Antalya’da bir garip fetih kutlaması

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE –  Selçuklu’nun kültür mirası pavyona çevrilen Antalya’da neyin fethi kutlanıyor…
 
Antalya’nın Selçuklu Sultanı I. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından fethinin 811. yıldönümü kutlamaları bugün de sürdü. Etkinlikler kapsamında bugün Cumhuriyet Meydanı’ndan başlayıp, Karaalioğlu Parkı’nda son bulan ‘Fetih Yürüyüşü’ gerçekleştirildi.
 
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Antalya Valisi Münir Karaloğlu ve Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’in de katıldığı ‘Fetih Yürüyüşü’nde, TRT’de yayınlanan Diriliş Ertuğrul dizisinin oyuncuları da yer aldı. Antalya Valisi Karaloğlu, fetih kutlamaları boyunca bol bol ok attı.
 
TÜRKİYE HAMASET VE CEHALETLE DİZİ FİLM SETİNE DÖNERKEN
Antalya’nın Selçuklular tarafından fethi geçtiğimiz yıl kutlanmaya başlandı. Bu yılki kutlamalar, 1-5 Mart tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. Tarihsel bilinçten yoksun, hamaset ve cehalet sosuna bulanmış kostümler ve etkinlikler eşliğinde iki yıldır yapılan fetih kutlamaları, sokakları, üniversiteleri ve meydanları adeta bir dizi setine dönen Türkiye’de yaratılmak istenen ‘çarpıtılmış tarih’ anlayışına hizmet etmek üzere kurgulanmış gibi görünüyor.
 
ANTALYA SELÇUKLULAR TARAFINDAN KAÇ KEZ FETHEDİLDİ?
5 Mart 1207, Antalya’nın Selçuklu’lar tarafından fethedildiği tarih olarak kabul ediliyor. Ancak bu tarihten kısa bir süre sonra, kentteki Hristiyanların çıkardığı isyanla 1212’de Antalya Kıbrıs Kralı’nın eline geçti. Dört yıl Kıbrıslıların egemenliğinde kalan Antalya, 22 Ocak 1216 tarihinde Selçuklu Sultanı İzzetin Keykavus tarafından yeniden fethedilerek yeniden Türklerin egemenliği altına alındı… Öte yandan Antalya’nın 1085’te Kutalmışoğlu Süleyman Şah tarafından daha önce de fethedildiği ve 1103 yılına kadar yaklaşık 18 yıl Selçuklu hakimiyetinde kaldığı da biliniyor…
 
KENT BİZANSLA SELÇUKLULAR ARASINDA DEFALARCA EL DEĞİŞTİRDİ
Özetle Antalya’nın tarihe bakıldığında fethiyle ilgili tek bir tarih yok. Süleyman Şah ile başlayıp, 2. Gıyasettin Keyhüsrev ile sona eren Anadolu Selçuklu devletinin tarihi boyunca Antalya bir kaç kez Bizans ile Selçuklular arasından el değiştirmiş bir kent… Kutlamalardaki panayırvari görüntüler bir yana, bugün ‘ecdadımız’ denilerek güncel siyasete alet edilen Selçukluların bıraktığı kültür mirasına ne kadar sahip çıkıldığı sorusunun yanıtı bir hayli can yakıcıdır.
 
BAKAN ÇAVUŞOĞLU’NUN MEMLEKETİNDE SELÇUKLU ESERLERİ ADETA PAVYONA DÖNMÜŞ DURUMDA
Selçuklu’nun liman kentleri olan Bakan Çavuşoğlu’nun da doğum yeri olan Alanya ve Antalya’daki kervansaraylar ya ya restoran ya da eğlence merkezine dönüştürülmüş durumda. 1231 yılında Alaaddin Keykubad’ın yaptırdığı Alanya’daki Alarahan Kervansarayı 49 yıllığına özel bir şirkete verilerek restoran ve eğlence merkezi yapıldı. Bugün tarihine ve misyonuna yakışmayan bir şekilde atıl durumda ve dökülüyor…
 
SELÇUKLU KÜLTÜR MİRASI DÜĞÜN SALONU OLDU
Yine II. Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde (1236-1246) yaptırılan Alanya’daki Şarapsahan Kervansarayı da aynı şekilde turistlerin eğlendirildiği pespaye gecelerin düzenlendiği bir eğlence merkezine dönüştürüldü. II. Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde yaptırılan bir başka tarihi yapı olan Antalya Kırkgözhan Kervansarayı da düğün ve özel eğlencelerin de yapıldığı bir mekan olarak hizmet veriyor…
 
SELÇUKLU MEDRESELERİNDEN GERİYE SADECE KAPILARI KALDI
1210-1219 arasında yaptırıldığı bilinen bir diğer Selçuklu yapısı olan Antalya Evdirhan Kervansarayı ise öylece kaderine terk edilmiş durumda…
 
Gazipaşa Yakacık köyünde unutulup giden Selçuklu ticaret yolu üzerindeki Altıkapı Han, ihmal ve ilgisizlik yüzünden yıkılacağı günü bekliyor…
 
Yivli Minare’nin hemen yanında bulunan 1239 tarihli Keyhüsrev Medresesi’nden bugün geriye yalnızca taç kapısı kalmış durumda…
 
Ünlü Selçuklu devlet adamı Celaleddin Karatay’ın yaptırdığı 1250 tarihli Karatay Medresesi’nden geriye taç kapısı ve eyvanı ulaşabilmiş…
 
Düden Çayı üzerinde bulunan 13. yüzyıldan kalma Cırnık Köprüsünün her yanı vandalizme teslim edilerek çirkin yazılarla doldurulmuş. Bir zamanlar Antalya’nın ulaşımını sağlayan bu güzel Selçuklu köprüsü, tarihi korumanın yalnızca restore edip kaderine terk etmek olmadığını haykırıp duruyor.
 
Kemer’de bulunan Selçuklu av köşkü, restore edilmesi için ihale edilen firma tarafından tahrip edilerek bırakıldı…
 
ALAADDİN CAMİ’NİN TAÇ KAPISI RESTORASYONLA PARAMPARÇA EDİLDİ
Korkuteli’ndeki 800 yıllık Alaaddin Cami’nin restorasyonu sırasında taç kapısı büyük bir cehaletle sökülerek paramparça edildi…
Antalya kent merkezi dahil bölgedeki pek çok önemli Selçuklu yapısına ait birer kimlik kartı niteliğindeki kitabelerin nerede olduğu bilinmiyor. Kimi kitabeler evlerin bahçelerinden çıkıyor, kimileri de yapılarda duvar örmek için taş olarak kullanıldığı, ya da bilinçsizce yok edildiği için kayıp…
 
SAHİ SİZ NEYİN KUTLAMASINI YAPIYORSUNUZ?
Bunlar, bugün ‘fetih kutlamaları’yla sokakları dizi setine çevrilen Antalya’dan sadece bir kaç örnek. Selçuklulardan bu yana neredeyse 900 yıldır Türk yerleşimine sahne olan Antalya’nın kırsalında Ortaçağ’dan kalma bir tane sivil mimari örneği konut kalmadı…
 
Bir zamanlar Anadolu Selçuklu Devleti’nin iki önemli limanı olan Alanya ve Antalya’da tek bir Selçuklu tarihi müzesi yok…
Sahi, başta Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu olmak üzere devletin idarecileri ve siyasiler Antalya’da neyin kutlamasını yapıyor?
 
Önceki haberDinleyin, yitip giden sizin öykünüzdür
Sonraki haberŞeker fabrikaları meğer çoktan özelleşmiş!
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

nineteen + fourteen =