Asıl esaret kitapsız ve umutsuz kalmakta

Asıl esaret kitapsız ve umutsuz kalmakta

0
PAYLAŞ
YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Yerine apartman dikmek için yıkılmak istenen Çorum’daki çocuk kütüphanesinin duvarındaki o fotoğrafın öyküsü, asıl esaretin ne olduğunu yeniden düşündürüyor…
 
Savaşlar ve yıkımlarla geçen Osmanlı’nın son günlerinde, içinde bulunduğu döneme göre oldukça iyi eğitim alan bir idareci adayı olan Mülkiyeli Faik Tonguç, Birinci Paylaşım Savaşı patlak verince İngiltere’deki eğitimini bırakarak ülkesine dönüp Doğu Cephesine koşarak Ruslara karşı savaştı. Esir düştü, defalarca ölümden döndü ve Bolşeviklerin Çarlık rejimini devirmesiyle oluşan atmosferden yararlanıp kaçmayı başararak ülkesine döndü. Savaşın ardından idareci olma hakkına sahipken mütevazı bir yaşamı seçerek Ankara’da eski ve kagir bir evde yaşamını sürdürdü. Hayatını ticaret yaparak kazandı ve hep iyi bir kitap kurdu oldu. Yaşamının ilerleyen yıllarında ise evindeki tüm kitapları çocuklara bağışladı. 1964’te memleketi Çorum’da yaptırdığı kütüphaneye, Faik Tonguç Çocuk Kütüphanesi adı verildi.
 
BİNLERCE ÇOCUĞUN YAŞAMINA DOKUNAN BİR KÜTÜPHANE
Geçtiğimiz yaz bölgeye yaptığımız gezide, Faik Tonguç’un kütüphanesini de ziyaret ettik. Binlerce çocuğun yaşamına dokunan kütüphane, eski bir mahallenin tam ortasında yıllara meydan okurcasına varlığını sürdürüyordu. Yakın zaman önce aramızdan ayrılan usta mizah yazarı Muzaffer İzgü’nün Adana’da bir kütüphanede başlayan edebiyat serüvenini bilmeyen yoktur. Küçük Muzo’nun ısınmak için girdiği kütüphanede tanıştığı kitapların, bir çocuğun yaşamını nasıl değiştirdiği, Zıkkımın Kökü adıyla sinemaya da uyarlanan gerçek yaşam öyküsüyle tarihe geçmişti.
 
ÇOCUK KÜTÜPHANESİNİN DUVARINDAKİ O FOTOĞRAFIN ÖYKÜSÜ
Faik Tonguç Çocuk Kütüphanesinin duvarlarında çerçeve içinde duran fotoğraflar dikkatimizi çekiyor. Fotoğraflardan birinde Faik Tonguç, iki askerin ortasında yerde oturuyor. Rusya’daki esaret günlerinden kalma bir fotoğrafmış bu. Esir olmasına karşın onu esaret altında tutan biri silahlı askerlerden çok daha kendinden emin ve yaşama tutunan, umutlu bir tavır içinde gelecek güzel günleri düşünüyor sanki. Kim bilir…
 
BELEDİYE KÜTÜPHANEYİ YIKIP YERİNE APARTMAN YAPACAK
Kütüphaneden ayrılmadan önce mahallede kentsel dönüşüm yapılacağını öğreniyoruz. Bizim Çorum’da bulunduğumuz günlerde kentin belediyesi de kütüphanenin de içinde olduğu bölgedeki kentsel dönüşüm planlarını onaylamış. Kısacası Çorum Belediyesi, birinci dünya savaşının adı unutulup giden binlerce kahramanından biri olan ve tüm yaşamı boyunca etiyle, kemiğiyle, ruhuyla memleketi için çırpınıp duran Faik Tonguç’un anısını da taşıyan o kütüphaneyi yıkıp yerine 10 katlı apartmanlar yapacak.
 
BETON KOKUSU KİTAP KOKUSUNA TERCİH EDİLİRSE…
Hafızasızlığın ve vefasızlığın giderek tüm toplumu kuşattığı bir dönemde geçmişin izlerinin bu denli hoyratça silinmesini hak etmedi bu ülke. Son nefesine kadar içine doğduğu topraklar uğruna yaşayan bu kuşağa yapılan vefasızlıkların kendisini ‘muhafazakar’ olarak tarif edenler eliyle gerçekleşmesi de neyin muhafaza edildiği, neyin tarumar edildiği konusunu yeniden düşünmemizi gerektiriyor. Beton kokusunu kitap kokusuna tercih eden zihniyet koca bir toplumu esir almış durumda.
 
1916’DA ERZURUM’DA SAVAŞIRKEN RUSLARA ESİR DÜŞTÜ
Faik Tonguç, 11 Temmuz 1916 günü Erzurum’daki çatışmalarda Rusların ateş çemberinin içinde kaldı ve esir düştü. Ardından da binlerce kilometre yolculuk ve Rus esir kamplarında sürüp giden günlerin ardından Bolşevikler Çarlık Rusya’sında devrim yaparak iktidarı ele geçirince barış umudu doğunca Tonguç ve diğer Türk esirler de vatanlarına dönebilme olasılığını düşünmeye başladılar…
 
‘NEHİR DONMUŞ, HER TARAF BEYAZA BÜRÜNMÜŞTÜ’
Faik Tonguç’un anılarında esaret günlerinde çektirdiği o fotoğraf ve barış umudunun öyküsü kısaca şöyle: “10 Kasım 1917. Bu gece nehir donmuş, her taraf beyaz örtülere bürünmüştü. Kumandan yardımcısına sobanın yakılması için bir kaç günden beri rica ediyoruz, nihayet günde bir defa yakılmasına emir verildi. Soğuğa karşı olan dayanıklılığıma rağmen uyumak kabil olmuyordu…
 
BOLŞEVİKLERİN LİDERİ LENİN BARIŞ İÇİN UMUT OLUYOR
Bugün elimize geçen Fransızca bir gazetede mütareke emrinin verilmiş olduğunu, Bolşevik hükümeti başkanı Lenin’in, genel barış şartlarının bildirilmesi in müttefik devletlere başvurduğunu okuduk. Bizi yeniden hayata kavuşturacak olan bu haberin verdiği sevinçle şarkılar söyleyerek, milli oyunlar oynayarak geç vakitlere kadar eğlendik… Barış şerefine bir geceye mahsus olmak üzere muhafızlar da eğlencemize ses çıkarmadılar…
 
‘BARIŞ ŞEREFİNE BEYAZ UNDAN MAKARNA PİŞİRDİK’
Yakın arkadaşım Ahmet’le ele geçirdiğimiz bir funt beyaz unla, bir ev kadını titizliğiyle hamurun yapılması, açılıp ince ince kesilmesi ve kurutulması kendi elimizin becerisi olan, başucumuzda bir torbada asılı bulunan makarnadan, barış haberi şerefine yarım porsiyon erişte yaptık. Bu yokluk içinde beyaz undan yapılmış makarna yemeği, evin içinde bir olay ve dedikodu konusu oldu; gıpta ve haset edenler oldu.
 
İKİ RUS ASKERİNİN ORTASINDA ESARETİN RESMİ
“18 Kasım 1917…  Sabahtan beri esen lodos fırtınası kalınlığı 15 santimi bulan karı siliyor, yer yer kara parçaları görünmeye başladı. Bu mevsimde karın kalkması pek nadir olurmuş. Barış için hayırlı sayıldı, inşallahlar çekildi. İki asker ile çarşıya çıktığımda, bin bir zorlukla muhafızları kandırıp bir fotoğrafçıya girdim. Biri silahlı olan askerleri iki tarafıma alarak esaret hayatını bir resimle tespit ettim…
 
ESİR KAMPINDAN KAÇIŞ PLANI
Kaçış yolumuz, önce düşünülen ve arkadaşların başarısızlığı ile sonuçlanan güney yolunun tam aksi yönünde. Kuzey tarfaını takip edeceğiz, geldiğimiz yoldan, Şarya Vologda-Kazan yoluyla Türkistan, Kafkasya Türk ve Müslümanlar arasına karışmayı amaçlıyoruz…
 
ASIL ESARET ÇOCUKLARI KİTAPSIZ KOYMAK
Çorum’da adını taşıyan çocuk kütüphanesinin duvarındaki fotoğrafta, iki Rus askerinin ortasında büyük bir vakarla bize bakan Faik Tonguç’un öyküsü, iyi yetişmiş, kendisiyle ve yaşamla barışık bir insanın esaret altındayken bile gülümseyen bir yüreğe sahip olduğunu anlatıyor bize. Asıl esaret, çocuklarımızı kitapsız, umutsuz ve ışıksız bıraktıkça bu öykülerin hafızamızdan silinmesidir.
 __________
*(Faik Tonguç. Birinci Dünya Savaşı’nda Bir Yedek Subayın Anıları. İş Bankası Kültür Yayınları.)

BİR CEVAP BIRAK

18 + 3 =