Avusturya basını cumhuriyetçileri görmedi

Avusturya basını cumhuriyetçileri görmedi

0
PAYLAŞ


Hakim olan bir imamın aklıdır
Temelinde intikamı saklıdır
Haykırırken yerden göğe haklıdır
Silivri’nin yediveren gülleri

Fayzullah Seçkin http://feyzullahseckin.com

Avusturya‘nın gazeteleri arasında Türkiye ile ilgili haberlere en fazla Der Standard Gazetesi yer vermekte. Bunun nedeni hiç şüphesiz gazetenin Türkiye’de bir temsilcisinin bulunmasıdır. Onun dışında sağcı tutucu gazeteler Die Presse ve Salzburger Nachrichten de zaman zaman yazılar ve haberler göze çarpmakta. Diğer bulvar gazeteleri ise yabancı düşmanlığı ve Türk düşmanlığı temelinde haberlere sayfalarında yer vermekteler.

Metronun bir durağında para bile vermeden alıp, gidilecek olan diğer durağa kadar onu karıştırıp, ondan sonra da çöpe atılan gazetelerden birisinin bir haberi vardı. Türkiye ile ilgili haber ve yorumlara örnektir. Kıskançlıktan çocuğunun gözü önünde eşini bıçaklayan Avusturyalı hakkında haberini yaparken, haber aynen şu cümlelerle okunuyordu. Habere konu olan Avusturyalı katili “Kamyon sürücüsü şükürler olsun ki hilalli ülkelerde yaşayan tiplerdendir; o ülkelerde ibadet ederken başlar oturulan yerin hizasından aşağıda kalmaktadır” diye betimlediği görüldü. Haberin devamında ise bu tür tipler “eşlerini malları gibi görürler “ devam ediyordu. Bu sözlerle habercilik yapan gazetenin genel yayın yönetmeni haberde kullanılan sözlerden dolayı bir gün sonra özür diledi.

Avusturya’nın en çok okunan gazetesi ise Amerika’da 27 kişinin öldürülme haberini yayınladı. O gazete de şu sözlere yer verdi: “Hem de içinde bulunduğumuz Noel günlerinde İslamcı terörist ve intihar eylemcisi olmayan katillerin 27 Hıristiyan’ı öldürmeleri acı vermektedir.” Katillerin ayan beyan bilindiği Libya, Irak, Afganistan ve Suriye’de olduğu gibi milyonlarca Müslüman’ın öldürülmesinde insan olarak hiç acı hissetmediniz veya hissetmeyecek misiniz diye sorma lüksüne başvurmuyorum.

Popülist bulvar gazetelerinin Türkiye ile ilgili yansımalarından başka, Avusturya’da Türkiye’nin en fazla haber olduğu gazete Der Standard’da 13 Aralık öncesi iki haber dikkat çekti. Markus Bernath imzalı birinci haber, Türk kadınına kocaları tarafından uygulanan şiddeti konu etti. “Erkekelerin sevgisi bizi öldürüyor” fotoğraf altı sözcükleriyle de süslenmiş haberde Türkiye’de sığınma evi sayısının yetersizliğine vurgu yapıldı. Sayılar, Mor Çatı Derneği temsilcisinden. Var olan 103 kadın sığınma evi azımsanırken 1500 adet sığınma evi gereklidir denildi. Ortaçağ gelenekleri ile yaşamaya hayır denilmediği takdirde 1500 kadın sığınma evinin de az geleceği hem gazeteci hem de dernek temsilcileri tarafından bilinir. Ortaçağ zihniyetinin temsilcisinin erkeğin eşi milletvekili de olsa kocanın hışmından kurtuluş yok. Yazının girişinde AKP’li milletvekili Fatma Şahin’in eski eşi İdris Kotan tarafından gözünün şişirilmiş ve morartılmış bir şekilde TBMM’inde bulunması, Başkan Cemil Çiçek tarafından “Kaba kuvvetin fotoğrafı” olarak yorumlandığı belirtilmesi Avusturyalı için var olan önyargıların pekiştirilmesi oldu.

Gazetenin 13 Aralık tarihli sayısında Silivri’deki eylem değil “Türk askerlerinin intiharları şaşırtıyor” haberi dikkat çekti. Haberde ayrıntılı olarak Türk askerlerinin sayısı ve o sayıya göre Türk askerlerini hiç de azımsanmayacak sayıda intiharlara rastlandığı belirtildi. Verilen istatistikler TBMM’inde İnsan Hakları Komisyonu’ndan olduğu belirtilen haberde, son on yıl içerisinde intihar eden Asker sayısının PKK’lılar tarafından şehit edilen asker sayısından daha fazla olduğu yazıldı. İntiharların en önemli nedenlerinin askeriyede gördükleri hakaret, aşk acısı ve borç olduğu belirtilirken, genel olarak askerlerin haklarını bilmediklerini belirten cümlelerle yazı bitiriliyor.

Yazının ayrıntısına girme amacında değilim. Niyetim Avusturya basınının Türkiye’yi hangi konularla görmek istediğini örneklerle aktarmaktı. Dahası hangi konuların görmezden gelindiğine vurgulamaktı. Hakaretlere varan haber yorumları, kadına şiddet, etnik kökene dayalı sorunlar, Türk Ordusu vs konularının Avusturyalı basının işlediği konuların en önemlilerini oluşturmaktadır. Bu sene 19 Mayıs İstanbul’unu, 29 Ekim Ulus’unu, oradan da 13 Aralık Silivri Çıkarmasına kadarki süreçte yüz binlerce ve milyonlarca Cumhuriyetçi ve Atatürkçülerin katıldığı eylemler görülmedi. 13 Aralık sonrasında Avusturya medyasını daha dikkatli takip ettim, Silivri Avusturya basınında görülmedi.
Gerçi kendi gazetemiz bile Silivri’yi görmedi, tek satır haber yapmadı. Sadece Silivri’yi mi görmedi? Gazetemize omuz veren, gazetemizin yazarları arasında yer alan, berat etmesine rağmen müebbet hapisle tekrar yargılanan Pınar Selek’in de 13 Aralık’ta duruşması vardı. Onu bile görmedi gazetemiz.

Silivri’ye 110 kilometre uzaklıkta, kentin dışında buz gibi bir havada, mesai gününde, dolmuşla, metroyla gitme olanağı olmayan dağ başında cezaevinin kapısına 100 bin vatansever geldi. İçlerinde milletvekilleri ADD ve TGB gibi toplumu sarsan sivil toplum örgütleri, ülkenin en tanınmış gazetecileri, Tarık Akan, Levent Kırca, Bülent Kayabaş ve Mehmet Aksoy yaratıcı sanatçıları barikat yıkarken yüz binlerin arasında olmaları, haber kaynağı yandaş gazeteler olan gazetenin Türkiye temsilcisi tarafından haber değeri taşıyan haber olarak görülmedi.

BİR CEVAP BIRAK