Antigone ahlakı 2

PAYLAŞ

Antigone’nin ahlakı açık ahlaktır, gerçek aydın ahlakıdır. Bilincinin ışığında yol alan ve toplumsal önyargılarla ya da baskılarla savaşmayı göze alan Antigone bu yönden kardeşi güzel İsmene’yle tersleşir. İsmene için yetkeye başkaldırmak diye bir şey söz konusu olamaz. Antigone sorar kızkardeşine: “Sevdiklerimize kinin adım adım yaklaştığını duymuyor musun?”. İsmene şaşkındır. Antigone şöyle der: “Her şey ortada. Soyuna mı bağlısın yoksa yüreğin çürümüş mü, bunu yakında göstereceksin.” İsmene olan bitenden pek bir şey anlamamış gibidir. En yetkili en güçlü adam Polyneikes’in gömülmesini istemiyorsa buna karşı çıkabilir miyiz? Şöyle der İsmene Antigone’ye: “Unutma biz kadınız, erkeklere karşı hiçbir zaman haklı olamayız. Kral kraldır: onun buyruklarına, daha katı buyruklarına bile uymak zorundayız.” Olacak iş vardır olmayacak iş vardır. “Olanaksızı denemek kötü şeydir” der İsmene.
Gerçekte insanlar Antigone gibi düşünseler de sonunda korkudan suspus olmuşlardır. Antigone yüreksizlerden yakınır: “Korku ağızlarını kapamasaydı beni dinleyenlerin tümü beni haklı görme yürekliliğini gösterecekti.” Saf ve yüreksiz İsmene bu durumda kardeşine bari birlikte ölelim gibilerden bir şeyler söyler.“Ben aşkı paylaşmak için varım kini değil” diyen Antigone elbette böyle bir şeye yanaşmayacaktır: “Hayır, ölümü seninle paylaşamam. Emek vermediğin şeye sahip çıkma.” Durum apaçık ortadadır: “Sen yaşamayı seçtin ben ölümü uygun gördüm.” Daha önce de belirttiğimiz gibi ne olursa olsun yazgının önüne geçilemeyecektir, yazgı yavaşça ağını örmektedir. Koro’dan şu sesler yükselir: “Ne mutlu yaşlanıp da mutsuzluğu tanımamış olana. Gökler bir defa bir evi vurdu mu yıkım yavaş yavaş ilerler ve evdekilerden birini bile atlayıp geçmez.”
Belki burada en güç durumda olan kişi bükülmezliği birinci adam olmanın zorunlu koşulu olarak gören ve yumuşaklığı bir zayıflık olarak değerlendiren ve bu yüzden yaşamını zehir etmeye doğru giden Kreon’dur. Onun bir güçlüğü de bir açmazı da oğlu Hemon’un Antigone’yle nişanlı olmasıdır. Hemon babasına sonuna kadar karşı çıkamasa da onu onaylamadığını açıkça ortaya koyar. Birini gerçekten ama gerçekten sevdiniz mi onunla ölmeye hazırsınız demektir: Hemon’un dingin görünümü, görüşlerini daha yumuşak ortaya koyması belki de buradan gelmektedir. Kreon için her şey kurallar kadar basittir: “Oğlum aşk bir hazdan başka bir şey değildir, bir kadın için usunu yitirme.(..) Hadi bu zavallı kızı kötü bir varlık olarak at gitsin, bırak Hades’le evlensin o, bu onun hoşuna gider.(..) Bir halkın seçtiği kimsenin sözü büyük olsun küçük olsun doğru olsun yanlış olsun her konuda dinlenmelidir.” Hemon babasına en çarpıcı eleştirisini şu sözlerle yapar: “Bir kişi için kurulmuş bir site hiç yok demektir.” Kreon sorar ona: “Her site bir kişinindir, bilinen bir ilke değil mi bu?” Hemon’un şu sözü babasının yüzüne tokat gibi iner: “Keşke sen bir çölde egemen olsaydın.”
Kreon başkalarının önerilerini dinlememekte kararlıdır. Yönetmek bu demektir diye düşünür. Kararlılık felaketler de getirse sonunda kararlılıktır. Kahin Tresias Kreon’a son öğüdünü verecektir: “Hadi, ölüme geçit ver, bir cesetle uğraşma. Bir ölü iki kere ölmemeli.” Sophokles Koro’nun ağzından bize belki de dünyanın en önemli gerçeğini duyurur: “Dünyanın nice harikası içinde en büyük harika insandır.” Ve Ulak’ın ağzından da şu insan gerçeğini anlatır: “Bir adam sevincini yitirdi mi bence yaşamaz olur, soluk alan bir ölüdür o.” Evet sonunda Kreon her şeyini yitirir, soluk alan bir ölü durumuna gelir. Bu noktada yunan inancının yazgı fikri oldukça belirleyicidir. Ancak bir şeye iyi dikkat etmemiz gerekir: yazgının en sert biçimde kendini ortaya koyduğu yer insanın hırsları uğruna boşuna inatlaştığı yerdir. Burada tam anlamında iki ayrı ahlakın çarpıştığını görürüz: bunlardan biri yumuşaklıkları pek olmayan toplumsal ahlak ya da görenekler ahlakıdır öbürü de gücünü bilincin ışığından alan özgür insan ahlakıdır, gerçek aydın ahlakıdır. Özgür insan ahlakı Antigone örneğinde gördüğümüz gibi bir yetkin insan ahlakıdır. Gerçek insan ahlakı da diyebiliriz buna. Bu ahlak insanı ölüme kadar götürebilecek bir ahlaktır. Bu iki ahlaktan birine tartışılmamış genel doğruların ahlakı öbürüne de her şeyi kılı kırk yararak değerlendiren bilgili ve yürekli insanın ahlakı diyebiliriz. Kreon’un buyruğu kesindir: “Onu bir mağaraya kapatın ve orada yalnız bırakın, ister ölümü çağırsın orada ister kapatılmışlıkta yaşamayı denesin.”
Sophokles bize tarih boyunca kendini duyurmuş olan çelişkili bir yaşam gerçeğini bir eski söylencenin aynalarında açıklar: ya gerçek insan olmak için her şeyi göze almak ya da insan olmayı göze almadan insan oyunu oynamak.

CEVAP VER