Aristophanes’in eleştirisi

PAYLAŞ

Yıllar geçti gitti ben komedi yazarı Aristophanes’i (445-386) okumaya bir türlü vakit bulamadım. Ertelemek en kötü huyumuz ama boşa geçen zamanımız da yok ki. Onun en çok da 422’de oynanan Eşekarıları adlı oyununu merak ederdim. Vaktiyle bu ünlü komedi ustasının bütün yapıtlarını satın almışım. Bu iki ciltlik Fransızca külliyat beni bekledi durdu. Şimdi başladım okumaya. Aristophanes’de bir Sophokles derinliği aramak boşunadır. O edebiyatçılığını siyasal eleştiri adına işe koşarken her şeyden önce insanları güldürmeyi ve bu arada birilerini hırpalamayı amaçlar. Ustalığı hayran olduğu Aiskhylos’un ve hafife aldığı Euripides’in ustalıklarına pek ulaşamaz. Bu arada Sokrates’i ve sofistleri de hafife alır. Sokrates Savunma’sında biraz da Aristophanes’in yersiz eleştirileri yüzünden başına iş açıldığını açık açık söylemiştir: “Aynı şeyi Aristophanes’in komedisinde de gördünüz: bir Sokrates vardı orada, sahnede dolaştırılan bir Sokrates, bugüne kadar hiç işitmediğim birçok konuda zırvlayıp duran bir Sokrates.” Aristophanes’in Bulutlar oyununda dekor pek anlamlıdır: bir yanda Ticaret ve Hırsızlık Tanrısı Hermes’in öbür yanda Sokrates’in sureti görülür. Birine taktı mı takar Aristophanes: komedi yazarlığının gereğidir belki de bu. Katı kafalılığıyla ünlü demagog ve siyaset adamı Kleon’la da az uğraşmamıştır. Kleon savaştan yanaydı, Aristophanes savaşa karşıydı. Kleon Aristophanes’e adli kovuşturma açtırmıştı. Aristophanes Eşekarıları’nda Atina mahkemelerini alaya aldı. O zamanki dünyanın kültür merkezi olan ama yakın bir zamanda öbür yunan kentleriyle birlikte Makedonyalıların eline düşerek tüm gücünü yitirecek olan Atina’da adalet dağıtan düzenek insan aklının almayacağı ölçülerde ilkeldi.
Atina’da her yurttaş yargıçtı ya da yargıç olma hakkına sahipti. Bunun için özel bir eğitimden geçmiş olmak, hukuk adamı olmak gerekmiyordu. Yaşı uygun olan, çok genç de çok yaşlı da olmayan herkes yargıç olabiliyordu. Yaklaşık yirmi bin nüfuslu Atina’da altı bin kadar yargıç vardı. Genellikle işsiz güçsüz adamlar arasından seçilen yargıçlar çok zaman işsiz kalıyorlardı. Onlar bugünün azgelişmiş ülkelerinde günübirlik iş bulmak için sabah erkenden bir alanda toplaşan işçilere benziyorlardı. Böylece sokaklardan toplanmış olan bu yoksul adamlar kişilerin ve elbet bu arada toplumun yazgısı üzerinde söz sahibiydiler. Atina’da on mahkeme vardı. En önemli mahkeme Helia alanında yani Güneş alanında toplanan mahkemeydi. Bu yüzden yargıçlara Heliastos deniyordu. Bu düzende kararlar daha çok siyasal öngörülerin ya da eğilimlerin, biraz da nüfuz odaklarının belirleyiciliğinde veriliyordu: birilerini beslemek ya da yok etmek için mahkemeler kullanılıyordu. Mahkeme kararlarında halkın düşmanlarını cezalandırmak başlıca gerekçeydi. Ancak bu kararlarla daha çok halkın düşmanları ödüllendiriliyordu. İşsiz güçsüz Atinalılar için en tatlı kazanç kaynağı yargıçlıktı. Sabahleyin yataklarından fırlayan yargıçlar mahkeme kapılarında kısmetlerini ararlardı. Perikles’e kadar yargıçlık çekici bir meslek değildi, çünkü kazanç kapısı değildi, bir takım görünür görünmez getirileri olmakla birlikte. Perikles yargıçlar için bir obolos’luk ödenek koyunca işin yüzü değişti. Bu siyasetin yargıyı ele geçirme girişimiydi. Kleon yargıyı tümüyle kendine bağlayabilmek için ödeneği üç obolos’a çıkardı. Bu savcısız mahkemeler yurttaşlar için cehennemdi. Bu durumda muhbirlik sanatı tehlikeli boyutlarda gelişti.
Yargıçlık mesleğine tutkun olan Philokleon (Kleon’un dostu anlamında) oyunun başkişisidir. Oğlu Bdelykleon (Kleon’un düşmanı anlamında) babasını bu kötü hevesinden vazgeçirmek ister, daha gün ışımadan mahkemenin yolunu tutan babasını engellemeye çalışır, sonunda eve kapatır. Yargıçlık meraklısı baba bacadan kaçmaya çalışırken yakalanır. O sırada Philokleon’un yargıç arkadaşları eşekarıları kılığında ortaya çıkarlar. Philokleon’u almaya gelmişlerdir. Adamlar Bdelykleon’u zorlamaya kalkarlar, kavga çıkarırlar, ancak bir sonuç alamazlar. Sorunu barış yoluyla çözmek, bunun için bir söz yarışması düzenlemek en iyi yoldur. Yarışmayı Bdelykleon kazanır. Bdelykleon babasını engellemeyi başarmıştır ama onu üzmüş olmanın sıkıntısı içindedir. Baba en uygun koşulda yargıçlık heveslerini yerine getirebilmelidir. Bdelykleon babayı avutmak için evde kendi olanaklarıyla bir mahkeme kurar: peynir çalmış olan bir köpeğin yargılanması söz konusudur. Hırsız köpek Labes’in yargılanması için yoğun hazırlıklar yapılır. Philokleon duruşma sonunda köpek için idam cezası öngörür. Bdelykleon hırsız köpeğin bağışlanması yolunda karar çıkarılmasını sağlar. Philokleon sandıktan beraat kararı çıktığını anlayınca baygınlık geçirir. Böylece Eşekarıları’nda en uygun sona ulaşılmış olur.

CEVAP VER