Arcayürek’i uğurlarken…

Arcayürek’i uğurlarken…

0
PAYLAŞ

Cüneyt Arcayürek le yaklaşık 10 yıla yakın aynı gazetede ve aynı katta çalıştık.
Ağabey-kardeş dostluğumuz ise yarım asırdan fazla.
Cüneyt beyin, Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi iken yanına yaklaşmak, selam vermek, konuşmak ne mümkün.
TBMM koridorlarında veya kuliste rastladığımda sadece uzaktan tebessüm ederek selam vermeye çalışırdım.
Meslekte emekleyen ben, Türkiye’nin amiral gemisi Hürriyet’in Ankara patronu Arcayürek…
ABD Başkanı Johnson’un eski Cumhurbaşkanı ve Başbakan rahmetli İsmet İnönü’ye yazdığı mektubu ele geçirmiş ve gazetesinde yayınlanmış bir ünlü.
Ardından, idam edilen Demokrat Parti Genel Başkanı ve eski Başbakan Adnan Menderes’in ünlü “ vasiyetname” sini Türkiye’ye mal etmiş bir dev gazeteci…
1960 sonrası zaman zaman Ali Utku ya da Ajlan Akıncı’nın çayını içmek için Hürriyet’e uğrardım.
Hürriyet’in o zamanlar “Gökdelen” dediğimiz ilk yüksek yapı olan Emeklı Sandığının 30 katlı binasının 14. Katında, haber müdürü Nevzat Ünlü, rahmetli Behiç Ekşi, Yılmaz Tunçkol, Kemal Şener, Ali Utku, Aclan Akıncı, Oktay Köse, Sungar Taylaner, Sökmen Baykara, aynı kattaki Yeni Gazete Ankara temsilcisi Oktay Ekşi, Hakkı Öcal, Hüseyin Deniz ve Hüseyin Ezer, Olcay Göker’den oluşan kadro, her zaman Türkiye’nin gündemini tesbit eden gazetecilerden oluşuyordu.
Cüneyt Arcayürek’in aynı kattaki Temsilcilik odası ayrıydı.
Bir gün ben de bu dev kadro arasında yer alacağımı aklımın ucundan geçirmemiştim.
1973 yılı başında gerçekleşti bu hayalim.
Meslekteki 13. Yılımda.
O yıl Hürriyet’in Ankara Temsilciliğine Oktay Ekşi getirilmiş, Cüneyt Arcayürek sadece yazar olarak çatı altında görev yapıyordu.
Oldukça küskündü Cüneyt bey. HÜRRİYET’İN Ankara Temsilciliği Rüzgarlı Sokak’taki Hürriyet Matbaasına taşındıktan sonra, Hürriyet Haber Ajansı Temsilcisi olduğum en üst katın yanındaki bölümde, Cüneyt beye yer yapılmıştı.
Aynı kattaydık özetle…
Her gün selamlaşmamız ve zaman zaman bizim çalıştığımız alana gelmesi ile dostluğumuz gelişti.
Sonra benim odama kahve içmek üzere geldiği günler başladı.
Bir muhabir gibi çalışıyor ve Ankara’nın nabzını tutan yazılar yazıyordu.
Korkunç bir istihbarat ağı vardı ve hala yeni başlamış muhabir heyecanı ile Meclis kulislerini harmanlar, ünlü siyasetçilerle yaptığı sohbetlerden sonra elde ettiği bilgileri haber değil, Ankara notları olarak gazeteye yollardı.
Her yazısı merak edilen yazarların başında geliyordu.
Ve herkesle selamlaşmazdı.
Herkes “ kibir”li sanırdı ama değildi.
İnsan seçerdi, yakınlaşabilmek için sadece suyunda gidilmesi gerekirdi.
Biraz da methedilmeyi beklerdi.
Dost olmak, “ağabey” diyebilmek için herkese zaman tanırdı ama herkesle içli dışlı olmayan bir karaktere sahipti.
Siyasi Parti Liderlerini izlerken, özellikle seçim öncesindeki gezilerde harika arkadaşlığı vardı.
Onun “şamata” yanını çoğu insan bilmezdi.
Rahmetli Yavuz Gökmen ile çok samimi dostluk kurmuştu.
Yavuz sık sık Cüneyt beyi kızdırırdı…
Kızdıkları zamanlar çocuklar gibi el şakaları bile yaparlardı.
Bir gün hiç unutamadığımız bir olay yaşadık Hürriyet istbaratının bulunduğu ikinci katta.
Cüneyt Arcayürek ile Yavuz Gökmen yine bilemediğimiz bir konuda iddiaya g,rmiş olmalilar ki, Yavuz önde, Cüneyt bey arkada koşuyorlar. Masalar arasındaki bu koşuşmanın ne anlama geldiğini kimse bilmiyor ama herkes izliyordu.
Cüneyt bey pek de çevik ve atik davranan Yavuz’un bir türlü yakalayamamıştı, sonunda Yavuz bir ara tam yakalanacağı sırada foto muhabirlerinin odasına sığınmak için atak yapmış, içeri girer girmez de kapıyı hızla kapatmıştı.
Ardından süratle gelen Cüneyt bey, kapanan kapı önünde duramamış, tüm hızıyla camdan içeri girmişti.
Camın kırılma sesi, Cüneyt beyin kapının önünde aniden yere düşmesi herkesi paniğe sevketmişti.
Bereket versin, Cüneyt beye, ufak tefek sıyrıklar dışında bir şey olmamıştı.
Bu olay günlerce konuşuldu Hürriyet çatısı altında…
Cüneyt bey 1980 sonrası Hürriyet’ten ayrılıp, yeni kurulan Güneş Gazetesi’ne Ankara Temsilcisi oldu.
Haber müdürü olmam ve Hürriyet Haber Ajansından ayrılmam için haber gönderdi…
Şartlar da çok iyiydi ama ben amiral gemisini terk etmedim.
Dostluğumuz ise hiç bozulmadı.
Ağabey-kardeş ilişkisi diğer gazetelerde çalışırken de sürdü.
Allah rahmet eylesin…

BİR CEVAP BIRAK