Asker sivil ilişkisi gözden geçirilmeli

Toplumların tarihsel gelişimini incelediğimizde ve herhangi bir devletin siyasal yapısını ele aldığımızda orduların, her süreçte büyük rolü olduğunu görürüz. Bazı yazarlar devleti insana benzetir ve orduları insan bedeninin omurgası olduğunu söyler, başka yazarlar orduların işlevinin kalelerin sütunlarının işlevine benzediğini söyler. Herkesin bildiği bir öneme sahip olan askerler, iç güvenliği sağlamak ve devleti dış saldırılardan korumakla mükelleftir. Yani askerin görevi vatandaşı ürkütmek değil onu korumak ve kollamaktır. Peki ya asker görev sınırını bilmeyip-bilemeyip vatandaşın huzur içinde yaşaması için çalışmazsa ve güvenlik açmazının giderilmesi yerine onun ikileme dönüşmesine neden olursa ne olur? Konunun öneminden doğan gereklilikten dolayı Irak’ta asker-sivil ilişkisi boyutunun belirlenmesi ve askerlerin yetki sınırını kaleme alıyorum..
Irak Ordusu, Birinci Dünya Savaşı sonrasında saf değiştiren subaylar tarafından kurulmuştur. Osmanlı ordusundan ayrılıp İngilizlerin tarafına geçen komutanlar ikramiye olarak efendileri tarafından bahşedilen ödül sayesinde Irak Ordusunu kurma şerefine nail olmuşlardı! Tabi o sıralarda Irak devleti, İngiliz manda sisteminin bir parçası idi..
Dış bağlantılı politikacı ve dünyada baş gösteren ideolojik çatışmanın bir parçası haline gelen yöneticilerin izlediği yanlış ve tasvip edilemeyen politikalar sonucu ordu, 20. yüzyıl boyunca savaştan savaşa sürüklenmiştir. Asker bir yandan aç bırakılmış diğer yandan ondan savaşması istenmiştir. Sonuç itibariyle Irak, girdiği her savaştan büyük kayıplarla çıkmıştır.
2003 yılına geldiğimizde ABD Başkanı George W. Bush tarafından Irak’ın askeri yöneticisi olarak atanan Paul Brimer’in yaptığı ilk iş eski orduyu feshetmek olmuş, arifesinde yeni bir ordunun kurulması söz konusu olmuştur. Mezhepsel ve etnik temele dayanan ordu, başarı yerine büyük başarısızlıklara imza atmıştır!! Ordunun yapısı veya dağılımına âmin diyen vatandaş, halkın tüm kesimlerinin yeni orduda temsil edilmediğine tanık olmuştur. ABD veya bölgesel güçlerin desteğine sahip olan gruplar keyfi bir şekilde yeni orduyu kurmuş, istedikleri grupları dışlamış veya saf dışı tutmuşlardı. Yedi veya sekiz yıldır görevini yapmaya kalkan yeni ordunun mensupları, yüzlerce fiyaskonun söz konusu olmasına neden olmuşlardı. Güvenliğin sağlanması, kaçırma olaylarının sonlandırılması ve huzurlu bir ortamın yaratılması girişimleri başarısızlıkla noktalanmıştır. Buna ek olarak asker, kendi yetki sınırı dışında olan davranışlarda bulunmaya başlamış ve halka huzurlu bir ortam sağlamak yerine onun daha da istikrarsız bir yaşam sürdürmesine neden olmuştur. Böylece Irak, demokratik bir ülke olmak yerine militarist yapıya sahip bir ülke haline gelmiştir.
Askeri üniforma giyen kişilerle dolup taşan ülke güç gösterilerine her an sahne olmaktadır. Irak’ı gezdiğinizde türlü türlü askeri üniformalar giyen insanlarla karşılaşırsınız hiç şaşırmayın! Bunların bazı asker, bazı polis, bazıları uyanış gücü, bazıları ise partilere ait milis güçleridirler. Yollar üzerinde kurulan kontrol noktalarından geçtiğinizde bu kategorilere mensup olanları selamlamanız, arabanın camını indirmeniz, telefonda konuşuyorsanız hemen kapatmanız ve gözlük giyiyorsanız çıkartmanız gerekmektedir. Aksi takdirde her türlü muameleye maruz kalabilirsiniz! Zavallı vatandaş büyük yerden gelen emirlere istese de istemese de uymak zorundadır. Ona danışılmadan uygulamaya geçilen kuralları tartışması veya dile getirmesi bile suç sayılabilir. Normal vatandaşlara karşı bu tür davranışlara yeşil ışık yakan yöneticiler, ordu mensuplarının halka karşı nezaketsizce davranışlarının sonuçlarına katlanacaklarından kuşku yoktur. Sert muameleler, vatandaşların galeyana gelmesine neden olabileceği için başta cumhurbaşkanı, başbakan ve meclis başkanı olmak üzere tüm yöneticilerin, asker-sivil ilişkisi boyutunu belirlemeleri ve silah taşıyan ordu mensuplarının yetki sınırını koyu hatlarla çizmeleri gerekmektedir. Aksi takdirde potansiyel güce sahip olan damlanın bardağı rahat bir şekilde taşırabileceğinden emin olabiliriz.
Asker veya polis, yöneticiler tarafından aydınlatılmalı, görevinin halka saldırmak değil onları korumak olduğu telkin edilmelidir. Vatandaşa karşı muamele saygı ve sevgi çerçevesinde olmalıdır. Asker ve polis halkın efendisi değil vatandaşın hizmetinde olduğu ilkesi yerleştirilmelidir. Politikacı milletinin bu konuyu ciddiye almaları, asker-sivil ilişkisi boyutunun belirlenmesinde somut adımların atılması dileğiyle..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.