Avrupa’nın şımarık çocuğu

Avrupa’nın şımarık çocuğu

0
PAYLAŞ

Simerini gazetesi ve diğer gazeteler, Avrupa Konsey Bakanlar Komitesi’nin, Türkiye’nin, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Rum göçmenleri haklı bulan kararlarını uygulamayı sürekli olarak reddetmesi” konusunu gündeme getireceğini yazıyorlar. Simerini’ye göre Avrupa Konseyi’nin 47 üye ülkesinin, Bakanlar Komitesi toplantısında, Türk silahlı kuvvetleri tarafından, 1974 yılında ve sonrasında 14 insan hakları ihlalinin yapıldığı tespit edilmiş!

Gazeteler “Türkiye Sanık Sandalyesinde” başlığını kullanmışlar bu haberle ilgili.

Tarihe dikkat: 1974… Yani Mutlu Barış Harekatının yapıldığı tarih.

Türklerin 1960 Ortaklık Cumhuriyetinden nasıl atıldığı, 1963’te başlayan olaylardan sonra Rumların Türkleri köylerinden evlerinden kovduğu, memuriyetten atarak haklarını gasp ettiği, Cumhuriyetin tüm imkanlarını kendine harcadığı, 9 yıl süreyle Kıbrıs Türk halkının bir yerden bir yere gitmek için barikatlardan, yani Rum kontrolünden geçmek zorunda bırakıldığı, barikatlarda birçok aracın kaybolduğu, birçok köyde erkeklerin toplanarak bilinmeyene götürüldüğü, meçhule gidenlerin geride onlarca yetim çocuk, eş bıraktığı konuşulmayacak, 14 insan hakları ihlalinden söz edilecek Avrupa Konsey Bakanlar Komitesinde…

Zira ekonomik sıkıntımız var diyerek görüşmelerden kaçan, zor bela oturtulacağı yemek masasında dahi Kıbrıs konusunun gündeme getirilmemesini şart koşan şımarık çocuğu susturacak takati yok Avrupa’nın.

BM’nin kurallarına uymadıkları gibi, ağızlarına gelini söylemekten çekinmeyen Rum komşular, BM’nin 70 küsur sayfalık (gizli) belgesini basına sızdırarak yine yanıltmadılar. Allahtan BM akıllılık edip, kimin sızdırdığını anlamak maksadıyla iki tarafa verdiği belgede küçük değişiklik yapmış ta, Rumların marifeti anlaşıldı.

Sızdırdı ne oldu?

Bir şey olmadığı gibi, Downer’i yerden yere vurup, görevden alınmasını istedi yüzlü yüzlü. Hatta birde nazlandı, “ben Eroğlu’yla yemek yerim ama müzakere tarihiyle ilgili bir şey konuşulmayacak!” Peki Rum tarafının bu şımarık tavırlarına karşı Avrupa ve BM ne yaptı? Hiçbir şey. “İster görüş, ister görüşme… Yeter şimdiye kadar yaptığın naz, poz” diyemedi. “Tamam” dedi. Hatta gönlü olsun diye Stefan Füle, “ne alaka” dedirtecek şekilde “Karpaz’ı tahrip ederseniz size verdiğimiz paradan keseriz ona göre!” ifadelerinin yer aldığı bir mektup döşendi Cumhurbaşkanı Eroğlu’na…

Yani görüldüğü gibi Kıbrıs davası haklı-haksız davası değil, arkalı-arkasız davasıdır.

Rumlar, “Kıbrıs sorunu 1974’de başladı” yalanıyla gemiyi yürütmeye çalışırken, bizim “hayır 1964’de başladı. Hem 14 değil, 10 bin 14 insan hakları ihlali vardır” dememiz bir işe yaramıyor görüldüğü gibi. Çamura basma çamur sıçrar misali, Rumların bu mizacından ötürü seslerini çıkaramayan AB ve BM, bu kez “gözünün üstünde kaşın var” diyerek bize dönüyor.

BİR CEVAP BIRAK