Avrupa Sosyal Forumu’nda HES’leri tartıştılar

Avrupa Sosyal Forumu’nda HES’leri tartıştılar

0
PAYLAŞ

Platformun sekreteryasını yürüten Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Antalya Şubesi adına foruma katılan Dernek Başkanı Hediye Gündüz “Mücadelenin Yeniden İnşası” başlığıyla yaptığı konuşmada, Türkiye genelinden Antalya örneğine uzanan HES mücadelesine dikkat çekerek örgütlenmenin önemine değindi.

Önümüzdeki yıllarda dünyada iklim değişikliği nedeniyle çok ciddi bir değişim yaşanacağına dikkat çeken Gündüz, sorunun hafife alınacak bir tarafı kalmadığını vurguladı. Bu gerçeğin bilinmesine rağmen doğaya zarar veren çalışmaların hala devam ettiğini anlatan Gündüz, HES’lere dikkat çekerek, bazı araştırmalara göre Türkiye’de 5 bin ila 17 bin arasında HES lisansı bulunduğuna dair bilgiler olduğunu öne sürdü. HES’lerin diğer çevre sorunlarından farklı olarak bütün ülke genelinde eşzamanlı olarak ortaya çıktığına değinen Gündüz, buna paralel olarak bütün ülkede büyük bir çevre direnişi yaşandığını kaydetti. Yaşanan bu direnişlerin doğru algılanması gerektiğini vurgulayan Gündüz, “bu dönem halkın demokrasi, özelleştirme ve enerji konusunda bilinçlendirilmesine ortam hazırlamaktadır. Halkın bilinçlendirilmesi çalışmaları konuya daha da ciddi dirençler katacaktır. Bu nedenle bütün çevre bileşenleri bir araya gelmelidir” diye konuştu.

SULARIN ÖZELLEŞTİRİLMESİ MÜCADELEYİ BİRLEŞTİRECEK

Geçmişte yaşanan çevre sorunlarının farklı konularda ve farklı zamanlarda ortaya çıktığına değinen Gündüz, bunun bir araya gelme ve örgütlenme şansını ortadan kaldırdığını anlattı. Dünyadaki iklim değişikliğinin yanı sıra halkın elinde kalan son kaynak olan suların özelleştirilmesinin durumu değiştirdiğini anlatan Gündüz, “şu an HES karşıtları, maden ve taş ocağı karşıtları, nükleer karşıtları, baz istasyonları karşıtları, imar karşıtları bir araya gelip dünyayı bu büyük tehlikelere karşı birlikte korumalıdır” dedi.

Geçmişte Almanya’da böyle bir dönemin yaşanmasının ardından Yeşiller Partisinin kurulduğuna dikkat çeken Gündüz “böyle dönemler toplumsal değişimlerin çok büyük yaşandığı dönemlerdir ve Türkiye böyle bir dönemden geçmektedir. Bize düşen ise bu dönemde bu güçlerin bira araya getirilmesidir” diye konuştu.

TÜRKİYE’NİN ÇİÇEK MERKEZİ ALTINOVA İMARA AÇILMAK İSTENİYOR

Platform katılımcısı Antalya Altınova Tarım Alanlarını Koruma Derneği Başkanı Ömer Ali Keskin ise Antalya ve Altınova’da yaşanan tarım alanları katliamları hakkında bilgi verdi. Keskin, Altınova ve Pınarlı bölgesinde yaşayan halkın bölgenin 1. sınıf tarım arazisi olması nedeniyle geçimini çiçekçilik, yaş meyve ve sebze üretimiyle kazandığını anlatarak, “bölge Türkiye’nin çiçek ambarıdır ve mutlak tarım arazisi olarak korunacak ve de ne olursa olsun imara açılmayacak yerlerdendir” dedi.

ALTINOVA 3. KEZ YARGIYA TAŞINIYOR

Altınova’daki yeraltı suyu rezervlerinin zenginliğine dikkat çeken Keskin, “şu anda sulama suyu derin kuyulardan elde edilmektedir. Bölgede 7700 adet sondaj ve 50 bin dönüm kapalı sera vardır. Ancak bütün bu bilgilere rağmen Akdeniz Üniversitesi bu alan için ‘6. sınıf tarım alanıdır’ diyerek bilimi yanıltan rapor vermiş ve imara kılıf hazırlayarak bilimi kötü amaçlar için kullandırtmıştır” ifadelerini kullandı. Akdeniz Üniversitesi’nin raporuna karşı iki kez dava açtıklarını söyleyen Keskin, her iki davanın da yürütmeyi durdurma kararıyla sonuçlandığını belirtti. Keskin, üçüncü kez dava açtıklarını da anımsatarak, “Şimdi herkese soruyoruz: bu ülkede tarım topraklarını koruyan kimse yok mudur? Biz bu bölgenin önemine dikkat çekmek üzere Türkiye de ilk kez çiçek festivalini Altınova Tarım Alanlarını Koruma Derneği ve Türkiye Tabiatını Koruma Derneği işbirliği ile yaptık. Ama şu an bu festivali bile bizi saf dışı bırakarak yapmaya çalışmaktadırlar. Ancak bu festivali ilk kez yaparken amacımız Altınova’nın önemine dikkat çekmekti ve festivali bu nedenle başlattık. Şimdi hem festival bizden alınmaya çalışılmakta hem de Altınova yine imara açılmaktadır” dedi.

UÇARSU’YA HES YAPTIRMAYACAĞIZ!

Forumda söz alan Platform Üyesi Yakup Yıldırım da Kaş’ın Gömbe beldesindeki Uçarsu’ya yapılmak istenen HES’in bölgedeki tek su kaynağı olduğunu belirterek bölge halkının Uçarsu’ya HES yapılmasına asla izin vermeyeceğinin altını çizdi. Uçarsu’yun yaz aylarında Gömbe’ye, kışın ise Fethiye Eşen Çayı’na aktığını anlatan Yıldırım, bölge halkının efsanelerinde önemli yer tutan Uçarsu’yun önemine dikkat çekti.

BİR CEVAP BIRAK