulunan 60’dan fazla katılımcı, Antalya’da son 5 yılda 70 kadar kent hakkı ihlali yaşandığını tespit etti. AKİP sözcüsü avukat Mustafa Şahin tarafından platformun sosyal medya hesaplarında Antalya Kent Hakkı Forumu Sonuç Bildirgesi başlığı ile yayınlanan raporda, Antalya’da son 5 yıldaki yerel ve merkezi yönetim icraatları kent yönetimine katılım, çevre, doğa, sağlık, kentsel doku, barınma, ulaşım ve dolaşım, hizmet alımında eşitlik hakları açısından değerlendirildi.

SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR UTANÇ OLMAYA DEVAM EDİYOR

Antalya’da yaşayan ve özellikle kentsel imkânlardan yoksun bırakılanlara haklarına sahip çıkmaya ve kent haklarını “talep” etme çağrısı yapılan 10 sayfalık raporda, 5 yılda tespit edilen 70 maddelik kent hakkı ihlal listesinde yer alan başlıklardan temel insan haklarını da içeren kent hakkı ihlalleri şöyle sıralandı: “-Yüzlerce işçi ve memur Büyükşehir Belediyesi ilçe birimlerine sürgün gönderilerek uygunsuz ve zor şartlarda çalışmaya ve istifaya zorlanmışlardır. -Antalya’da yeraltı ve yerüstü su örnekleri, toprak örnekleri ve yüzlerce gıda örneği üzerinde yapılan çalışmalar ve binlerce analiz sonucunda örneklerin yüzde 40’ında kimyasal madde bulunmuştur. -Belediye otobüs şoförleri ücretsiz binen engelli ve yaşlılar ile bebek arabalı yolculara kötü muamele yapmaktadır, -Engelliler, yaşlılar kent içinde bir yerden bir yere rahatlıkla gidememektedirler. -Evsizler, suça sürüklenen çocuklar ve kadınlar kentimizin ve yöneticilerimizin utancı olmaya devam etmektedir.”

KONYAALTI’NDA DEVASA BİNALAR SAHİLİ KAPATTI

Kent Hakkı Forumu sonuç raporunda sıralanan ihlallerde çevre ve doğayla ilgili olanlar öne çıkan konulardan birisini oluşturdu: “-Boğaçayı’nda taşkın önleme adı altında dere yatağı, yapay göl yapılmak üzere, Anayasaya ve yasalara aykırı olarak kazılmıştır. -Kadınyarı ve Vasili Deresi düzenlemesinde ve falezlere bitişik otel ve restoran kullanımlarında ve halka açık plaj platformlarında Antalya’nın kimliği olan falezlere beton dökülmektedir. – Konyaaltı Belediyesinin bitişiği de dâhil olmak üzere Konyaaltı sahili boyunca izin verilen devasa binalar kente ihanetin sembolleridir. -Kişi başına en az 10 m2 olması gereken yeşil alan Antalya’da 4 m2 civarında kalmaktadır. -Bisiklet yolları son derece düşük seviyelerdedir. -Narenciye bahçesinin bulunduğu alan Hazine’den alınarak Hamidiye Vakfına devredilmesi bu alanda yürütülen tarımsal faaliyetin geleceğini belirsiz hale getirmiştir. -Otoban, viyadük, Havaalanı projeleriyle Kaş’ın geleceği, sahilleri ve koruma alanları tehdit altındadır.- Boğaçayı, Konyaaltı Sahili, Lara’da kurvaziyer limanı projelerinde ve Altın Portakal film festivalinde yer alan ulusal film yarışmasının festivalden çıkarılmasında halkın fikri sorulmamıştır.”

KENTLER, KENTTE YAŞAYANLARA AİTTİR

2014-2019 yılları arasını kapsayan dönemde yaşanan uygulamaların değerlendirildiği tespitlerden oluşan sonuç bildirgesinde özetle şu ifadelere yer verildi: “Kentler, kentte yaşayanlara aittir. Bu çerçevede, kentlerin doğal, ekolojik, tarihsel, kültürel ve ekonomik zenginlikleri kentlilerin ortak değerleridir. Bu değerlerin, idaresi, planlamasında toplum geleceğini ve kendilerini etkileyecek her türlü yerel yönetim karar süreçlerine kentlilerin aktif bir şekilde katılma hakları vardır. Yerel yönetimler, imarın kalitesinden; tüm canlıların sağlıklı, yerleşik, özendirici bir çevrede yaşama hakkından ve konut dokusunun korunmasından ve barınma hakkının sağlanmasından sorumludurlar.

DOĞAL KAYNAKLAR AKILCI KULLANILMALI

Yerel yönetimlerin, doğal kaynakları ve enerji kaynaklarını, uygun ve akılcı bir biçimde yönetme; idareli kullanma, kirliliğe karşı politikalar uygulayarak ekosistemi koruma yükümlülüğü vardır. Bu kapsamda, kentsel çevre politikaları oluşturarak, atıkların yönetimi, hava, su, toprak ve yeraltı kirliliklerinin engellenmesi; doğal ve yapay çevrenin doğa kaynaklı afetlerden sakınılması koşullarını yerine getirmek suretiyle iyi sağlık koşulları sağlama sorumluluğu vardır. 

YEREL YÖNETİMLER EŞİT HİZMET VERMEKLE YÜKÜMLÜ

Motorlu taşıtlar, gürültü, hava kirliliği, ruhsal ve fiziksel tehlike ve artık ihtiyacı karşılayamaz hale gelen yol, geçit inşaatları ve projeleri, kentleri yavaş, ama kesin bir biçimde, öldürmektedir. Yerel yönetimler, özel araçlarla seyahat hacminin azaltılması ve dolaşım güvenliği sağlayarak toplu ulaşım alternatifleri, bisiklet yolları ve kent merkezinin yayalaştırılmasına, yaya alanlarının da güvenli kullanıma dönük projeler geliştirmekte yükümlüdürler. Yerel yönetimler, yaş, cinsiyet, ırk, inanç, milliyet, sosyoekonomik ve politik statü, ruhsal ve bedensel özür gözetmeksizin, tüm insanlara eşit koşullarda hizmet vermekle yükümlüdürler.”

ANTALYA BAROSU KİTAP YAPARAK HALKA ÜCRETSİZ DAĞITACAK

AKİP sözcüsü Mustafa Şahin, Antalya Kent Forumu’na sunulan kent hakkı kavramının anlamı ile Antalya’da 5 yıllık kent hakkı ihlallerini içeren bildiriler ve kent hakkı talepleri Antalya Barosu tarafından kitap olarak basıma hazırlandığını bildirdi. Yaklaşık 200 sayfa olacak Kent Hakkı Forumu kitabı yerel ve merkezi yöneticiler ile talep eden yurttaşlara ücretsiz dağıtılacak.

İŞTE SON 5 YILDA ANTALYA’DA YAŞANAN ÇEVRE VE SAĞLIK İHLALLERİ

Sonuç bildirgesinin Çevre, doğa ve sağlık’ bölümünde yer verilen ihlallere yönelik bazı önemli başlıklar ise şöyle sıralanıyor: -Antalya’da son günlerde yaşanan şiddetli yağış, sel, fırtına, hortum, dolu gibi doğal olayların iklim değişikliğine de neden olan daha fazla kâr elde etmeye güdümlü sermaye dünyasının faaliyetleriyle bağlantılı olduğu kadar, kentsel düzenlemedeki çarpıklıklar, öngörüsüzlükler, tedbirsiz ve yetersiz yaklaşımların da ürünüdür.

‘YEDİĞİMİZ İÇTİĞİMİZ KANSEROJEN’

-Antalya’da kanser vakalarının görülme sıklığı ile ilgili bilgiler Sağlık İl Müdürlüğü’nde bulunmaktadır ve ülkemizin birim alan başına en fazla tarım kimyasalı kullanılan Antalya’da kanser görülme sıklığının ne olduğunun açıklanması gerekmektedir. Zira yeraltı ve yerüstü su örnekleri, toprak örnekleri ve yüzlerce gıda örneği üzerinde yapılan çalışmalar ve binlerce analiz sonucunda örneklerin yüzde 40’ında kimyasal madde bulunmuştur. Soluduğumuz havadan, yediğimiz yemeklerden, içtiğimiz sudan kanserojen madde alıyoruz. Ancak merkezi ve yerel yönetimler bu gerçeği görmezden gelinip ve gizlenirken, halk sağlığının korunması ve gerekli tedbirlerin alınması için bu çalışmada yer alan akademisyen hakkında, bilgileri kamuoyuna açıkladığı gerekçesiyle 12 yıla kadar hapis cezası verilmesi için dava açılmıştır.

BOĞAÇAYI TALŞKIN RİSKİYLE KARŞI KARŞIYA

-Konyaaltı sahili, Anayasa ve kıyı yasasına aykırı olarak parsel parsel tahsis edilerek büfelere kiralanmıştır. Büfeler ise yasa dışı bu uygulamada kamuya ait kıyı işgallerini daha da genişletmişlerdir. Konyaaltı ve Lara sahillerinde ve denizde, liman amaçlı dökülecek betonlarla kıyılarımız geri dönüşümsüz olarak yok edilmesi planlanmıştır.-Boğaçayı’nda taşkın önleme adı altında dere yatağı, yapay göl yapılmak üzere, Anayasaya ve yasalara aykırı olarak kazılmıştır. Yapılacak projeyle halen Boğaçayı taşkın riskiyle karşı karşıyadır.

ÇEVRE YOLU İÇİN 450 BİN NARENCİYE AĞACI YOK EDİLDİ

-Kaş’a yapılan imar planlarıyla yapılaşma riski artırılmakta ve kitle turizmine açılmak istenmektedir. Bunu getirisi olarak alana otoban, viyadük, Havaalanı projeleriyle Kaş’ın geleceği, sahilleri ve arkeolojik ve doğal koruma alanları tehdit altına girmektedir. -Karayolları para ayırmadığı için kamulaştırma yerine imar uygulaması ile Güney/Batı Çevre yolunda toplam 280 hektar tarım alanı imara açıldıktan sonra bu dönemde de süren yapılaşmalar sonucunda 450.000 narenciye ağacı yok edilmektedir.

NE SİT ALANI NE DE MİLLİ PARK DİKKATE ALINIYOR, HER ŞEY SATILIK

-Termessos, Aspendos antik kent alanlarının yakınlarından geçirilmek istenen tren yolu, Döşemealtı, Duraliler içme su kaynakları çevresindeki yapılaşmalar, Kındılçeçme, Tünektepe milli ormanlarında, Lara Kent Parkında tatil köyü planlamaları ile ne arkeolojik sit alanı ne milli park, ne de koruma alanları dikkate alınmadığı gibi artık her şey satılık hale getirilmiştir.

PLANSIZ KAVŞAKLAR KENT İLE SAKİNLERİ ARASINA DUVAR ÖRDÜ

-İmar barışı kente karşı işlenen suçları teşvik edercesine af etmiştir. Hazine arazilerinde veya kendi mülkünde, plansız, iskânsız işgalci olan bu kaçak ve ruhsatsız yapılar hazineye kaynak yaratılması adına yasallaştırılmıştır. Bey dağları ile sahip olunan görselliğe ve doğal yapıya, Tünektepe’de yapılmak istenen otel inşaatı ile zarar verilecektir. -Etütsüz, plansız 27 adet katlı kavşak ile betonlaştırılan, ayrıştırılan yerleşim alanları, araç yoğunluğu, gürültü ve kirlilik yaratılarak kent ile sakinleri arasında duvar bentler örülmesine neden olmuştur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.