AVUSTRALYA ‘DAN KISA KISA…

Başbakanı kızdıran Roj Tv muhabiri Avustralyalı…

Danimarka’da Başbakan Erdoğan’ın basın toplantısını terk etmesine neden olan Roj TV muhabiri, Avustralyalı Senem Güneşer.

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen hafta gerçekleştirdiği Danimarka ziyaretinin sonunda basına geniş ölçüde yansıyan “Roj TV muhabiri” krizinin baş aktörünün Avustralyalı bir Kürt olduğu belirlendi. PKK’nın yayın organı olarak bilinen Roj TV’de çalışan Senem Güneşer’in Melbournelu bir Kürt ailenin kızı olduğu, üniversiteyi Avustralya’da bitir-dikten sonra Avrupa’ya gittiği ve uzun süredir Roj TV’de çalıştığı belirlendi.

Başbakan Erdoğan, geçen hafta gittiği Danimarka gezisinin sonunda bu ülkenin Başbakanı Anders Fogh Ras-mussen ile basın toplantısı düzenledi. Erdoğan, salonda Roj TV’nin muhabirinin de ol-duğunu öğrenince AB’nin terör örgütleri listesinde yer alan bir örgütün yayın organının oradaki varlığına itiraz etti ve bu ekibin çıkarılmaması ha-linde ortak basın toplantısına katılmayacağını bildirdi. Ras-mussen’in olaya müdahale ede-meyeceğini söylemesi üzerine, Erdoğan, ortak basın toplantısına katılmadan Kopenhag’dan ay-rıldı. Rasmussen, tek başına basın toplantısı düzenleyerek, Başbakan Erdoğan ile görüşmesi hakkında bilgi verdi.

Senem Güneşer, daha önce de Erdoğan ve Gül’e sorular sorduğunu söyledi. Güneşer, ANKA’ya yaptığı açıklamada, “İlk kez böyle bir şey oluyor” dedi. Daha önce de Avrupa Par-lamentosu’nda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’e sorular sorduğunu söyleyen Güneşer, “O zaman hiçbir şey olmamıştı” dedi. Güneşer, 17 Aralık Zirvesi sı-rasında Abdullah Gül’e basın toplantısında sorular sor-duğunu ve burada böyle bir tepkinin dile getirilmediğini anlattı. Güneşer, “Bugünkü krizi bazı basın mensupları bilinçli çıkardılar” iddiasında bulundu. Güneşer, basın men-suplarının üç kez görüntülerini çektiklerini, sonunda bu olaya tepki gösterdiğini kaydetti. Güneşer, “Bu olaya Türk bası-nından olan arkadaşlar da tep-ki gösterdi. Bilinçli bir kriz yaratmak istediler. Sonuçta olayı Başbakan Rasmussen’e taşıdılar” diye konuştu.

Güneşer, Danimarka’da resmi kurumlara giriş çıkışlarda sorun yaşayıp yaşamadıklarının sorulması üzerine, “Hayır, yaşanmıyor. Zaten Rasmusen de gazeteciyi dışarı çıkarmadı” diye konuştu.

***

Bir milyon tazminat…

3 çocuk babası 40 yaşındaki Murat Gürdağ, Melbourne’da Department of Human Service’e karşı uzun zamandan bu yana yürüttüğü hukuk savaşını kazanarak $956,846 tazminat almaya hak kazandı.

“Child Protection Officer” olarak Department of Human Service’te görev yapan Murat Gürdağ, 8 yıl önce babası tarafından kötü davranılan küçük bir kız çocuğunu ailesinden almak için bir eve gönderildi. Gürdağ gittiği evde çocuğun babasının saldırısına uğradı.
Gürdağ, olayın etkisiyle psikolojik bunalıma girerek 2000 yılında işini bırakmak zorunda kaldı. County Court’ta görülen davada jüri Gürdağ’ı haklı bularak Department of Human Service’i tazminat ödemeye mahkum etti. Gürdağ’ın avukatı Liberty Sanger, kararın bütün işverenlere, çalışanlarına sahip çıkmaları gerektiği konusunda açık bir mesaj verdiğini söyledi.

***

Somyürek: “Radikal imamlar durumu istismar ediyor”

Avustralya’da Victoria Eyaleti Parlamentosu Üst Meclis Üyesi Adem Somyürek, radikal imamların, yapılan güvenlik operasyonlarından sonra Müslüman toplumda oluşan hoşnutsuzluğu, yeni taraftarlar kazanmak için istismar ettiğini ileri sürdü.

Somyürek, ABC Radyosu’na yaptığı açıklamada, Müslümanların çoğunluğunun tu-tuklamalardan memnuniyet duyduğunu, ancak Melbourne’dakiş Şeyh Ümran ve Sydney’deki Tacettin El Hilali gibi imamların durumu kendi çıkarları için kullanmaya çalıştığını söyledi. Somyürek, “Bazı kişiler var. Bir gerginlik olduğunda çok seviniyor. Bu gibi gergin durumlar onların yeni taraftar bulması için uygun ortam sağlıyor. Bu kişiler Müslüman toplumun, toplumun genelinden kopa-rılıp izole edilmesini istiyor. Entegrasyona karşılar. Sonra Müslüman gençlere gidip, Müslüman oldukları için toplumun onlardan hoşlanmadığını söylüyorlar” diye konuştu. 

Sydneyli Şeyh Tacettin El Hilali, Sydney ve Melbourne’da gerçekleştirilen ope-rasyonlardan sonra bu operasyonların ırk esasına göre düzenlendiğini ve Müslümanları hedef aldığını öne sürmüştü. Somyürek ise, operasyonların Müslümanları hedaf almadığının altını çizdi.

***

“Başka terör hücreleri oluşuyor”

Polis, iki hafta önce Sydney ve Melbourne’da gerçekleştirilen operasyonlarda yakalanan 18 terör şüphelisiyle terör tehlikesinin ortadan kalkmadığına, aksine yeni hücreler oluşmaya başladığına inanıyor. NSW anti terör şefi Norm Hazzard, The Australian Gazetesi’ne yaptığı açıklamada, yakalanan kişilerle aynı eğilimde başkalarının da bulunduğunu söyledi. Operasyonlardan sonra polisin hemen diğerlerine yöneldiğini kaydeden NSW Emniyet Müdür Yardımcısı Hazzard, uluslararası terörizm uzmanı Rohan Gunaratna’nın görüşünü destekledi. NSW polisine terörizm konusunda danışmanlık hizmeti veren Rohan Gunaratna, bir şebekenin ortaya çıkarılmasının, terörizm tehlikesini ortadan kaldırmadığını söyledi. Rohan Gunaratna, “Süreklililk arzeden bir tehditle karşı karşıyayız. Bu tehdit uzun bir sure varlığını sürdürecek” dedi. Avustralya’daki siyasi gelişmelerin Avrupa’daki gelişmelerle benzerlik taşıdığını kaydeden Rohan Gunaratna, Müslüman toplumun Avrupa’da olduğu gibi radikalleşme ve siyasallaşma eğilimi gösterdiğini ileri sürdü.

Hazzard, Avustralya’daki terör eğilimli kişilerin, polisin son operasyonları gerçekleştirme taktiklerini dikkatle takip ettiğini ve dersler çıkardığını ileri sürdü. Terör hücrelerinin gelecekte diğerlerinin yaptığı hataları tekrarlamamak için yeni yöntemler bulacağını kaydeden Hazzard, “Onları tesbit edip yakalama konusunda biz de yeni yöntem ve stratejiler üzerinde çalışmaya başladık. Onlarla yarışacağız” dedi.

Bu amaçla NSW Polisi, seçkin anti terör uzmanlarını Singapur’daki anti terör “think tank” merkezine gönderiyor. Bu görevliler, orada öğrendikleri terörle mücadele taktiklerini Avustralya’da uygulayacak.

Öte yandan polisin Melbourne’da önceki hafta gerçekleştirilen operasyonlarla ilgisi olmayan, bazıları Doğu Afrika kökenli 6 ila 12 kişiyi izlediği ve polis ve ASIO’nun bu kişilerin evlerine baskın düzenlemeyi göz önünde bulundurduğu bildiriliyor. Bu kişilerin İslamın “Vahabi” tarzı köktendinci versiyonunu desteklediği ve uluslararası “Cihad”ı benimsedileri kaydediliyor.

Sydney’de sabıkalı bir imamın, yanlış kimlik kullanarak cezaevlerinde çalıştığı ve bu nedenle işinden atıldığı bildirildi. ABD’de uyuşturucu suçu işleyen ve Avustralya’da görülen bir davasının da duruşmalarına çıkmayan Anwar Hisam Al Barq adlı bu kişinin, Sydney’de çalıştırdığı okul kantininin de elinden alındığı açıklandı.

***

Top, Avustralya’yı tehdit etti…

Endonezya anti terör polisi, ölü olarak ele geçirdği İslami Cemaat örgütü bombacısı Azahari bin Husin’e yönelik operasyonları sırasında bulduğu bir video kaydında, Güney Doğu Asya’nın en tehlikeli teröristi Noordin Top’un izini buldu. Video’da maske giymiş olmasına karşın uzmanlar tarafından tanınan Top, Avustralya’yı tehdit etti. Video, geçen hafta Endonezya’nın Metro TV kanalında yayınlandı. Top, El Kaide’nin Güneydoğu Asya Kanadı olan İslami Cemaat Örgütü’nün lideri olarak tanınıyor.

Top, videoya kaydedilen tehdit mesajında, ABD, Avustralya ve İngiltere’yi düşman ilan ediyor ve “Avustralya’ya özellikle hatırlatmak isteriz ki, sen, (Alexander) Downer, (John) Howard, Avustralyayı öldürüyor, karanlığa ve mücahitlerin terörünün içine sürüklüyorsunuz. SIrak ve Afganistan topraklarını sömürgeleştirmeye devam ettiğiniz ve Müslümanları sindirmeye devam ettiğiniz sürece, siz de terör ve sindirmeyle karşılaşacaksınız” diyor. Aynı baskınlarda, ikinci Bali bombalamasında intihar bombacısı olarak gönüllü olan üç kişinin son mesajlarının yer aldığı videolar da bulundu.


***

Vanstone: “Güvenlik önlemlerini abarttık”

Göç İşleri Bakanı Amanda Vanstone, havalanları ve uçaklarda alınan anti terör güvenlik önlemlerinin birçoğunun “sırf insanlar kendini iyi hissetsin” diye uygulamaya konan tedbirler olduğunu söyledi. Adelaid’de Rotaryan Club’da yaptığı konuşmada mensubu olduğu hükümetin havacılık alanında aldığı anti terörizm tedbirlerini eleştiren Vanstone, “bilmem uçaklardaki yumuşacık tostları o plastik bıçakla kesmeye çalışmaktan zevk alıyor musunuz. Bu bıçakları uçaklara bildiğiniz gibi, teröristlerin bıçağı kapıp kötü şeyler yapmalarına engel olmak için koyduk.Bilmem siz de içki bardağını kırıp, yanınızdaki yolcunun tepesine binip kırık bardağı boğazına dayayarak bir şey istediniz mi?” diye konuştu.

***

Avukatın mafya aşkı…

Melbourne yeraltı dünyasının belli başlı isimlerinin avukatı Zarah Garde-Wilson, mafia savaşında geçen yıl Mayıs ayında öldürülen sevgilisi Lewis Caine’i öldürmekle yargılanan iki kişi aleyhine tanıklık yapmayı reddetmekten suçlu bulundu. Wilson, caine öldürüldükten hemen sonra mahkemeye başvurarak sevgilisinden çocuk sahibi olmak için, Caine’nin cesedinden sperm alınıp dondurulmasını istemişti.

Duruşmada konuşan Zarah Garde-Wilson, eğer tanıklık yaparsa, kendisini tehdit eden Keith George Faure tarafından öldürülmekten korktuğunu söyledi. Mahkemede okunan bir psikoloğun hazırladığı raporda Wilson’un, caine ile ilişkisinin sanığın yaşamında olumlu etki yaptığı kaydedildi. Raporda, Wilson’un intihar eğiliminde olduğu, Caine’in kaybıyla depresyona girdiği de belirtildi.

Duruşmada Wilson’un uyuşturucu ticareti yapmakla suçlanan işadamı Tony Mokbel ile “zaman zaman” cinsel ilişki yaşadığı ve hali hazırda oturduğu evin Mokbel’e ait olduğu da vurgulandı.

Duruşmaya bu hafta devam ediliyor.

****


Kefaletle serbestler…

İki hafta önce yakalanana terör şüphelilerinin Melbourne’daki duruşmaları sırasında gazeteci ve kameramanlara saldıran şüphelilerin yakınlarına karşı dava açıldı. 5 sanık ilk duruşma sonunda kefaletle serbest bırakıldı. Melbourne Magistrates’ Court’ta görülen davada sanıklar gazetecilere ve kameramanlara saldırmakla suçlandı. Sanıklar Abdul Sayadi, 24, Nasser Raad, 27, Monzer Ramadan, 28, Majed Raad, 21 ve Bassam Raad’ın, 24, yargılandığı davada polis komiseri Dale Fitzgerald, Sayadi ve Ramadan’ın Kanal Seven kameramanına saldırıdığını ve aldığı darbeler sonucu yüzünden yaralandığını söyledi. Savcı, sanıkların kefaletle tahliye talebine karşı çıkmadı ancak mahkeme sanıkların pasaportlarına el konmasına karar verdi. Mahkemeye 20 Şubat’ta devam edilecek.

***

Irak’taki askerlere yol göründü…

Irak Başbakanlık Sözcüsü Dr Leith Kubba, ülkenin güneyinde görev yapan Avustralya askerlerine artık ihtiyaç olmadığını söyledi. Avustralya askerlerinin görev yaptığı Samawah böçlgesinin ülkenin en güvenli alanlarından biri olduğunu kaydeden sözcü, Avustralyalıların orada kalmalarına gerek olmadığını belirtti.

Bölgede bulunan 450 Avustralya askeri, Irak kuvvetlerinin eğitimini gerçekleştiriyor ve bölgede görev yapan Japon askeri mühendislerin güvenliğini sağlıyor.

Öte yandan Savunma Bakanı Robert Hill, ABD’nin Avustralya’dan Irak ya da Afganistan’daki güçlerini çekme talebinde bulunmadığını söyledi.

***

“O kedi beni korkutamaz”

Okul arkadaşlarıyla birlikte Melbourne’daki hayvanat bahçesine ziyarete giden 9 yaşındaki Andrew Cassidy’e leopar saldırdı, Cassidy kolundan yaralandı.

Yapılan açıklamaya göre afacan, bariyeri aşarak arkasında İran leoparının bulunduğu tel perdeye ulaştı. Ellerini içeri sokan çocuğa leopar pençesiyle hamle yaptı, çocuk kolundan derin şekilde yaralandı. Andrew Cassidy hastaneye kaldırılarak ameliyat edildi. Hayvanat bahçesi yetkilileri bahçedeki güvenlik önlemlerini gözden geçirmeye gerek olmadığını, çocuğun uyarı levhalarına aldırmayarak ve öğretmenlerin bir anlık dalgınlığından yararlanıp tel örgüye yaklaştığını açıkladı.

Andrew Cassidy’nin başına gelen olay, annesi Rita Cassidy’in başına bu yıl gelen ikinciş korkutucıu olay oldu. Rita Cassidy’in 7 yaşındaki küçük oğlu Alex’de bu yılın başlarında St Kilda’ya düzenlenen okul gezisinde sokağa atılan bir şırıngaya basması sonucu yaralanmış, aile AIDS dehşeti yaşamıştı.

Andrew, leopara karşı kızgınlık duymadığını, büyüyünce hayvanlarla ilgilenen bir bilim adamı olmak istediğini söyledi.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

5 × one =