AVRUPA’YI SARSAN TÜRK “ROCK’N COCK”

SEDAT YILDIRIM SARICI – Bizim Boris’i biliyorsunuzdur. Boris Johnson başbakan. “Johnson” Amerikan telafuzuyla “cansın” diye okunur. Cansın dedirtmek için yaramaz çocuk görüntüsü oluşsun diye kameraların karşısına saçlarını dağıtarak çıkar.

Bu saç dağıtma tamamen “imaj yapma” sahtekarlığından ibaret ama içinde saklı duran bir olgunlaşamama, hep çocuk aklıyla kalma durumu da sabit. Öyle olmasa yeryüzünün en insani, en barışçıl dayanışmalarından olan Avrupa Birliği’nden çıkmak için “biçilmiş kaftan” figüranlığına atlamazdı. Figüran diyoruz ya, beleşten “kariyer&karizma” bahşetmiyoruz, arkada Amerikan derin devletinin varlığını Trump desteğiyle görmüştük.

Çocukluk da nerden çıktı, dememeli. Soylular okulu Eton College’den mezun olan Boris’in şaşkın dalgınlığını İngiliz basını da bol bol yazıyor. Boris daha evlendiğinin ilk günü yüzüğünü kaybetmiş, nikâha arkadaşının pantolonuyla gitmiş…

Çankırılılar ne kadar üzülse yeridir. Çünkü Boris sadece Çankırılı olsa iyi, bakın neler anlatacağım. Boris Johnson sağcı ve milliyetçi fikirleriyle Britanyalı Donald Trump olarak da anılıyor.

Sadrazam Damat Ferit Paşa

1922’de İzmit’te linç edilerek öldürülen Osmanlı’nın son Dahiliye Nazırı (İçişleri Bakanı) Ali Kemal’in torunu olarak biliniyor. Dahiliye Nazırı Ali Kemal, son Osmanlı Padişahı Sultan Vahdettin ve Sadrazam Damat Ferit Paşa’yla birlikte içinde yer aldığı “İngiliz Dostları Cemiyeti’nde, Milli Mücadele karşıtı tutum sergileyip İngiliz himayesini savunmuşlardı.

İkinci Abdülhamid tarafından birkaç defa sürgüne gönderilen Çankırılı Ali Kemal, 1903 yılında Londra’da bir İngiliz kadınla evlenmiş ve çiftin Osman Kemal isimli bir çocukları olmuş. 1912’de İstanbul’a dönen Ali Kemal’in vefatının ardından İngiltere’de büyüyen Osman Kemal, İngiliz vatandaşlığına geçmiş ve ‘Johnson‘ soyadını almış. Çocuk ne de olsa canımız, kanımız.

Ali Kemal ve Osman Kemal’in adı geçtiğinde Ankaragücü’nün unutulmaz golcüsü Ali Osman’ı anmadan olmaz. Ankaragücü 1976 yılında küme düşerken gol kralı olmuştu. Sanırım koca dünyada küme düşerken “gol kralı” çıkaran tek futbol takımı bizdedir. İstanbul’un “padişahı”, “sadrazamı” varsa, velev ki Ankara’nın “kralı” var. Tamam ama küme düşen takımda gol krallığı dünyada ilk ve tekse neden kayda geçmemiş ki? Bana mı kaldı?

Boris, Ankaragücü ayaktopu takımında topuyla

Bizim torun Johnson, Türk kökenli olduğunu söylese de, referandum sürecinde ‘77 milyon Türk’ün İngiltere’ye göç edeceği’ iddiasıyla İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmasını savunmuştu. Sonra, peçe takan müslüman kadınları banka soyguncusu ve posta kutusuna benzetmişti. Dışişleri Bakanı olup da 27 Eylül 2016 tarihli Ankara ziyaretinde bu durumları kendisine soran İlgiliz gazetecinin “Sayın Bakan, 4 ay önce Türkiye’yle ilgili bir söz söylemiştiniz, bununla ilgili acaba özür dileyecek misiniz?” sorusunu, Boris şöyle cevaplamıştı: “Aslında bu konu hiçbir şekilde dile getirilmedi. Bununla ilgili olarak da şaşırdığımı belki de ifade etmem gerekir, ancak siz sorana kadar kimse bunu dile getirmedi.”

Yani Ankara’ya ayağınıza geliyor, Ankaralı bir tek gazeteci çıkıp da, “biraderim, hani sen 77 milyon Türk’ün göçü ya da banka soyguncusu, posta kutusu filan demiştin, hala aynı sözünde misin? Bu yılışıklık da ne oluyor?”  demiyor da, temel soruyu İngiliz soruyor. Demek ki meşrebimiz farklı!

Olsun. Hatta olsun varsın. Boris’le kandaşız, yandaşız. Günün icabına bakmışız. Hükümetimiz ve güdümlü basınımız anlayışlı ve “pragmatik” davranmış. Böyledir bu işler arkadaş, kafa yormaya değmez.

Kafa deyince insanın aklına ille de argo gelmemeli. İngiliz aklı işte, getiriyor. Boris punk grubu The Clash’i çok sevdiğini söylemiş. Müzik dergisi NME “Don’t pretend to like The Clash, you lying Tory fuckbrain.” yazmış. Tercümeye tereddüt ediyorum, çevirmeyeceğim. Sanki “hilekar muhafazakar, çürük iple dikilmiş beyin, rock sever gibi atma” der gibi bir hali var. The Clash grubunun kurucusu, bestecisi, sözyazarı ve gitaristi Joe Strummer, 1952 Ankara doğumlu.

Ankaralı

Bu çocuk sadece Boris değil ki. Bir de Johnson tarafı var. 2008’de Londra Belediye Başkanı olmuştu. Biz o sırada siyahilerin bölgesi Brixton’da siyah çocuklara müzik dersleri veriyoruz. Bölgede hakikaten iyi niyetle toplumsal duyarlılığı olan bir müzisyen bizim bu uğraşımıza tanık olmuş, çocuklarımızla çalışmalarımızı videoya çekerek ilgili eğitim kurumlarından bütçe aramıştı. Bütçe bulamamış ama müzik aletlerinin temini için çalışmıştı. Derken bizi bir ortaokula davet etti. Gittik, kırık dökük ama kullanılabilecek durumda 10 gitar, 5 org, 3 trompet, tumba mumba, Allah ne verdiyse “ücretsiz alabilirsiniz” dedi.

Enstrümanları eşimle birlikte kurduğumuz Brixton Wings adlı sonradan vakfa dönüşecek orkestraya zimmetledik. Birçok müzisyen yetiştirdik. O bölgeden taşınınca o işten ayrılmak zorunda kaldık ama aynı vakıf aynı enstrümanlarla yüzlerce siyahi ya da mülteci/sığınmacı ailelerin çocuklarına müzik dersleri vermeye devam ediyor.

Peki bu işin bizim Boris’le ne ilgisi var demeyin. O ortaokulu Boris, bizden önce ziyaret etmiş. Okulda çok başarılı bir orkestra varmış. O zaman belediye başkanı olan Boris, bütün müzik aletlerinin yenilenmesi için bütçe ayırmış. Bize verdikleri bu kullanılmayan eski müzik aletleri çöpe gideceğine vakfa hediye edildi. Hak yemeyelim, helalinden az hizmet vermedi. Seçimlerde göz önünde tutulmasında yarar var, sakarlığı kadar yaptıklarının da hatırı olacaktır.

Ursula von der Leyen

Bu Boris, aşırı sağın ve Donald Trump’ın rüyası Avrupa Birliği’nin parçalanmasını imzalayan başbakan olarak anılacak. Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de rock sever. Ursula Londra’da ekonomi okuduğu sıralarda “Buzzcocks” adlı punk rock grubunu dinler, plaklarını alırmış. “Cock” horoz demek ama bu söz argoda anılınca ilk akla gelen horozun cinsel kimliği oluyor. Buzz ise vızıltı demek. Yani “zangırtı horozları” gibi bir şey demek.

Biz “horoz” diyoruz, siz anlıyorsunuz. Ucuz mizahla okur avlamak bize yakışmaz. Mecramızda siyasi ahvalde mütehassis mevzularla musikişinas şahsiyetlerin hassas vaziyetlerini arz-ı beyan eyliyoruz. Küfürle meşguliyet ziyandır.

Çankırı’ya dönelim. Johnson’lar Kalfat  köylüsü. Kalfat köy muhtarı Bayram Tavukçu 20 Haziran 2008 Hürriyet gazetesi haberinde “Johnson’ın başbakan olmasından mutluluk duyduklarını… kendilerini onurlandırdığı” söylemiş. Kalfatlılar da “Buradaki ev sülalesine Sarıoğlangiller derler. Boris Johnson’ın sarılığı da o sülaleden geliyor” demişler.

Kalfat köyünün Osmanlı tarihindeki bir başka önemi, Fatih Sultan Mehmet’in eşlerinden Gülbahar Hatun’un (2. Beyazıt’ın annesi) bu köyden oluşudur. Sabiha adlı bir kız kardeşi de olan başbakan Boris, “saçlarının açık rengini” bu yöreye yerleşen Çerkes kızlarına bağlıyor.

Bu ilçemiz “Kız sen geldin Çerkeş’ten, pek güzelsin herkesten, farkın yoktur billahi, lepiska saçlı Çerkes’den” türküsüyle ünlü. İşte tam da bu noktada ülkemiz müziğinin şekillenmesinde adı neredeyse hiç hatırlanmayan ama hatırından geçemeyeceğimiz Modern Folk Üçlüsü’nü hatırlamamak büyük riyakarlık olur.

https://www.youtube.com/watch?v=NBmHZ3CxQxs

“Kız, acırım hâline / Aldanma el âlemine /Annеn, baban işte bunu bilmezler / Kız seni beylere vermezler”

Konu kibarlıktan açılmışken, bu kibarlığı cidden ciddiye alan, özde oldukça kibar bir çocukla tanışmıştım. Rock müzik yazarı Burak Çetindağ. Hani Boris’in en sevdiği rock grubu The Clash var ya, onların en ünlü parçalarının adı “London Calling” (Londra alo diyo). Bu Burak rock dergilerinde London Calling başlığıyla yazılar yazıyor. Bir gün sohbet ederken, “abi, yazsana bunları” dedi. Yazdım.

https://www.youtube.com/watch?v=EfK-WX2pa8c

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

11 + 3 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.