Aslan Asker Şvayk Yardım Arıyor

PAYLAŞ

Aslan Asker Şvayk yardım arıyor

Diplomasinin, müzâkerenin çalışmadığı yerde silahlar konuşur; savaş, diplomasinin eksiğini tamamlar.
Savaş denilen vahşeti onaylayan bu belgiye elbette katılmıyoruz ama gerçek şu ki, savaş insanlığın yazgısına dönüşmüştür.
Savaşa, karşı tarafın silahlarıyla yahut bu silahlara ait cephaneye, malzemeye bağımlı olarak girilmesi ise daha baştan teslim bayrağını çekmektir.
1955’de, tam da Soğuk Savaş denilen dönemin alacalı bulacalı zamanlarında imzalanmış, SSCB öncülüğünde ve Doğu Avrupa’daki ¨Komünist Parti bürokratik diktatoryası¨ altında idare olunan birkaç ülkenin katıldığı Varşova Paktı, bu ülkeleri Moskova’ya bağımlı, uydu-peyk haline getirecekti.
Bulgaristan’dan Polonya’ya kadar bu ülkelerin savunma sanayi Moskova’ya bağlandı; silahını üretse, ne fark eder, önünde sonunda mermisini, yedek parçasını Rusya’dan alacaktı.
Bu bağımlılık yüzünden, Berlin Duvarı yıkıldığı zaman, uzun vakit bu ülkelerin bağımsızlığı savunma gücü olmaksızın açıkta kaldı; üflesen yerle yeknesæk olacak durumdaydı sanki…
Neyse ki, hem Avrupa Birliği ve hem NATO bu ülkelere kucak açtı da sayelerinde azıcık sâyeban oldular ve savunma sanayileri bu kez en azından ABD’ye bağlandı…
Bürokratik-otokratik/güyâ komünist merkezden global kapitalizme geçişte böyle şeyler olur; kulak asmayın…
Lâkin eski SSCB’nin dağılmasıyla açıkta kalan Ukrayna’nın durumu pek vah vah vaziyettedir.
Hâlen tankların, obüs ve havanların, mitralyöz ve ölüm kusan ne varsa, işte bu türden yokolasıca her şeyin yedek parçası Moskova’nın elindedir.
Bu nedenle, Ukrayna Ordusu, Putin’in Kırım’ı ¨Stalin zamanında, yani daha önceleri size II.Dünya Savaşında gösterdiğiniz cesaret üzerine hediye etmiştik, aramızdaki nişan-nikâh bozuldu ve şimdi çeyizi geri alıyorum¨ diye işgal etmesi ve sınır müdahalesinde bulunmasına karşı direnememesi doğaldır.
Savaşta cesaret, hâmasi laf ve lakırdılarla olmaz; silahla, ekonomik ve nüfusa dayalı güçle olur.
Fakat: Silahsız da olsa düşmana karşı çıkan örneği tarihte ararsanız, Kuvay-ı Milliye ve İstiklâl Harbi zamanlarına bakınız; gerisi boş…

Atatürk’ün 1927’de nefes tüketip Mecliste anlattığı savaş güncesini, NUTUK’u okumanız yeterlidir.
Şimdi, biz mevzumuza dönersek: Ukrayna’nın silahı var ama yedek parçası yok, paslanmakta olan topu tüfeği var fakat cephanesi yok…

Öyle anlaşılıyor ki, acilen Ukrayna’nın silahlı gücünü tazelemesi gerekecektir.
Ancak bu o kadar kolay değil!

Her şeyden evvel paraya, hâsılı maliyeye bakıyor; bu da zayıf! Cep delik, cepken delik…
Acaba ne yapmalı? Bir yerlerden yardım istemeli…
Ukrayna bir süredir Batı’dan yardım beklemektedir.
Avrupa ve İngiltere, ayrıca Kuzey Amerika – ABD ve Kanada – Ukrayna’yı arkalamaktadır; ama nereye kadar!


En son, Trump’ın ABD Başkanlığı evveli ve sonrasında Rusya-Putin yanlısı söylemleri ardından Ukrayna, apaçık, Washington’dan umudu kesmiş görünüyor.
Şimdi tek umut, ortak düşman-en azından rakip sayılabilecek olan Rusya’ya karşı Kanada’yla işbirliğinde görünüyor.
Hem zaten, tarihsel olarak Kanada’nın göçmen nüfusunun bir haylisini son 150 yılda doldurmuş bulunan Ukraynalı halkın varlığı, Kanada başkenti Ottawa’yı düşündürüyor.
Zira Kanada kamuoyu Ukraynalı göçmenler ve köken itibariyle bu ülkeye bağlı halkın siyasî etkisi altındadır.
Dahası Kanada’nın, burada birçok defa belirtip yazdığımız gibi, Artik-Kutup Bölgesinde Rusya’yla olan doğal kaynaklar üzerine çıkar çatışmaları, hatta karşılıklı askerî manevralar yapmaya kadar uzanan diklenmelerin varlığı, Ukrayna Ordusuna sahip çıkmayı bir vazife biçimine dönüştürüyor.
Sadece 2016’da, üç binden fazla her rütbede Ukraynalı asker ve subayın Kanada topraklarına getirilip askerî eğitim alması bir başlangıç sayılmalıydı.
Kanada Ordusunda hâlen eğitim almaya devam eden Ukrayna askerleri bulunuyor.
Kanada, aynı zamanda Ukrayna silahlı kuvvetlerini yeniden techiz etmek-silahlandırmak üzere girişimlerini sürdürüyor.
Tabii bu girişimler, Rus Ayısı olarak karikatürize edilen Moskova’daki demir pençeli iktidarı rahatsız ediyor; Ayı diş biliyor, homurdanıyor.
Meselenin, görünüşte acıklı olan tarafı ise, Rusya destekli Ukrayna ayrılıkçısı silahlı grupların Neo-Nazi selamları vererek halk arasında tehdit unsuru yaratıp dolaşmasıdır.
Moskova’nın Nazi selâmına ihtiyaç duyması ise tarihî bir komedi olarak, karikatürize dahi edilemez durumda…
Kanada’nın açık desteğini bekleyen Ukrayna piyadesinin, ¨Aslan Asker Şvayk¨ karakterine denk düşen bu hâllerine bir son vermek, en azından dışarıdan bakıldığında çakı gibi asker görüntüsü yaratmakla işe başlandı; yanaşık düzen eğitimi, üst baş, üniforma gibi temel askerî mecburiyetlere ağırlık veriliyor.
Cepheden, Rus/Rusya yanlısı ayrılıkçılara ait sınırlardan gelen foto-görüntüler Ukrayna piyadesini pek iyi tarif etmemektedir. Görüntüler Aslan Asker Şvayk’ın savaş yılgınlığını hatırlatmaktadır.
Çek yazarı Jaroslav Hašek’in yarattığı Aslan Asker Şvayk savaş karşıtı roman olarak epik-satirik edebiyatın baş eseridir.
1930’da yayımlanmış bahsettiğimiz roman bugüne kadar elliden fazla dile çevrildi; yüzlerce baskısı yapıldı; üzerine film, tiyatrolar, türlü eserler üretildi.
Şvayk’ın komik, saçma-absürd maceraları, I.Dünya Savaşı yıllarına aittir ve elbette Rus Ordusuna esir düştüğü zamanlardaki komediyi de aktarır.
Gandhi tarzı pasif direnişin bir biçimiyle savaşa ve talimatlara direnen, üstü başı dökük, savruk Şvayk, Rus Ordusuna esir düşüp orada üzerine geçirdiği bir Rus üniformasıyla kaçtığı gün, kendi tarafı olan Çek Ordusunca esir alınır.
Bu komedi böylece devam eder…
Komedi bir biçimiyle, Slav ırkının bir parçası olan Ukrayna halkında bugün dahi, başka isimler altında devam etmekte.
Görev kolay değildir!
¨Bisikletin tekerleğini bisiklet giderken değiştirmeye¨ benzeyen bir durumun varolduğunu, Ukrayna Savunma Bakanlığı da kabul etmektedir.
Bu yönüyle Kanada’nın daha fazla müdahalesi bekleniyor.
Ancak asıl sorun, Kanada’nın barışçıl iç ve dış siyasetinin buna pek fazla müsait olmamasında yatıyor.
Körfez Savaşı, Irak müdahalesi ve Afganistan hadiselerinde bile sadece barışcıl pozisyonlar alan, pek nadiren savunma amaçlı silah kuşanan Kanada’nın, şimdi, Ukrayna’nın taleplerine ne kadar cevap vereceği ise merak konusu olarak, hâlen siyasî gözlemcilerin not defterinde birincil sorudur.

CEVAP VER