Antisosyal antidemokrasi

Antisosyal antidemokrasi

0
PAYLAŞ

Mitoz bölünmelerin genetiğe işlenmişliği, günümüzde de kılık değiştirerek süregelmektedir.
Son kurultaylarla oluşan yüzeysel değişim yeli, yüzer oyların geri dönüşüne meyil sağlamıştı ki, ülke genelinde il ve ilçe seçimlerinde yaşanan yüksek basınç, halkın halk partisine yönelen kulaçlarını daralttı. Oysa yüzer oylar kadar, çekirdek kitlenin de beklentisiydi gerçek yenilenmişlik inandırıcılığı… Bu rüzgar yerel yönetimlere aynı enerjiyle yansıyacak, taze oksijenler pompalanacak, iç organlar yenilenecek, asıl sağlıklı yapı vücuda gelecekti kök hücrelerden. Yerel kongrelerde delegenin bağımsız ve akılcı iradesi, yenilenme rüzgarının ne kadar yarar sağladığının göstergesi olmalıydı. Değişim yeli, mutedil bir rüzgara dönüşemedi.
Yeni ruh namlı bu rüzgar, genel merkezden çıkıp da, yerel kongrelerin niteliğine nüfuz edemedi, dokulara hayat aşılayamadı, topyekün ahenkli adımlarla değişimin verimliliği ve aklı selimin sentez gücü tadılamadı. Vicdanlar tatmin olmadı, kağıt üzerinde kazananlar bile demokratlıklarını sorgular oldular. Sosyal demokrasi, antisosyal antidemokratlıklarla özdeşleşti. Bedensel değişimi ruh detoksu ile pekiştirecek ve kamu gözünde geri kazanılacak kalıcı güven, total kalite kimliği yükleyemedi dokulara. Atalet, yerini yerel yönetimler üzerinden dinamizme bırakmalıydı, değişim oldu diyebilmek için… Adalet ise, sosyal adaletli sosyal demokratlarla iade-i itibar kazanacaktı.
İl ve ilçe kongrelerine, yeni bir nefesle ulaşılması gerekiyordu. Ama nefs, nefesi daralttı. Kronik zaafları tedavi edecek ve taze ruhu ufka kilitleyecek hücre yenilenmesi tamamlanamadı. Partisine yararlı olmak isteyen bir sosyal demokratın ufku bu kadar dar olmamalı. Vicdanlar veballeri ödemese de kaldırabilmeli.
Statüko kavramı izafi bir kavramdır. Herkes birbirini statükocu olarak adlandırabilir. Ama belirleyici farklılık şu açıdan irdelenmeli ve iradelenmelidir. En yalın tarifiyle, kronikleşmiş çekişmeleri aşamamak durgun zamanlar getirir, bunca zamandır CHP’yi uçurtmayan da bu rüzgarsızlıktır.
İç çekişmelerin törpüleyici kronik zaaflar olarak kalmamasının ve halk gözünde itibar kazanarak yol almanın ilk rüzgarı, parti içi demokrasinin tesisi olmalıydı. Donanımlı, yaratıcı, üretken ve vizyonlu kadrolar kurmak olmalıydı. Projeler üretecek, yerelden geneli görecek ve besleyecek yapılar oluşmalıydı tüm yerel yönetimlerde. Ama ne genelde, ne yerelde bu anlaşılamadı ve değerlendirilemedi, sığ sularda çırpınıldı.
Keşke genel seçimlerde sular aynı yöne aksaydı da, duru ve bereketli olsaydı dereler. Ama o dereler denize bile ulaşamaz oldu, adacıklar oluştu akmayan sular üstünde. Çünkü suların doğal akışına HES ( Hegomanyetik Ego Sendromu ) bendleri çekildi. Aksa aksa nereye kadar akar bilinmez? Oysa yeni yerel yönetim anlayışları, yeni görev tanımları, üretken komiteler, yeni iş akışları oluşturarak bir rüzgar santrali kurulmalıydı. Ve uçurtma, rüzgara kapılıp alçaklarda dönmek yerine, rüzgara karşı durarak yükselebilseydi.
Bir partinin halk gözündeki imajı yerel yönetimin saygınlığıyla başlar. Bunun için de yerel kongreler ayrı bir sorumluluk ve sınav anlamı taşıyordu halk gözünde. Ama mutedil değişim rüzgarları yerine, merkezi yüksek basınç ile yerel alçak basınç arasında fırtınalar yaratıldı. Yenilenmenin serin esintilerinin, kitleleri ferahlatması gerekiyordu oysa. Ama iradeler inceltildi, ayırıcı setler kalınlaştı. Merkezle yerel yönetimler arasındaki köprünün iki yönlü olarak yeniden inşa edilmesinin işlerliği ile, projelerin yerelden de üretilebilmesinin ve merkezde itibar görmesinin zemini yine oluşturulamadı. Kontrolsüz güç güçlük yarattı. Yerel seçimlere partileri yerel yönetimler hazırlar. Buna bütünleşik bir şevkle hazırlanılmazsa CHP’nin halk gözündeki itibarı İDO’ya döner.
Denenmişliklerden ve ataletten arınma ve yeni ufukları zorlamaya başlama sürecidir yenilenme. Bu ruh, egoların gölgesinde hayata geçirilemez. Parti içi demokrasinin daha işlerlikli çalıştığının göstergesi olmalı yerel örgütler. Kasaba politikacılığı ağır basmaya devam ederse sosyal demokrasiye afaganlar basar.
Merkezdeki itibari güçlerin yerelde de itibarlarını koruduğu, kısır egoların değil, sadece projelerin, vizyonların ve yerel gelişim planlarının, adil şartlarda, eşit ve demokratik platformda yarıştığı, yenenin yenileni dışlamayacağı, yenilenin yeneni, içinde ukde kalmadan desteklemeye devam edebileceği bir bileşke gücünde yürümelidir yerel seçimlere kadarki süreç. Çok seslilikten sentezler doğmalıdır, çatlaklar değil… Tahtıravellinin öte uçtaki kaldıracı olan biat, demokrasiyle dizginlenmeli, erdemle terazilenmeli, sevgiyle yenilmelidir.
Hedef iktidarsa, amaç, isimle özdeşleşen cumhuriyete ve halka sahip çıkmaksa, halkın sağ duyusu üzerinden sol duyusuna hitap etmekse, rakip içerde değil karşıdadır. Dünya dengelerinin yeniden belirlendiği bu zamanda, yeni Dünya’da yer edinmek, yenilenmeye tüm hücrelerce ayak uydurmakla mümkündür. İç rekabetlerden sentez verimlilikler doğabiliyorsa, sosyal demokratlıkta hala ümit var demektir.
Biatın bilgiyle, otistik disiplinin akılcı disiplinle, dar görüşlerin geniş bakış açılarıyla, ketumluğun şeffaflıkla, gericiliğin ilerleyerek, egonun kıyas bilgisiyle alt edileceği ilkeler düstur edinilmelidir… Baştakilere oy atanların dahi en baştaki şikayeti erdem çökmüşlüğüdür, değerlerin değersizleştirilmişliğidir. Siyasi iradenin yarattığı bu boşluklar, muhalefet adına, kendini aşamayan, mahalli menzilli vizyonlarla doldurulduğu müddetçe, halkımız demokrasiyi ülkeye getiren bu partiyi hep müzmin muhalefete seçer.

BİR CEVAP BIRAK