Asrın projesi hasta ediyor!

FARUK ESKİOĞLU / AÇIK GAZETE – KKTC’ye su temin etmek amacıyla inşa edilen Alaköprü Barajı kirlilik yüzünden iki yılda ölüm suyuna dönüşünce Anamurlular isyan ederek eylem yaptı…
Mersin’in Anamur ilçesinde KKTC’ye su temin etmek amacıyla inşa edilen ve ‘Asrın Projesi’ olarak duyurulan Alaköprü Barajı kirlilik yüzünden çevresine ölüm saçıyor. Tarihi Alaköprü’nün bulunduğu bölgede bugün bir eylem ve basın açıklaması yapan Anamurlular, barajdan Dragon Çayı’na az su verildiğini belirterek bu durumun balık ölümlerine ve kirlilikten kaynaklanan hastalıklara yol açtığını belirtti. MERÇED Anamur Temsilcisi Av. Seyda Afyoncu ise ilçenin can damarı olan Dragon Çayı’nın suyunu geri istediklerini belirterek, Yaklaşık bir yıldır maruz kaldığımız koku bize göre Dragon Çayı yatağına bırakılan deşarj atıklarından kaynaklıdır. Bu nedenle tüm yetkilileri göreve davet ediyoruz. Suyumuzu kirleten etkenleri önce ortadan kaldırıp temizleyin, sonra bize geri verin. Aksine durumda Dragon Çayı’nı kirleten, suyunu içindeki canlılarla birlikte yok eden etkenlere karşı tüm hak arama yollarını kullanacağımızı buradan herkese duyuruyoruz” diye konuştu.

Mersin’in Anamur ilçesinde KKTC’ye su temin etmek amacıyla inşa edilen ve Ekim 2015’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı görkemli bir törenle hizmete alınan projeden kötü kokular gelmeye başladı. Anamur Dragon Çayı üzerinde inşa edilen Alaköprü Barajı, deniz altından Kıbrıs’a su taşıyan boru hattı projesine su temin ediyor. Ancak yöre halkının ‘Koca Çay’ olarak da andığı Dragon Çayı’na yeterli su bırakılmadığı için yaklaşık bir yıldır balık ölümleri ve hastalık saçan çevre kirliliği oluşmaya başladı. Sorunun çözümü için daha önce yetkililere başvuran yöre halkı bir sonuç alamayınca, suyunu kaybedince adeta ‘hayalet nehre’ dönen Dragon Çayı’nın kurtarılması için bugün eylem yaptı.

‘LAĞIM KOKUSU DEĞİL, ÇİÇEK KOKSU İSTİYORUZ’

Mersin Çevre Derneği (MERÇED) Anamur Temsilciliği’nin çağrısıyla Alaköprü Barajı’na adını vere tarihi köprünün altında bir araya gelen Anamurlular ve yöre köylüleri, “Suyumuzu geri istiyoruz”, “Lağım kokusu değil, çiçek kokusu istiyoruz”, “Dragon’da balık avlamak istiyoruz” ve “Can suyumu zehirleme, doğayı koru” yazılı dövizlerle tepkilerini dile getirdiler.

‘YAZ AYLARINDA SUYA DOKUNAN HASTA OLUYOR’

Güneybahşiş, Evciler ve Gercebahşiş gibi köylerin yoğun olarak etkilendiği kirlilik sorununun çözülmesini isteyen köylüler, Dragon Çayı’nın yatağına yaz aylarında çoğu zaman su verilmediğini belirtti. Su verildiği dönemlerde ise kirli atıklarla birlikte verildiğini öne süren yöre köylüleri çayda eskisi gibi balık kalmadığını dile getirdiler. Eyleme katılan Evciler köylüleri ise yaz aylarında Dragon Çayından akan suya temas edenlerin enfeksiyon hastalılarına yakalandığını belirterek çayın suyunun Kıbrıs’tan önce kendilerine verilmesini talep ettiler. Eyleme katılan Anamurluların bir diğer iddiası da barajın inşasından sonra musluklardan tuzlu su aktığı yönündeydi. “Çayımızı tuzlu suyla demliyoruz” diyen ilçe halkı sorunun bir an önce çözülmesini talep ediyor.

MERÇED TEMSİLCİSİ AFYONCU: ‘KİRLİLİK ATIK SU KAYNAKLI’

Su hakkını savunmak için bir araya geldiklerini dile getiren MERÇED Anamur Temsilcisi Av. Seyda Afyoncu da atık su deşarjından kaynaklı olduğunu düşündükleri kirlilik yüzünden ilçe halkının büyük rahatsızlık duyduğunu belirterek, “Yaz başından itibaren çaya bırakılan suyun ciddi biçimde azaltılması nedeniyle de tarımsal sulama ve içme suyu sıkıntısı baş göstermiştir. Geçtiğimiz aylarda kuyu suyu verilen bazı mahallelerimizde, evlerin musluklarından epey bir süre tuzlu su akmıştır. Bu mahallelerin sakinleri, musluk suyunu içemediği gibi, çay dahi demleyememişler ve uzunca bir süre hazır su kullanmak zorunda kalmışlardır” dedi.

‘YAPILAN ŞİKÂYETLER SONUÇSUZ KALDI’

Geçmişte gürül gürül akan Dragon Çayı’nın bugün neredeyse kurumaya yüz tutan kötü kokulu bir dereye dönüşerek ünlü alabalıklarının ise tamamen yok olduğuna işaret eden Afyoncu, “Kurda kuşa, börtü böceğe, kelebeğe, arıya ev sahipliği yapan sazlık alanlar da yok olup gitmiş; artık kuruyan çayın yatağı, birkaç çobanın keçisine, koyununa otlak olmuştur. Bu konuyla ilgili olarak yetkililere halkımızca yapılan tüm şikâyetler sonuçsuz kalmış ve bugüne değin sorunun çözümüne dair tek bir adım atılmadığı gibi, hiçbir yetkili tarafından yeterli ve inandırıcı bir açıklama dahi yapılmamıştır” diye konuştu.

DSİ YETKİLİSİ  ‘YAĞMURLAR YAĞINCA DÜZELİR’ DEDİ

Mersin Su ve Kanalizasyon İşleri Müdürlüğü (MESKİ) yetkililerinin baraj gölünün etrafındaki köylerin arıtma tesislerinin çok iyi çalıştığını iddia ettiğini dile getiren Afyoncu, DSİ yetkililerinin ise kötü kokunun nedenini temizlik yapılmadan doldurulan baraj gölündeki taban suyundan kaynaklı olduğunu, yağmurlar yağınca sorunun çözüleceğini öne sürdüklerini anımsatarak şöyle konuştu: “Ne yazık ki HES’lerin ve baraj gölünün zararlı etkilerinin en bariz sonuçlarından biri olarak artık yağmur yağmaz olmuş ve yer altı suları deniz suyundan beslenir hale gelerek tuzlanmıştır. Tuzlu yer altı suyu nedeniyle geçici çözüm olarak tarlasına toprak dökemeyen çiftçilerimiz, ürün kaldıramaz hale gelmiştir. Son günlerde küresel olarak da ısıttığımız doğa ana bize şakır şakır yağan yağmurların yerine, gök gürültüsüne eşlik eden şimşek görseli ile ardından gelen üç beş yağmur damlası sunmaya başlamıştır. Yani, Sayın DSİ müdürümüzün ‘Yağmurlar yağıp, barajdaki su çoğalınca, çaydan yayılan kötü koku geçecektir’ şeklindeki öngörüsü bir türlü gerçekleşememiştir.

‘RÜYA PROJE ANAMURLUNUN KÂBUSU OLDU’

Anamurlunun tüm karşı duruşuna rağmen, sözde Kıbrıs’a su verme amacıyla ‘yüzyılın projesi’ ya da ‘rüya proje’ diye reklamı yapılarak 2015 yılında görkemli bir törenle açılışı yapılan Alaköprü Barajı ve HES projesi,  Anamur halkının kâbusu olmuştur. Söz konusu rüya proje ne yazık ki Kıbrıs’a da yaramamış ve bir dönem bazı anlaşmazlıklar nedeniyle,  Dragon Çayı’nın suyu, Kıbrıs’a şırıl şırıl akacağı yerde, harıl harıl Akdeniz’e  akıtılmıştır. Sonuçta ise, Anamur halkı yağmursuz ve susuz kalmış, topraklarını sulayamamış, çayını tuzlu su ile demlemeye başlamıştır. Medeniyet söylemiyle sevimli kılınmaya çalışılan Kıbrıs’a su verme projesi, bu suyun asıl sahibi olan Anamur halkını susuz ve medeniyetsiz bırakmıştır.”

‘YETKİLİLERİN DUYARSIZLIĞI SÜRERSE CİDDİ SORUNLAR YAŞAYACAĞIZ’

Akarsuların üzerine inşa edilen baraj ve HES’lerin doğal akışı bozarak verdiği zararların bilimsel bir gerçek olmasının yanında halk tarafından da gözlemlenip tecrübe edildiğine değinen MERÇED Anamur Temsilcisi Av. Seyda Afyoncu,  “Burada HES’lerin ve suyun beton barajlara, borulara hapsedilmesinin zararlarını tekrar etmeyeceğiz. Çünkü hepimiz bu zararların etkilerini yaşayıp gördük, yetkililerce acilen önlem alınmazsa daha da yaşayıp göreceğiz. Eğer ki yetkililerin sorumsuz ve duyarsız tavırları bu şekilde sürerse, gelecek yıl, bu yıldan da kötü olacak ve Anamur halkı olarak susuzluğa dair daha ciddi sorunlar yaşayacağız” dedi.

‘SUYUMUZU TEMİZ OLARAK GERİ İSTİYORUZ’

Anamur’un can damarı olan Dragon Çayı’nın suyunu eskisi gibi temiz ve berrak akacak şekilde geri istediklerinin altını çizen Afyoncu, “Yaklaşık bir yıldır maruz kaldığımız koku, bize göre, Dragon Çayı yatağına, halkı isyan ettirmeyecek ölçüde verilen sözde can suyu eşliğinde bırakılan deşarj atıklarından kaynaklıdır. Bu nedenle, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, DSİ ve MESKİ başta olmak üzere tüm yetkilileri göreve davet ediyoruz. Suyumuzu kirleten etkenleri önce ortadan kaldırıp temizleyin, sonra bize geri verin. Aksi durumda Dragon Çayı’nı kirleten, suyunu içindeki canlılarla birlikte yok eden etkenlere karşı tüm hak arama yollarını kullanacağımızı buradan herkese duyuruyoruz. Dragon Çayı’nın suyu öncelikle bize, yani suyun sahibi olan Anamur halkına aittir. Hiç kimse bizleri su hakkının savunmasından geri bırakamayacaktır” diye konuştu.

Önceki haberGeleceğimiz için kodlama
Sonraki haberSular çekilince göl yağmaya açıldı!
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here