AVUSTRALYA’DAN… KISA KISA…

Gelibolu, Senato komisyonu’nda tartışıldı

Avustralya Senatosu’nda oluşturulan bir komite, 17 Haziran günü Gelibolu’daki yol çalışmasını tartıştı. Komite, Department of Veterans’ Affairs, Dışişleri Bakanlığı görevlilerinin konuya ilişkin ifadelerini aldı, Department of Environment’in Ulusal Varlıklar Dairesi’nin raporunu dinledi. Komiteye arkeologlar ve tarihi eserileri korumayla ilgili kurumlar çeşitli öneriler içeren raporlar sundu. Bu raporlarda, Türk ve Avustralyalı yetkililerin tarihi değere sahip değerlerin tahrip edilmesine göz yumduğu ileri sürüldü. Project Beneath Gallipoli’nin Müdürleri arkeolog Tim Smith ve Mark Spencer, yapılan yol çalışmasının “akıllara durgunluk verecek” ölçüde özensizce yapıldığını kaydetti. Türkiye-Avustralya işbirliğiyle 1997’den bu yana uygulanan projenin müdürleri, yol çalışması sırasında zarar gören unsurların kaydının tutulmadığını ve haritada neyin nereden çıktığının işaretlenmediğini öne sürdü. 

“Biri beni çimdiklesin”
Northern Territory seçimlerinde Başbakan Clare Martin elde ettiği zafere inanamadı.

Northhern Territory’de (NT) 27 yıl aradan sonra 2001 yılında iktidara gelen Clare Martin liderliğindeki İşçi Partisi, geçen hafta sonu yapılan seçimlerde iktidarını korudu.

İlk sonuçların ortaya çıkmasıyla büyük bir zafer kazandığı anlaşılan Martin, “Gördüğüm sonuçlara inanamıyorum, biri beni çimdiklesin” dedi. Elde edilen ilk sonuçlara göre bu parti oylarını 2001 yılında aldığı sonuçlara göre %14.2 artırdı. Country Liberal Party (CLP), %12 oranında oy kaybetti. CLP’nin Lideri Denis Burke’un sandalyesini kaybetme olasılığının büyük olduğu bildirildi. CLP Lider Yardımcısı Richard Lim’in sandalyesi de yehlikede. 25 sandalyeli NT Alt Meclisi’nde ALP’nin 18, CLP’nin 6 sandalye kazandığı hesaplanıyor.

SİYASİ TSUNAMİ
CLP’li senator Nigel Scullion, İşçi Partisi’ne kayan oy oranının büyüklüğünün kendisini şaşırttığını söyledi ve seçimi “siyasi tsunami” olarak niteledi.

İşçi Partisi’nin seçimler öncesinde ayyaşlık ve suçla mücadelede alacağını ilan ettiği sert tedbirlerin seçimlerde aksi etki yaratmasından endişe ediliyordu. En tartışmalı plan ise, işledikleri suç karşılığında tedavi olmayı kabul etmeyen alkoliklerin hapse atılması vaadi oldu. 

CLP Lideri Denis Burke’u koltuğundan eden ve Burke ile aynı soyadı taşıyan İşçi Partisi adayı genç ve tanınmayan avukat James Burke, rakibiyle soyadlarının aynı olmasının seçim zaferinde bir rol oynamadığını, seçmenin adayları karıştırmadığını ileri sürdü. İlk belirlemelere göre CLP Lideri kendi seçim bölgesinde İşçi Partisi adayı 34 yaşındaki avukata %12 oy kaybetti ve koltuğunu İşçi Partisi’ne devretti.

“Dörtlü Çete”nin zaferi…

Başlarını Petro Beorgiou’nun çektiği 4 Liberal milletvekili’nin gözetim merkezlerinde tutulan mülteci adaylarına ilişkin isyanı sonuç verdi ve hükümet bu konudaki politakasını değiştirdi. Başbakan John Howard, geçen hafta Cuma günü “uzun zaman önce yapılması gereken” değişiklikleri açıkladı. Bu değişikliklert açıklanmasaydı, “dörtlü çete” bu hafta başında parlamentoya özel yasa değişiklik tasarısı getirecekti.

15 günde 5 kez biraraya gelen Başbakan ve isyancılar, yapılacak değişiklikler konusunda anlaştı ve özel yasa tasarısı girişimlerinden vazgeçti. Yapmayı kabul ettiği değişiklikleri basın toplantısıyla duyuran Başbakan John Howard, “Liberal Parti için çok iyi bir sonuç ortaya çıktı. Karşılılı anlayış, açıklık ve saygı ile konuyu çözdük. Partimizin içinde azınlıktaki arkadaşlarımızın da memnun oldukları bir sonuca ulaştık” dedi.

Migration Act yasasında yapılacak değişikliklerle mülteci adaylarının başvurularının sonuçlandıorılma süreci hızlandırılacak, Göç İşleri Bakanı Amanda Vanstone’un vize verme konusundaki yetkileri artırılacak ve aileler gözetimevlerinden çıkarılarak evlere yerleştirilecek. İki yıldan fazla bir zamandan bu yana gözetimevlerinde tutulan mültecilerin dosyalarını ombudsman inceleyecek. Geçici vize ile yaşayanların durumu Ekim ayı sonuna kadar tekrar gözden geçirilecek, bu süre sonunda çoğunluğa sürekli oturma izni verilmesi bekleniyor.

Yasada yapılacak değişiklier şu konuları da kapsayacak:
– Geçici vize başvurusu yapanların incelenme süresi 3 ayla sınırlanacak.
– Refugee Review Tribunal’a başvuranların kararı 3 ayda verilecek.
Anneler kocalarını terk etmek istemedikleri için gözetim merkezlerinde 50 kadar çocuk bulunuyor. Bu çocuklar ve aileleri gözetimevlerinden çıkarılacak. Gözetimevine kapatma, bu durumda olan aileler için “son çare” olarak uygulanacak. Evlere yerleştirilen aileler, “teknik olarak” yine gözetim altında olacak.
Howard’ın verdiği sözler Peter Shergold adlı bir üst düzey bürokrat tarafından izlenecek ve bu bürokrat, her iki haftada bir “dörtlü çeteye” rapor verecek.
Değişiklikler gözetimevleri politikasının sona erdiği anlamına gelmiyor. Bu merkezler açık kalacak ancak kimse bir yıldan fazla tutulmayacak.

ACTU, hükümeti televizyon’dan vuracak…

Federal Hükümet’in 1 Temmuz’dan sonra Senato’da çoğunluğu elde etmesinden sonra parlamento önüne getirmesi beklenen Avustralya İşçi Sendikaları Konfederasyonu (ACTU), hükümetin yeni endüstriyel ilişkiler yasa tasarısına karşı $8 milyonluk televizyon reklam kampanyası başlattı.

ACTU Başkanı Sharan Burrow, yeni yasa tasarısının tüm çalışanları oldukça güvensiz bir ortama sürüklediğini kaydederek, “Eğer çalışanların çalışma saatleri kesin değilse, çocuk bakımını ayarlayamıyorsa, 15 günün sonunda eve kaç para götüreceğini bilemiyorsa, bütün bunların üzerine de her an atılma tehlikesi yaşıyorsa, buna karşı mücadele edilmez de ne yapılır” dedi. İşçi Partisi Endüstriyel İlişkiler Sözcüsü Stephen Smith, partisinin ACTU’nun kampanyasını desteklediğini söyledi. Smith, endüstriyel ilişkiler yasasını çıktığı günden 2007 seçimlerinde kadar her gün gündeme getireceklerini kaydetti.
Korkutma taktiği

Federal İşyeri İlişkileri Bakanı Kevin Andrews, konfederasyonun kampanyasının samimiyetten uzak ve korkutmaya yönelik bir taktik olduğunu ileri sürdü. Andrews, işçilerin işten atılmasını tehdit eden unsurun yeni tasarı değil, aksine, bugün yürürlükte olan yasa olduğunu kaydetti. 

Centrelink’in kirli çamaşırları…

Centrelink tarafından hazırlanan ve gazetelere sızdırılan bir rapora göre Centrelink görevlileri, kurumun kendilerinden beklediği “performansı” elde etmek için ödenek taleplerini reddediyor. Raporda, Centrelink’ten para alan ancak bu kurumu eleştirenlerin de dosyalarına işaret konduğu ileri sürülüyor. 

1 Temmuz’da piyasaya çıkacak olan eski Centrelink müdürlerinden Rod Whyte’ın Australia’s Artful Dodger: Centrelink Exposed adlı kitabında, pensioner ödeneklerinin %28’inin doğru ödenmediği, Centrelink’e yapılan yeni başvuruların %41’inin yanlış değerlendirildiği raporlarla ortaya çıkmasına karşın, bunlardan sadece %5’inin incelendiği öne sürürlüyor. Whyte’nin kitabında, Centrelink’in yaptığı yanlışların yarısının gizlendiği, hasır altı edildiği ya da “müşteri” suçlanarak işin içinden sıyrılındığı dile getiriliyor.

Kitapta, başka isimler altında Centrelink’ten para sızdırmanın da çok kolay olduğu kaydediliyor. Centrelink görevlilerinin “müşteriyle” 3 dakikadan fazla zaman harcamasına izin verilmediği ileri sürülen kitapta, şikayetlerin sıraya göre değil, “kolaylık” derecesine göre ele alındığını ve “zor müşterilerin” şikayetlerini ele almaktan kaçınıldığı kaydediliyor. 

Zenginlere “gençlik aşısı”

Avustralya’nın ünlü zenginlerinden Bruna Grollo ve eşi Pierina, daha uzun yaşamak için Çin’de “kök hücre” tedavisi olduğunu açıkladı.

Avustralya’da yasak olan ve Çin’de genetik olarak mükemmel hamile kadınların yumurtalarından elde edilen gençlik aşısı yaptırmak için hasta ve  zengin Avustralyalılar’ın Çin’e gittikleri belirlendi. Aşı, yaşlanmayı durduruyor, hatta gençleştiriyor ve bir dizi tedavisi mümkün olmayan hastalığı da ortadan kaldırıyor. $720 milyon dolarlık servete sahip Bruna Grollo ve eşi, tanesi $40,000 olan iğne küründen 6 ila 20 kez olacak. İlk iğnesini olan Grollolar’ın ikinci iğne için Ağustos’ta Çin’e gidecekleri bildirildi. 

Grollo, Çin’e yanında kendi doktorunu da götürüyor. Melbournelu doctor Michael Wilson, kendisinin de bu iğneyi yaptırdığını, sonuçların kendisini çok şaşırttığını söyledi. Wilson, karaciğer kanseri olan bir kişinin bu tedavi yoluyla sağlığına kavuştuğuna şahit olduğunu söyledi.

“Gençlik aşısı”, ayrıca Hollywood yıldızları ve olimpiyat şampiyonları arasında da rağbet görüyor. Tıp çevreleri, “kök hücre tedavisi”nin yaygınlaşmasıyla tıpta devrim yaratılabileceğini, organ yaratma dahil her türlü ölümcül hastalık ve yaşlanmanın yok edilebileceğine inanıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.