AP’nin ruhuna fatiha

AP’nin ruhuna fatiha

0
PAYLAŞ

Avrupa Parlamentosu Seçimleri sonucunu hızla ve çok kısa yorumlayacak olursak “demokrasi kaybetti”. İkinci kaybeden taraf ise “Türkiye ve KKTC”.

Demokrasi kaybetti, çünkü seçimlere AB genelinde katılım yüzde 43’lerde kaldı. Sözde AB’nin en üst demokratik kurumu olan Avrupa Parlamentosu’na AB seçmeni ilgi göstermedi. Sandığa gitmeyerek AB karşıtlarının, demokrasi düşmanı aşırı sağ çevrelerin ve radikallerin “az oy ile çok sandalyeye sahip olmalarını” mümkün kıldı.

Avrupa Parlamentosu şimdi bu çevrelerin “istismar etmek amacıyla vekilleri olduğu” ilginç bir kurum haline geldi. Hollanda’da ya da Avusturya’da “AB’yi istemiyoruz” diyenler AB’nin parlamentosuna seçildiler.

“Türkiye ve KKTC” kaybetti, çünkü “Türkiye’yi AB üyesi” olarak görmek istemeyenler kazandı. “Türkiye’nin Avrupa kıtasında olmadığını” iddia eden ama Avrupa kıtasından Türkiye ile kıyaslandığında çok daha uzakta olan Kıbrıs Cumhuriyeti’ni “Avrupa kıtasının parçası” sayarken, adanın güneyinde yaşayan Rumları “AB’li” ve kuzeyinde yaşayan Türkleri “AB dışı” gören “çağdışı ve önyargılı” kafalar Avrupa Parlamentosu’nda oldukça çoğaldı.

Almanya’da sosyaldemokrasi şimdiye kadarki en ağır yenilgisini alırken hristiyandemokratlar da kazanamadılar. Sadece “ağır bir yenilgi” almadılar. Yeşiller beş yıl önceki konumlarını korurken, Liberaller kazanan oldu. “CDU, CSU, SPD, Yeşiller ve FDP” harici kesim de yüzde 19’ya yakın bir seçmen kitlesinin desteğini aldı.

Almanya’da SPD yüzde yirmilerde kalırken bu sonuç 27 Eylül 2009 tarihinde yapılacak olan Genel Seçim için de son uyarı oldu diyebiliriz. Seçim sonucundan gereken dersleri çıkaramayan bir SPD’nin 28 Eylül 2009 günü iktidarda kalması çok zor olacak. Bu da Türkiye açısından hiç sevindirici değil!

Sadece Almanya’da değil İspanya’da, İngiltere’de, Fransa’da, Hollanda’da ya da Avusturya’da ve diğer AB ülkelerinde sosyaldemokratlar kaybeden taraf oldular. 8 Haziran 2009 Pazartesi Günü’nden itibaren Avrupa Parlamentosu’nda güçler dengesi çok daha sertleşti. Hristiyandemokratlar 307 sandalyeye sahip olurken sosyaldemokratlar 174 ile yetinmek zorunda kalacaklar. Aşırı sağcıların sandalyelerini de hesaba katarsak hem AB demokrasisi hem de Türkiye’nin üyelik süreci açısından pek iç açıcı değil bu durum.

AB Komisyonu’da bu sonuçtan nasibini alacak. İlk kayıp Almanya’da olacağa benziyor. Bugüne kadar Almanya’yı temsil eden sosyaldemokrat Verheugen’in yerine gelecek olan bir hristiyandemokrat politikacı olacak. Diğer AB ülkelerinde de sosyaldemokratların kaybeden olduğunu düşünecek olursak komisyon üyeleri konusunda pek iyimser olmamız mümkün değil.

Elbette yazımın başlığında yazdığım gibi “Avrupa Parlamentosu’nun Ruhuna Fatiha” değil en azından henüz değil bu durum. Ancak bu yeni güçler dengesini çok iyi analiz etmek ve ona göre stratejiler geliştirmeliyiz Türkiye’nin ve KKTC’nin çıkarlarının daha iyi savunulması için.

Düne kadar hiçbir şey kolay değildi. Yarın çok daha zor. Ama elbette “pes etmek” yok. Bizim de çok daha iyi olma zorunluluğumuz var eğer bu arenada ayaklarımızın üstünde onurlu bir şekilde durmak istiyorsak.

BİR CEVAP BIRAK