AP’de Türkiye ve KKTC’ye karşı olmanın dayanılmaz hafifliği

Avrupa Parlamentosu’nda Türkiye ve KKTC’ye karşı olmanın dayanılmaz hafifliği

Yanağınızdan makas alırlar.

Severler sizi.

Çünkü Türkiye’yi ve Türkleri sevmezler.

“Anadolu Türklerinden farklıyız” deseniz de “Kıbrıslı da” olsanız “Türksünüz” diye sizi de sevmezler.

Avrupa Parlamentosu’nda, Avrupa’nın ulusal parlamentolarında ve çeşitli köşelerinde mevzilenmişlerdir.

Kimi “solcu” geçinir, kimi “dini bütün sağcı, bazıları “ırkçı”.

Hepsini tek bir hedefe kilitleyebilirsiniz: “Türkiye, KKTC ve Türkler!”

Birbirlerini hiç sevmezler. Hatta birbirlerinden nefret ederler.

Ancak söz konusu “Türkiye, KKTC ve Türkler” olduğunda bir anda tek cephede birleşirler.

Dün Avrupa Parlamentosu’nda Rum Kesimi’nin anlı şanlı partisinin “motoru” olduğu bir meclis grubunun gerçekleştirdiği toplantıya katılanların kimliklerini ele aldığımızda salonda sözünü ettiğimiz cephe mensuplarının temsil edildiğini görünce şaşırmadık.

Elbette suç değil!

Kimse “Türkiye’yi, KKTC’yi ve Türkleri” sevmek zorunda değil! Biz de onları sevmek zorunda değiliz!

Ne güzel sadece Türkiye’de ya da KKTC’de değil tüm Avrupa’da demokrasi var.

Kuzey Kıbrıslı bir kardeşimiz de dökmüş içinde ne varsa: “Türkiye, Kıbrıs’ın kuzeyini 1974’te işgal etti. Kıbrıs’ın kuzeyine tam anlamı ile hâkimdir…Bu nedenle Türkiye’den Kıbrıs’ın kuzeyine nüfus hareketini dış ve/veya uluslararası göç olarak tanımlamak mümkün değildir…Bu nedenle adaya giriş çıkışlar Türkiye Cumhuriyeti’nin etkin ve fiili denetimi altındadır…Bunun ötesinde Yugoslavya’daki etnik çatışma sonrası ortaya çıkan yeni tanımlamalar çerçevesinde Kıbrıs’ta etnik temizlik kavramını da ciddi şekilde konuşmamız gerekmektedir…”. Daha da devam etmiş. Konuş demişler. O da konuşmuş.

Ev sahipleri de konuşmuşlar ve :”Kıbrıs emperyalizmin ve Türkiye’nin yayılmacı iştahı karşısında savunmasız kaldı. Kıbrıs daha önce bahsettiğim Türk belgesi uygulanmaya başlandığı andan itibaren, 1974’ten itibaren sürekli olarak Türkleştirilmektedir. Kıbrıs’ın bugün Türkleştirilmeye devam etmesinin nedeni işgalin devam etmesidir…”demişler.

Demokrasi var. Alkışlanmışlar!

Rum kardeşlerimiz kendilerinden daha becerikli bir şekilde “Türkiye. KKTC ve Türkler” hakkında “atıp, tutan” Kıbrıslı Türk kardeşlerini çoşkuyla alkışlamasın da ne yapsın!

Bu nasıl “faşist, işgalci bir Türkiye’dir ki, aleyhine en çok konuşan ve de dünyanın her köşesinde “Türkiye karşıtı toplantıların” baş konuğu olan kardeşlerimizin “polislerin taşlandığı, TC devletini temsil edenlerin saldırıya uğradığı” malüm gösterilerde de her zaman destekçi olup ardından medyada da gururla fotoğraflarını sergilemelerine kayıtsız kalır?

Ben o Kıbrıslı Türk kardeşimiz olsam “bazı anlattıklarımdan utanırdım”.

Çünkü her iki durumda da onun için durum parlak değil.

Ya o yalan söylüyor ve hakkında “işgalci, baskıcı” diye atıp tuttuğu Türkiye’de demokrasi çok iyi işliyor ve o bu nedenle hiç bir sorun yaşamaksızın havaalanlarından kimliği ile girip çıkıyor ve de en radikal gösterilerde yer alabiliyor.

Ya da her anlattığı gerçek ve o “adam yerine konmuyor”.

Bilmiyorum.

Bildiğim tek şey.

“Sevme Türkiye’yi, KKTC’yi ve de Türkleri”, sevsinler seni!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.