AVUSTRALYA’DAN… Pasifik’te kim, kimin yatağında

Ben, birazdan anlatacağım manzarayı aktaran Avustralyalı gazetecilerin yalancısıyım.

Olay şu: Geçen hafta Avustralya’ya gelen ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın programında, Avustralya ordusuna ait bir garnizonun ziyareti de var. Rice’a burada bir zırhlı araç gösteriliyor. ABD Dışişleri Bakanı, biraz yüksekte olan araçtan inerken, Avustralya Genel Kurmay Başkanı Angus Houston, Rice’ın elinden tutup yardımcı oluyor. Rice, Houston’un da yardımıyla araçtan yere atlıyor ve elini bırakmadan, Houston’u biraz da kendine çekerek, “Benim kuvvetli ve güzel bacaklarım var. Endişe etmeyin, düşmem” diyor.

Gazetelerde, bu sahnenin fotografları da yayınlandı. Karısından başka hiç bir kadının soluğunu bu kadar yakından hissetmediğine bahse girebileceğim bizim Genelkurmay Başkanı Houston’un, o an; yüzündeki ifadeden pek belli olmamakla birlikte, gerçek bir “muharebe” tecrübesi yaşadığından eminim!

Rice’ın Avustralya’ya gelme nedeni; Avustralya, Japonya ve ABD dışişleri bakanlarının katılacağı Pasifik güvenliği görüşmeleri toplantısıydı. Rice’ın bu ziyareti, yukarıda anlattığım olayda olduğu gibi baştan sona“flört” havasında geçmedi.

Üçlü görüşmede ana gündem maddesi Çin oldu. Çin paranoyası yaşayan Japonya’nın da dolduruşuyla, Amerikalılar Çin’in Pasifikte güçlenmesinden oldukça rahatsız. Bu ülkenin dünyanın başka hiç bir ülkesinde görülmeyen ekonomik ve askeri büyümesi, Amerikalıların uykularını kaçırıyor. ABD, Çin’in dış politikası başta olmak üzere bazı politikalarını değiştirmesini ve ABD’nin Pasifik politikasına kayıtsız şartsız boyun eğmesini istiyor. 

Rice, üçlü görüşme için Avustralya’ya gelmeden önce yaptığı açıklamada, Japonya ve Avustralya dışişleri bakanlarıyla, üç ülkenin Çin’in bölgede “olumsuz” değil, “olumlu” bir rol oynaması için alınması gereken tedbirleri tartışacağını açıkladı.

Ancak öyle görünüyor ki, Avustralya en azından Çin konusunda, alışlılageldiği gibi ABD’nin uysal müttefiği olmayacak. ABD’nin Irak, Afganistan politikalarını koşulsuz destekleyen Avustralya, Çin konusunda Pasifik’teki en önemli iki müttefiği ABD ve Japonya gibi düşünmüyor. Avustralya’ya göre Çin, bu güne kadar ki tutumuyla her geçen gün daha da büyüyen siyasi gücünü sorumlu bir şekilde kullanan makul bir ülke olduğunu kanıtladı. Bu nedenle bu ülkeye karşı kuşkucu ve dışlayıcı politika izlemek yanlış.

Avustralya Başbakanı John Howard ve Dışişleri Bakanı Alexander Downer, Çin – Avustralya ilişkilerini “iyi” ve “dostane” ilişkiler olarak açıklıyor. Downer’e göre Çin’in siyasi gücünü sorumlu bir şekilde kullanması ödüllendirilmeli ve böyle davranmaya devam etmesi için teşvik edilmeli. Bu açıklamanın bir diğer tercümesi, ABD, Pasifik’teki hegamonyasını Çin ile paylaşma fikrine alışmalı.

Avustralya’nın Çin sevgisinin en önemli nedeni, bu ülkenin Avustralya’nın en iyi ihracat pazarı olmasından kaynaklanıyor. 2005 yılında Çin, Avustralya madenlerinden o kadar çok satın aldı ki, maden şirketlerinin bu satışlar dolayısıyla devlete ödediği vergi nedeniyle devlet kasası beklenmedik ölçüde fazla verdi. Mayıs ayında açıklanacak 2006- 2007 bütçesinde önemli verghi indirimleri yapılacağına ilişkin ciddi işaretler var. Çin’e yapılacak doğal gaz, petrol ve uranium satışları da, iki ülkenin gelecekteki ticaretinin çok büyük rakamlara ulaşacağını gösteriyor.

ABD’de Çin karşıtları ve taraftarları var. Çin’e en sıcak bakanlar, yani ABD’nin bu ülkeyle işbirliği ve dostane ilişkiler geliştirilmesinden yana olanlar bile, eşit bir ilişki değil, ABD’nin koşullarında bir ilişki gerçekleşmesinden yana.

ABD’nin Çin’e karşı alınmasını tartıştığı önlemlerin başında, Çin’in komşusu Asya ülkelerinden uzaklaştırılması politikası geliyor. Böyle düşünenlerin arasında Dışişleri Bakanı Rice’da var. Bu planın uygulanabilir olup olmadığı şüpheli. Çünkü son 5 yılda Çin’in bölgede Japonya hariç her ülkeyle ilişkileri olumlu yönde gelişti ve daha da sıkılaştı. Öyle görünüyor ki, ABD’nin bölgedeki en sadık müttefiki Avustralya bile “Çinci” oldu. Çin, saldırgan bir politika izlemediği sürece Asya ülkeleri arasında “anti Çin” bir koalisyon oluşturulması imkansız.

ABD’de, Çin’i cezalandırma tedbirleri olarak düşünülen ikinci önlem ise ABD pazarının Çin’e kapatılması. Böyle bir uygulamanın, Çin’den çok ABD ekonomisini olumsuz etkileyeceğini düşünenlerin sayısı az değil.  

Avustralya, ABD ve Japon dışişleri bakanları toplantısı sonunda suya sabuna dokunmayan bir açıklama yapıldı ve Rice ülkesine uğurlandı. Avustralya, Japonya’nın, her yıl düzenli olarak iki ülkenin üst düzeyde bir araya gelerek güvenlik konularını görüşmesi teklifini reddetti.

Rice’ı selametle  uğurlayan Avustralya Çin ile, Japonya ise ABD ile aşk ilişkisine devam edecek.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ten + twelve =