AP’nin Türkiye Kararı üzerine

Perşembe Günü 528 milletvekilinin “evet” oyu kullandığı ve sadece 52 “hayır” oyu verilen Türkiye Raporu aslında Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye konusunda netleştiğinin de bir göstergesi. Bu rapor elbette tüm beklentileti karşılamıyor. Hatta Kıbrıs ile ilgili eski “klasik söylevlere” ek bir yeni bakış açısı da yok. Türkiye’de de farklı çevreler farklı alıntılarla raporun kendi sorunlarına el attığı iddiasındalar. Doğan Medya Grubu’nun birinci sayfadan verdiği en önemli rapor haberi “basın özgürlüğü” başlıklı. CHP’liler “Deniz Feneri” eklemelerinden memnun olmuşa benziyorlar. AK Parti de sanırım “Ergenekon” ya da “TRT 6” ile ilgili yazılanlardan memnun olmalı.

AP’nin Türkiye Raporu’nu “Türkiye’nin demokratikleşme sürecine” katkı olarak değerlendirecek olursak AP’deki Liberal Grup’taki bazı İngiliz ve Alman milletvekillerinin “Ergenekon” ile ilgili ifadeleri “sulandırma” girişimini de görmezden gelmemek gerek. Acaba bu sefer bu “değişiklik önergelerinin” sponsorları “kimdi?” ve “kaça patladı” diye sormak yanlış olmaz. Liberaller “Ergenekon” konusunda liberal idealleri ile çelişirken diğer yandan da “lobicilik” misyonlarını bu sefer farklı bir şekilde gözler önüne serdiler.

Türkiye Raporu aracılığıyla AP Türkiye’deki müzakerelerin son üç yılda oldukça yavaşladığından yakınıyor. Bu eleştiriye cevaben Türkiye’deki “Anayasa”, “Cumhurbaşkanı”, “Erken Seçim” konuları gibi savunma amaçlı argumanlar söz konusu olsa da eleştiri haklı! AP’nin de doğru tespit ettiği gibi Türkiye’deki her geçen gün daha belirgin hale gelen “kutuplaşma” reformların da çoğu kez rafa kaldırılmışcasına aksamasına neden oldu.

Türkiye’nin gerçekten birinci sorunu “12 Eylül Anayasası”. AB üyesi olmak isteyen bir devletin bu anayasa ile hesaplaşması şart. “12 Eylül Cuntasını” gerçekleştirenlerin “hesap verememesi” amacıyla özel olarak “dokunulmaz” bir hale getirilen bu anayasa ile Türkiye’nin AB üyesi olması imkansız! Sadece okullara konulan “cuntacı” isimlerinin değil, anayasanın tüm anti-demokratik hükümlerinin değişmesi gerekiyor. AP’nin de tanımladığı gibi Türkiye’nin “Sivil Anayasa’ya” acilen ihtiyacı var. “Sivil Anayasa” Türkiye’nin modern avrupai bir ülke olmasındaki en önemli adım olacaktır.
“Basın Özgürlüğü”  konusunda yazılanlar doğru. Her ne kadar bazı medya patronları genelde destekledikleri hükümetlerle ne zaman bir ihale sıkıntısı yaşarlarsa hemen o zaman “basın özgürlükçüsü” oluveriyorlar ama buna rağmen basın özgürlüğü hep bir tabu olmak zorunda demokratik toplumlarda.

“Deniz Feneri” sorunu ile ilgili olarak özellikle Avrupa ülkelerinde “para kaptırmış” konumdaki Türkiye kökenli insanların haklarının dört dörtlük savunulabilinmesi için bu ülkeler ve Türkiye arasında daha iyi bir işbirliğinin gereğinin hatırlatılmasına da sanırım kimse karşı çıkamaz.

AP “Ergenekon Soruşturması’nın da” kararlı bir şekilde sonuçlandırılmasını ve Türkiye’nin karanlık yıllarının sorumlularının tüm yasadışı ve anti-demokratik ve de insan haklarını ayaklar altına alan icraatlerinin hesabını vermelerini talep ediyor. Bu talep AP tarafından dile getirilse de getirilmese de Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olarak vatandaşlarına karşı bir yükümlülüğü zaten.

Bu Türkiye Raporu’ndan da açık bir şekilde ortaya çıktığı gibi Kıbrıs Konusu Türkiye’nin AB üyeliğini hayati bir şekilde ilgilendiriyor. Kuzey Kıbrıs’ta atılan her adım sonuçta Türkiye’yi AB üyeliğine ya “yaklaştırıyor” ya da “uzaklaştırıyor”. Kıbrıs Sorunu’nun Kuzey Kıbrıslı Türkler’in  çıkarlarının en iyi şekilde savunularak çözülebilinmesi beraberinde Türkiye’nin AB üyeliğinin de gerçekleşme şansının artması anlamına geliyor. Kıbrıs’ta çözümsüzlük ise Ankara’nın AB yolunda elini çok zayıflatmaya aday. 70 milyonluk bir ülkenin geleceği bu adada yaşamakta olan insanların barış ve huzur içinde birlikte yaşayabilmeleri hedefi ile birbirine çok bağlı.

Türkiye Raporu bu açıdan bakıldığında bu gerçeği de hatırlatmakta.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

16 − ten =