“Üç şapkalı” Cumhurbaşkanı…

Cumhurbaşkanı seçimleri nedense hep sancılı geçerdi “askeri vesayet”in güçlü ve etkili olduğu dönemlerde.
Seçimlere aylar kala ipler gerilirdi, sivillerle askerler arasında.
Ağırlıklarını ortaya koyan askerler, Çankaya’ya daima “asker” birini aday gösterme gereği duyarlardı.
İhtilal veya darbelerin olduğu dönemlerde zaten Çankaya’nın değişmezi askerler-muvazzaf veya emekli paşalar- olurdu.
Rahmetli eski Başbakan ve 8. Cumhurbaşkanı Özal’la başlayan “sivilleşme” dönemine girildikten sonra, Süleyman Demirel ve Ahmet Necdet Sezer’in Cumhurbaşkanlığı seçimleri sakin geçti ama 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 2007’de Çankaya yokuşunu tırmanması oldukça gergin anlara ve tartışmalara neden olmuştu.

2014 yılına gelindiğinde ise askerlerin etkisi kalmadı ama 12. Cumhurbaşkanı seçimi, Erdoğan-Gül arasındaki belirsizlik nedeniyle “yol ayrımı” noktasına taşındı.

Yerel seçimden, Çankaya seçimlerine.
İlk defa bu kadar dar bir aralıkta iki önemli seçime sahne oluyor Türkiye…

Yerel seçimden kendilerine göre zaferle çıkan AKP’nın güçlü lideri, Başbakan Erdoğan’ın “Çankaya’ya çıkmayı haketti artık” diyenler ne kadar samimidir bilinmez ama, geleceğe yönelik kaygıların arttığını, karanlık bir tunele girilmekte olduğunu söylemek de kahinlik olmasa gerek.

Evet önümüzdeki yılların nasıl şekillenebileceğine yönelik tahminler yapmak o kadar kolay değil, üstelik buna ek olarak Gül-Erdoğan tablosu da pek içaçıcı işaretler vermiyor.
Ben, Erdoğan’ın Çankaya’ya çıkacağına inananlardan değilim.
Dahası, “üstün aklın” filan değil, “normal aklın” yani ortalama insanın dahi Erdoğan’ın Çankaya’ya çıkması ile Türkiye’nin bir değil bir kaç yol ayrımı ile karşı karşıya kaalacağnı kestirdiğine inanıyorum.

Erdoğan’ın başkanlık, ya da yarı başkanlık sistemi varmışcasına “güçlü cumhurbaşkanı” olması, hem partili ve hem de icranın başı gibi hareket kabiliyetine sahip bulunması demek, “üç şapkalı” Reis-i Cumhur demek.

Bu hal, Cumhuriyet döneminde Büyük Kurtarıcı Atatürk ve ikinci Cumhurbaşkanı İnönü dönemleri hariç hiç bir zaman görülmüş değil.
Zaten Atatürk’ün tek, İnönü’nün ikinci adam olduğu yıllarda (1946 öncesi) demokrasiye adım atılmış değildi.

Çok partili dönemde bir ilk yaşayacakmış gibiyiz.
Eğer Erdoğan kesin kararını vermiş ise.
Yani Gül’ün ikinci kez Çankaya’daki görevine yeşil ışık yakmaz ise.

Erdoğan’ın Çankaya’ya çıkması kolay, arkasındaki koltuklara oturacak “emanetci” lerin bulunması zor.

Sözgelimi, adamı partinin başına oturttun.
Adamın parti genel başkanı sıfatı yok.
Yani şapkasız.
Çünkü şapka, Çankaya’ya doğru yola koyulmuş.

Diyelim ki, başbakanlık koltuğuna birini seçtin ve oturttun.
Adamın kağıt üstünde sıfatı var: Başbakan.
Ama icranın başı değil.
Yani başında başbakanlık şapkası yok.
Çünkü bu şapka da, bir bakmışsınız ki, Çankaya Köşkünde oturan Erdoğan’ın başında.

Çankaya’da oturan “güçlü” başkan, kendisini bu kadar yetkilerle donatılmış kabul edince, bu kez doğal olarak yasama üzerinde en azından “gölgesi” nin hissedilmesini arzu edecektir.
Hemen üstüne atlayıp “Buyrun bu da dördüncü şapka” demeyin.
Demeyin çünkü o kadar da değil yani.
Herhalde Erdoğan Meclis Başkanlığı görev ve yetkilerini üstüne alacak bir durum yaratmak istemez.

Zaten “üç şapkalı” Cumhurbaşkanı Erdoğan olabilmesi için Anayasa’nın kesin değişmesi gerekir.

Haa..
Erdoğan, değiştirmeden mevcut anayasa ile kendisini yetkili sayar ise kaotik bir durum her an ortaya çıkabilir.
Karanlık tunele girince nelerle karşılacağını kestirmek zor.
Hele korku tuneli gibi kavramları hiç akla getirmiyorum bile…
Peki çıkış yolu, ya da önlemenin yolu yok mu?
Var elbette.
Bunu önlemenin, tartışmanın uzamamasının tek yolu, Erdoğan’ın “aşağı”da, Gül’ün bir dönem daha “yukarı”da kalması demektir.
Bu daha evladır.
“Aşağı”da mevcut anayasa ve yasalara göre hareket kabiliyeti nasılsa fazla.
Erken ve zamansız Çankaya denemesi gelecek dönemde ülkeye çok ağır faturalara neden olabilir.
Geçmişte hayata geçirilen olumlu icraatları, kalıcı-yapıcı projeleri bir koltuk uğruna heba etmek yazık olur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

four × five =