Artık bir ‘şeyhler’ olmasın gari…

Artık bir ‘şeyhler’ olmasın gari…

0
PAYLAŞ

Seçim öncesi Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı adaylığının yanlış olduğunu, seçimlerden sonra da bunda ısrar edilmesinin daha yanlış olacağını vurgulamaya çalıştım.
Olmadı.
Zaten neden olsun ki?
Ben kimim ki?
Başbakan Erdoğan için tüm basın ne ki?
Medya onlara göre “cep”te nasılsa…
Bir kaç çatlak ses var, onlara “bağırsınlar, hamama yakışırlar” diyordurlar herhalde.
Diyordurlar ama yine de kulak kabartıyorlardır bazı köşe yazarlarına…
Seçimlerden önce peşpeşe gelen ve yaşanan olaylar, Anayasa Mahkemesinin meşhur 367 kararınden sonra Başbakan Erdoğan  Gül’den vazgeçmişti.
Gül’ün, dikenine katlanamaz duruma geldiğini anlamıştı.
Erken seçimler yapıldı.
Erdoğan Gül’ün kendiliğinden bu sevdadan vazgeçeceğini sandı.
Ama yanıldığını agustos ayının ortasında anlayacaktı .
Benim üstünde durduğum tek kriter vardı ve o da  şuydu:
“Türkiye, Gül ve zihniyetini hazmedecek olgunluğa henüz erişmiş değil.
Yani, ister cumhuriyetciler ve ister ulusalcılar karşı olsunlar, ister ikinci cumhuriyetciler ve dinciler  savunsunlar, Türkiye’deki “makul çoğunluk”, Milli Görüş kampından gelip “değiştim” diyenleri henüz Çankaya’ya taşıyacak noktada değil.
Çünkü bizim devlet yapımız, geleneksel devletcilik anlayışımız henüz demokrasi ile kaynaşmış, barışmış değil.
Çankaya, halkımıza göre “herkesin taşınacağı” yer değil.
Hele yan gelip yatılacak yer hiç değil.
Daha ötesi ister ılımlı, ister light olsun “islami” yanı ağır basan bir kişinin buraya taşınmasının zamanı değil.
Gerçi son 7 yıl içinde Çankaya’nın sakini, ilk yıl makam aracını yeşil ışıkta durdurmakla aklımızda yer etmişti.
Bir de yedi yıl sonra veda turları yaparken, yolda tek başına yürürken gördüğü Emin Çölaşan’a geçmiş olsun demek için aracını durdurdu.
Yani iki durma arasında geçen yedi yılın bende iz bırakan yanları yok mu derseniz, var.
2001 ekonomik krizi.
Krizden bir gün önce rahmetli başbakan Ecevit’e anayasayı fırlattı.
Ertesi gün kriz patlak verdi, bankalar battı.
Halkımız bir sabah kalktığında  gece yüzde 30 oranında fakirleşmiş olduğunu gördü.
İşte bütün geride kalanları unutturacak ve Çankaya’da dengeleri kuracak yeni birini seçerken halkın “makul çoğunluğu”nun aradığı yine aynı nitelikte biri.
Ama biraz daha aktif.
Biraz daha çağdaş.
Biraz daha ortadan biri..
Ama olmadı.
Abdullah Gül yüzde 47’nin desteği ile Çankaya’ya çıkacak.
Öyle anlaşılıyor.
Yüzde 53 ise bekleyecek.
Neyi bekleyeceğiz ki?
Çankaya’nın yeni sakininin hata yapmasını…
Hükümetle sürtüşmesini…
Bazı yasaların çıkışındaki tavrının ne olacağını…
Parti rozetinin etkisinde kalıp kalmadığını…
Hep izleyeceğiz.
“Yedi yıl nasılsa geçer” diyenler olacaktır..
Yedi yıl geçecek de “delip” geçmesin.
Eğer zor gececekse…
Bunu hiç hak etmiyoruz.
Bunu hiç kimse hak etmiyor.
Hatta AK Partililer bile…

 

 

 

BİR CEVAP BIRAK

one × 5 =