Arcus Senilis

Arcus Senilis

0
PAYLAŞ

Arcus Senilis Romalı bir general değildir, boşuna aramayın tarih kitaplarında!
Arcus Senilis Roma Senatörü falan da değildir; Bizans’a gelmiş bir İtalyan, hiç…
Arcus Senilis, sıradan bir göz olayıdır; göz bebeğinin halkalanmasıdır.
Her hangi bir yaşta ortaya çıkabileceği gibi, normal olarak erkeklerde ellisinden sonra, kadınlardaysa kırklı yaşları geçer geçmez görülebilir.
Arcus Senilis, eğer size Türkçeye karışmış “ark” sözcüğü şimdi bir şey anlatıyorsa, “halka” demektir: Göz bebeği halkası…
Göz bebeğinizin çevresinde gri, bulutumsu, duman rengi yahut ben diyeyim sis gibi ama siz deyiniz pamuk yanığı bir renk, daha iddialı söylersek karamelaya batmış akide şekeri rengi olursa işte o Arcus Senilis’tir.
Tıp adamları kolestrol, şeker, yüksek tansiyon gibi şeylere her şeyin ucunu bağlamayı pek sevdiklerinden Arcus Senilis’e de bu gerekçeleri bağlarlar; ama anlaşılan şudur ki metabolizmik yavaşlama, vesaire gibi yaşamı tökezleten ıvır zıvırlara bağlı olarak bu halka eninde sonunda ortaya çıkar.
Tıp adamları, daha sonra şunu da eklemeyi unutmazlar: “Merak etmeyiniz, zararlı değildir, o sadece bir halkadır göz bebeğinizde…”
Ama, gözünün feri söndü dedikleri çağın işaretidir Arcus Senilis…
Göz bebeğinizin bundan böyle bir daha eskisi gibi olmayacağının ilk işaretidir.
Artık hiçbir şey Arcus Senilis çağına girmiş bir göz bebeğine eskisi kadar parlak gelmez.
Artık hiçbir görüntü göz bebeğinin parlak camında dışarıya yansımaz, içerde soğur, üşür, derin düşüncelere dalar ve kaybolur gider…
Arcus Senilis görmeye engel değildir, merakla göz doktorunuza sorunca yanıtını alırsınız: O bir katarakt değildir, bir göz rahatsızlığı da hiç değildir. “Sakın endişelenmeyin” derler, ama evham kıvılcımı çakmanın bence sırasıdır. Zira, Arcus Senilis’iniz olmuştur artık… Göz bebeğiniz bir halkayla kuşatılmıştır. Bunu ancak dikkatli bir göz bakışıyla ya siz, aynada, ya da bir başkası, sizde görebilir…
Hiç göremeyeni, hatta sittin sene farkında olmayanı da vardır; ama insan ömrü sittin sene, 60 yıl olamaz ki; ilk Arcus Senilis ortaya çıktıktan sonra o kadar da yaşanmaz ki…
Arcus Senilis bir halkadır sadece yahu! Büyütmeyin Allahaşkına…
Salt, gözününüz gözbebeği gibi saklayıp koruduğunuz, bu zor ve zalim dünyada her şeye tanık olmak üzere bir kameranın merceği işini görüp, açılıp kapanan göz bebeğinin çevresinde en çok iki milimetreye kadar ulaşan bir kalınlıkta, işte orada beliren epi topu bir halkadır; hepsi o… Telaşe mahâl yoktur.
Sizi yatıştırıcı bir iki müsekkin söz söylememe karşın, siz durmayacak, Arcus Senilis’iniz var mı diye merak edip, hani demem o ki biraz sonra, sanki başka bir yere bakarmış gibi ayna karşısına geçip kendi Arcus’unuzu inceleyeceksiniz; biliyorum.
Meraklanmayın, oradadır! O bir yerciklere gitmez! Biraz dikkatle bakın, karta kaçmış sera salatalığı gibi pörsümeye başlayan göz bebeğinizin çevresini çoktan sarmıştır. Eğer gereksiz olaydı, orada olmazdı; Jupiter’in halkası onun çevresinde, gezegenle bereber fırdöndü gibi dönmüyor mu sanki, bırakıp da ana parçayı bir yere gidiyor mu?…
Arcus Senilis’e de gerek vardır, dostlar…
Belki, Arcus Senilis, size artık görmeye dayanamayacağınız şeyleri parlaklıklarından arındırarak görmeniz için oradadır. Size ufkunuzun değiştiğini belki müjdeliyordur.
“Denize açılan yalnız ufuk çizgisini değiştirir,” der Latin şairi Horatius, “kendini değil” diye ekler…
Arcus Senilis göz bebeğinin ufuk çizgisini değiştirmeyecektir, fakat belki gözün seyahati kuzeye yönelmiş olacaktır. Gayet iyi bilinir ki “Kuzeye yöneldikçe is ve cadılar çoğalır…”
Arcus Senilis, gözün cadı ve isinden başkası değildir…

***

Bu yazıyı yazarken, ABD’de Arcus Senilis’lerinden kurtulamayacağını anlayıp göz estetiği için göz bebeğine lens adı verilen camdan parlaklıklar taktırmak üzere kliniklere başvuran ve her bir anti-Arcus Senilis camına harcanan yatırım ve parayla bir aç Afrikalı’nın doyurulabileceği kadar ödemelere kalkışan Amerikalı orta sınıf düşkünlerini anlatacaktım.
Ama, gelin görün ki kalem, yazarın niyetine ihanet edip onun bilinç altındaki Arcus Senilis korkusunu ortaya çıkardı. Bu kalem, Enis Batur’un dediği gibi, ne bukalem’undur bilemezsiniz!
Aynaya gidip Arcus Senilis’inizi keşfederken, bukalemunluk yapan kalemin sahibi beni de hatırlayınız…

BİR CEVAP BIRAK