Asgari ücretle çalıştırılan sağlık emekçisi: İnsan yok pahasına çalıştığını düşünüyor

Van’da 4D kadrosunda asgari ücretle çalışan sağlık emekçisi, çalışma koşullarını, salgın dönemindeki yaşamlarını ve eşinin KHK ile işsiz kalmasıyla yakıcı hale gelen geçim dertlerini anlattı.

Van’da 4D kadrosunda çalışan sağlık emekçisi, salgın döneminde izinlerinin kaldırıldığını, mesailerinin arttığını söylüyor. Ancak diğer kadrolar gibi döner sermayeden yararlanamadıklarını belirten sağlık emekçisi, buna rağmen asgari ücretle çalıştırıldıklarını dile getirerek, “Bir de vergiye tabi tutulunca insan yok pahasına çalıştığını düşünüyor” diyor.

Dünya ülkeleri Kovid-19 ile mücadeleyi sürdürürken virüsten kaynaklanan ölüm oranları ve enfekte hasta sayıları artmaya devam ediyor. Sağlık çalışanları bu zorlu mücadeleleri karşısında tebrikler almaya devam ederken aralarındaki statü farkı ve kötü çalışma koşulları tebriklerle beraber uçup gitmiyor. Biz de bu zorlu koşullarda bile dile getirilmekten geri durulan, üniversitelerin bünyesindeki araştırma hastanelerinin 4D kadrosunda çalışanları hatırlatmak istedik ve Van’da 4D kadrosunda çalışan kadın sağlık çalışanından çalışma koşullarını dinledik.

On yedi yıldır sağlık sektöründe hizmet veren sağlık çalışanı, 4B-4A gibi diğer kadrolarla aynı işi yapıyor ancak çalışma saati hem onlarınkinden daha fazla hem de emeğinin karşılığını alamıyor. “On yedi yıldır kadro almayı başaramamış mı?” diyenleriniz olacaktır. Bunun cevabını “Sağlık lisesinden acil tıp teknisyeni (ATT) olarak mezun oldum. Aradan yıllar geçti şimdi oturup KPSS çalışmak istesem sağlık alanıyla ilgili sorular sorulmuyor genel kültür ve genel yetenek bilgisine yönelik sorular soruluyor. Bugün oturup ders çalışacak zamanı bulamıyorum çünkü ben bir sağlık personeli olmanın yanında hem eş, hem anneyim. Üstelik Sağlık Bakanlığının atamalarında alınan ATT sayısı ortada ve atamalarda mezuniyet tarihi göz ardı ediliyor” diyerek veriyor.

DAHA FAZLA ÇALIŞIYOR, DAHA AZ ÜCRET ALIYOR
Sohbetimizin başından sonuna kadar, geçim mecburiyetinden kaynaklı çalışmak zorunda olduğunun üstünde duruyor. Eşi basın emekçisi ancak çalıştığı kurum iki yıl önce KHK ile kapatılmış dolayısıyla çalışmıyor. “Ben de mecbur olmasam bu koşullarda hayatta çalışmam. Bu kadar yıldır çalışmama rağmen maaşım asgari ücret üzerinden ödeniyor. Ekip arkadaşlarımla aynı işi yapıyoruz ama bazı ciddi farklar var. Mesela 4B kadrosundaki personel arkadaşların resmi çalışma süresi haftalık 40 saatken benim gibi 4D kadrosunda çalışanlar, haftalık 45 saati doldurmak zorundayız ve diğer kadrolar gibi hastanenin döner sermayesinden de faydalanamıyoruz. Resmi tatiller dışında yaptığımız fazla mesailer ücret olarak ödenmiyor ve izin olarak kullandırılıyor. Ancak Kovid-19 salgını Türkiye’de ortaya çıktığından beri izinlerimiz kaldırıldı ve ne zaman biteceği belli olmayan bir süreç için bazı haftalarda fazla mesai yaparak çalışmaya devam ediyoruz. Tüm bunların yanında bir de asgari ücretle çalışmamıza rağmen vergiye tabi tutulunca insan yok pahasına çalıştığını düşünüyor.” Ayrıca hastanenin riskli bir biriminde çalıştığını ve yine alması gereken birim farkını da kadro farkından kaynaklı alamadığını söylüyor.

DİNLENMEK İSTEDİĞİNDE TUTANAKLA KORKUTULUYOR
Kovid-19 salgını sürecinde sağlık personellerinin ekipman eksikliği sıkça gündeme geldi. Aynı durum bu hastanede çalışan sağlık personelleri için de geçerli çünkü riskli birimde hizmet vermelerine rağmen eksik ekipmanla çalıştırılıyorlar. Bu sorunların yanında bir de sağlık personellerinin kendi sağlık problemleri var. “Yaşım ve sağlık problemlerim nedeniyle daha az riskli bir birime geçmek istediğimde bile geçiştiriliyorum. Bunca haksızlığa rağmen işimi verimli yapmaya çalışıyorum ama dinlenmek istediğim zamanlarda idareciler tarafından adıma tutanak tutulmasıyla korkutuluyorum. Oysa 24 saatlik çalışma sırasında dinlenmediğim zaman bacaklarımda oluşan varisler çoğalmaya devam ediyor.” diyerek kendi sağlık problemlerini dile getiriyor.

ÇOCUKLARININ OKUL MASRAFLARINI KARŞILAYAMIYOR
Sağlık personeli olmanın yanında hem bir anne hem de eş olduğu cümlesini hatırlattığımızda derin bir iç çekip “Evet, anneyim. Hastaneden çıkıp eve gittiğimde ev işleriyle birlikte ilgilenmem gereken iki çocuğum da beni bekliyor. İlkokul ve ortaokula giden, okul masraflarını bile karşılayamadığım iki öğrenci okutuyorum. Eşim işini kaybettiğinden bu yana benim bu koşullarda çalışmamı gururuna yediremiyor. Ama masrafları ucu ucuna yetiştirdiğimiz ve ev kredisi ödediğimiz için çalışmak zorunda olduğumun o da farkında. Sadece eşim değil çocuklarım da maddi yönden ne kadar zorlandığımızı görüyorlar. Geçen aylarda büyük oğlum burs başvurusu yapmak için bir mektup yazmış. Yaşadıklarımızı o kadar güzel anlatmış ki mektubu okuduğumda gözlerim doldu. Hatta mektubun fotoğrafını da telefonumda taşıyorum.” diyerek bize de oğlunun mektubunu okutturuyor. Maddi zorluklar yanında çalışma koşulları nedeniyle çocuklarının manevi hiçbir ihtiyacını da karşılayamadığını vurguluyor. “Nöbetten çıkıp eve gittiğim günlerde iş yerinin stresini onlara yansıtıyorum. Özellikle salgın sürecinde evde kalmak zorunda oldukları için benden daha fazla ilgi bekliyorlar.” diyor. Bu günlerde bütün sağlık çalışanlarının yaşadığı, “Ya virüsü evime ve yakınlarıma taşırsam!” korkusunun kendisinde olup olmadığını sorduğumuzda “Tabii ki var ama bu süreçte kalmamız için temin edilen yurdun koşulları yetersiz. Çocuklarımın kalabileceği başka bir yer de yok. O yüzden ailemi riske atarak çalışmaya devam ediyorum.” diyerek cevap veriyor. Bu korkularının arasında sevindiği bir şeyin olduğunu gülerek ekliyor. “Bizim kültürümüzde misafirliğin önemli bir yeri var. Bu nedenle benim evime misafir çok gelir gider. Salgın sürecinde misafirim azaldı. Yanlış anlaşılmasın, misafiri severim ama bazı zamanlarda bütçemin zorlandığını da inkar edemem. Şimdi misafire ayıracağım bütçeyi çocuklarımın giderleri için kullanıyorum.” Zeliha TAŞDEMİR / EVRENSEL VAN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.