Antalya’da Sahnede Altı Trompet

Antalya’da Sahnede Altı Trompet

0
PAYLAŞ

Emekli oluyor, yasal olarak. Sanatçı sahneden emekli olamaz ki. Dinliyeceğiz, çalışmalarını izliyeceğiz daha. Erden BİLGEN’i izlemeğe ve dinlemeğe devam edeceğiz.

Tanıyalı ve dinlemeğe başlayalı her halde bir çeyrek asır oldu. Almanya’dan yeni dönmüşlerdi. Ankara da yeni bir başlangıç. Sonra Antalya. Bu arada Bursa ve İstanbul da var tabii. Ayrıca, müzik sohbeti ile yoğun gerçekleşen bir KÖLN seyahatimi de var. Sık sık olamasa da, bazı akşamlarda, sofra buluşmaları da var. Hele gecenin ilerleyen saatlerinde, günün yeni bir güne değişimine yakın, kahve ve kanyak. Bu sadece bir müzik-konser yazısı değil. Bir yaşam süreci ve tını zenginliği içinde gelişen, dostluk, kardeşlik. Anılar yolculuğu aynı zamanda. Köy Enstitülü bir babanın çoçuğu, hemşehrim Balıkesir’li ayrıca. Bir başka özelliği de, CSO obua sanatçısı, Güzin hemşiremizin eşi.

Bence, unutulmaz bir akşamdı. Bursa Devlet Senfoni Orkestrası ile birlikte, galiba ilk kez seslendiriliyordu. İki Trompet için Konçerto. Bir başka özelllik, makam müziğinde “Nikris” makamı az bilinen bir makam. Bu makamdan yola çıkarak, tınılar zenginleşerek çoğalıyordu. İki Trompet. Birincisi Erden Bilgen. İkincisi de Gerassimos IOANNIDIS. Komşudan geliyordu Yunanistan’dan, bizden biri sayılır. Nikris makamında, Ege’nin iki kıyısından iki kıyısına, trompet’in tınıları ile adeta, güvercinler uçurtarak barış şarkıları söylüyorlardı. Ege’de düğünlerde, klarnet ve trompetin yeri ayrıdır. Gelin almağa onlarla gidilir.

Bu akşam, altı trompet içinde Gerassimos IOANNIDIS de yer alıyor. Bursa konserinden sonra, Uludağ eteklerinde süren, müzikle – yemek gecesi sonrası, birlikte yolculuğa çıkıp, İstanbul’dan Atina’ya yolcu etmiştim. Antalyada Aspendos’da, yıllar önce Atina Devlet Opera ve Balesi Orkestrası içinde de yer almıştı. Antalya’da bu görüşmeden sonra bu akşam yine Antalya’da dinliyoruz.

Bir başka Trompet sanatçısı. Avrupa’lı demek yeterli. CSO ile de konser verdi. Türkiye’ye yabancı değil. O da Erden BİLGEN’in dostlarından Lars RANCH.

Genç bir Trompet sanatçısı. Bandırma’dan Marmara’yı geçerek İstanbul’da süren bir müzik yaşamı ve akademisyenliği, Akdeniz buluşmasına o da katılıyor. Utku AKYOL.

Erden BİLGEN’in Anadolu Üniversitesi’nden öğrencisi de olmuş bir başka sanatçı, hoca ve öğrencisi, aynı sahnede yan yana, Volkan COŞAR.

Sahnede yer alan altı trompet arasında bir bayan Trompet sanatçısı daha var. Erden BİLGEN ile Anadolu Üniversitesi’n de birlikte olan, Okyanus ötelerini trompeti ile dolaşıp gelen, Ege’li, Anadolu Üniversitesi’nde akademisyenliğini de sürdüren Zeynep ÇİLİNGİR.

Bir çok ülkede, bir çok sahnelerde, bir çok festivallerde yer almış, altı trompet sanatçısı sahnede birlikte, yan yana.

Ve Şef, Sedat DAĞHAN DOĞU. Sahnede bir genç. İlk kez izliyorum. Ankara’da BİLKENT’de başlayan, Bursa Uludağ Üniversitesi’n de görevi süren, müzik ile gelişen bir yaşam. Sahnede hakimiyetine şaşırmadım desem, doğru olmaz. Şaşırdım. Yönetimi ile kendine güven ve müziğe hakim olarak, Orkestrayı bir sulardan bir başka sulara taşırken, son derece başarılı. Orkestra da severek, bütünlük içinde bu yolculuğu sürdürüyor. Bu Şef’e dikkat. Başka konserlerini de izlemeğe çalışacağım.

90’lı yılların ortalarına gittim. Bu orkestra’nın kuruluşua ve ilk konserine. Sheraton Oteli’nin salonuna. Şef. İnci ÖZDİL. Sıdıka ve İnci ÖZDİL kardeşler, ne emek ve özveri ile bu orkestrayı oluşturmuşlardı. İlk kadın orkestra Şefi olarak, bir orkestrayı kuruyordu aynı zaman da İnci ÖZDİL. İnci ÖZDİL’i sonraki yıllarda, Ankarada, Eskişehir’de ve İstanbul’da (şimdi çürümeye terkedilen) AKM de izledim. Son görevi, Bursa da çok istediğim halde olmadı bir türlü. Zorluklar, kırılganlıklar içinde süren, başarılı bir müzik yaşamı. Bence değerini bilemedik ve iyi değerlendiremedik.

Programa gelince, beş asır öncesine uzanan tınılar. M.A. CHARPENTİER’in “The Deum” eseri. Eserin tek bölümlü bu girişi, günümüzde değişik alanlardan bize ulaşmayı sürdürüyor. Altı Trompet ile de Antalya da konser, bu eser ile başladı.

Altı Trompet, Alman besteci G.P.TELEMAN’ın “Ouvertürsuite” i ile sürdürdü konseri. Bu eserin prömiyerini Erden BİLGEN, düzenlediği 1.Ankara Trompet Festivali’nde Başkent Üniversitesi’n de gerçekleştirdiğinde, izleyememiştim. Ve ilk kez dinliyordum. Şef, orkestra ve altı trompet, Antalya’da yaşanan güzel bir gecenin tınıları gerçekten unutulmaz. Keşke kayıt yapılabilseydi.

Konserin ilk bölümü, geçen yüz yıl yitirdiğimiz, Amerikalı besteci Leroy ANDERSON’un eserine ayrılmıştı. “Bugler’e Holiday.” Konserin değişik birinci bölümünden sonra, bir başka renkli bir dinleti ile ikinci bölüm başladı.

Kuzey denizine doğru yol aldık.Kar fırtınları arasında bazen coştuk, bazen dans ettik, bazen romantizmin selinde yüzdük. Askeri marşdan, doğa yürüyüşüne. Sadece kışı değil, ilk bahar ve sonbaharı da yaşadık. Şiirsel bir yaşam süreci. Zaten müzik şiir üzerine kurulu. Şiirle bu yolculuk, tabi ki PUŞKİN’in dizlerinin tınılara yansıması. Georgi Vasilieviç SVİRDOV, geçen yüzyıl da yaşamış, bize 90’ların tınısını vr renklerini getiren “Kar Fırtınası” eseri.

Bu eseri dinledikten sonra hemen Petersburg’a doğru yolculuğa çıkmak vardı. PUŞKİN’in yaşadığı coğrafyayı onun şiirlerinin kaynağı doğanın kucağında, şiirlerini yeniden yeniden okumak ne güzel oludu. Bir başka ülkede Viyana da bu yazıyı hazırlarken, PUŞKİN’i yeniden okumak istiyorum.

Sedat Dağhan DOĞU bu eseri orkestra ile birlikte, Rus tınılarının zenginliği içinde, bir tabloyu oluşturur gibi, Puşkin dizelerini dinler gibi, bizi çoşkulu uzun, renkli ve tınıların büyüsü içinde dolaştırdı. Onun için diyorum bu Şef’e dikkat.

Tekrar Erden BİLGEN’e dönmek istiyorum. Geçtiğimiz yıllarda, yine Antalya Devlet Senfoni Orkestrası ile bu salonda, bakır üflemeli çallgıların çeşitliliği içinde bir konseri yönetirken de izlemiştim. İstanbul’da Süreyya Operası’nda dönemin kıyafetleri ile sahneye çıkıp, Barok müzik konserinde de dönemi, görsel olarak izleyip dinlemiştim. Bu renk ve tını zenginliğini asıl bir başka eseri belirterek, henüz gerçekleşmeyen bir özlemimim yeniden iletmek istyorum.

Yeni Zelendalı besteci, Gary DAVERNA’nın, Çanakkale Şehitleri için onlara ve Erden BİLGEN’e ithaf ettiği,”GALLİPOLİ” eserini belirtmeden geçmek istemiyorum. Bu eseri denizler ötesinde seslendiren Erden BİLGEN, CD’sinde de yer vermiştir. Her yıl, Çanakkale şehitleri için düzenlenen, bu yıl 100 yılını anacağımız, tarhimizdeki bu özel gün için, bu eser neden selendirilmez Çanakkale’de bu soruyu yinelemek istiyorum. Yeni Zelenda’lı ve Avustarlya’lıların bu gün için geldiği Çanakkale’de, bizim orkestralımız ile Erden Bilgen bu eser seslendirse, dünyaya daha yaygın bir şekilde duyurulsa ne güzel olur. Ne anlamlı bir buluşma gerçekleşir. Bu neden gündeme getirilmez, anlayabilmiş değilim. Devlet yönetimine, Çanakkale Belediyesi’ne, bu çağrımı bir kez daha buralardan yineliyorum.

Antalya’da ki konser sonrası, trompet sanatçıları, şef, bazı sanatçılar ve Erden BİLGEN’in katılımı ile, sadece bu konser için Antalya’ya bir günlüğüne gelen 50 ye yakın, sevenleri ile bir dostluk kardeşlik zinciri kurar gibi, gece sofrada da sürdürüldü. Erden BİLGEN ile ilgili konuşuldu, o konuştu. Gece, yeni bir güne geçiyordu, müzik ve yaşam iç içe, geceyi kapatmayıp sürdürüyordu. Sağolasın, tını zenginliğini, emekli olsan da iletmeni sürdürmen dileğiyle.

Erden BİLGEN ve müzik yaşamı ile ilgili yazılacak daha çok şeyler var. Yazıyıyı da daha fazla uzatmamak gerekiyor.

Ama son bir nokta. Erden BİLGEN’in “Geleneksel Süit” adlı eseri, geçtiğimiz yıllarda, Viyana Flarmoni’nin tarihi salonu, “Musikverein Grosser Saal” de, Viyana Ton Künster Orkestrası tarafından da seslendirilmişti.

Bu hafta, o salona giderek, konser izlerken, bu tarihi salonda senin eserinin tınılarının izlerini arıyorum diye, Erden BİLGEN’e selam gendermek güzel olacak.

Bulursanız benim bildiğim iki CD’sine ulaşıp, onun tınılarıyla yolculuğunuzu sürdürebilirsiniz.

Viyana. 2 Şubat 2015. Pazartesi. ismail.bayer1@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK

fifteen + eleven =