AVUSTURYA'DAN… Bir Kürt köylüsü öldürüldü

AVUSTURYA'DAN… Bir Kürt köylüsü öldürüldü

0
PAYLAŞ

Tatile ayrılmadan önce Avusturya’nın Berlusconi’si olacak gazete sahibini yazmak istiyordum. Zaman elvermediğinden tatilim öncesinde yazamadım. Tatilde  Türkiye’de oldum ve ülkede ilginç olaylar yaşanmaktaydı. Bu ilginç olaylardan birisine hemen hemen herkes sağır ve dilsiz kesilmişti. Onun için de Avusturya’nın güçlü gazete sahibinin nelere kadir olduğunu anlatmayı gelecek yazıma bırakmak istiyorum.

Toprak ağalığına karşı mücadele eden bir köy vardır, Diyarbakır ilinin Bismil ilçesine bağlı Arslanoğlu köyü. Senelerdir süren bu mücadele süresinde birey olan köylüler, köylerinin ismini Cumhuriyet köyü olarak değiştirdiler. Yeni isimleri kendilerine çok da yakıştı. İşte bu Cumhuriyet köyünde toprak ağalığına karşı uzun zamandır mücadele eden bir Kürt köylüsü yeğeni ile birlikte ayen beyan  kimlikleri de bilinen bir ağanın adamları tarafından katledildi. Bu haber ise bir televizyon kanalı ve bir dergiden başka hiç bir yerde haber değeri bulmadı.
Bazılarına göre “Avrupa Birliği’nin yolunun geçtiği” Diyarbakır’ın Bismil Cumhuriyet köylüleri yıllardır toprak ağalığına karşı mücadele etmektedir. Her tarafa yolu düşen, her kuşun kanat çırpınışından haberdar olan Avrupa Birliği temsilcileri ve onun sivil toplum örgütleri topraksız köylülerin toprak ağalığına karşı vermiş oldukları toprak mücadelesine sağır oldular. Belki de doğrusu budur, Türkiye’nin içişlerine karışmaya hakları olmamalıdır. Aslında toprak mücadelesi veren köylülerin mücadelesinden mutlaka haberdarlardır. Ancak bu mücadelenin biçimi işlerine gelmiyor. Zira o toprak mücadelesi veren köylülerin ellerinde Avrupa Birliği ve Amerikan bayraklarıyla değil, Türk bayrakları vardı.

Mücadelelerine dikkat çekmek için Cumhuriyet köylüleri Diyarbakır’dan Ankara’ya kadar çeşitli yerlerde ellerinde Türk bayrakları ile  eylemler yaptılar. Bu eylemler, çoğu zaman basın tarafından görmezlikten gelindi ve eylemleri haber bile yapılmadı. 

Bismil’in Cumhuriyet köylülerinin bu eylemelerinden çevre köylülerin de etkileneceginden çekinen ağalar, adamları aracılığıyla onların köylerini sardılar ve köylerini kurşunlattırdılar.  Bu saldırılarda yaralanmalar ve ölümler de oldu, kimseden hiç bir tepki gelmedi.

Tepki gelmediği gibi kendisini yörenin partisi olarak gören parti temsilcileri, Cumhuriyet köylülerine kurşun sıkan, ölüm ve yaralamalara sebep olan ağaları ziyaret ederek, geçmiş olsun dileklerini ilettiler. Yıllardır toprak ağalığına karşı olduklarını  söyleyen ve bunu parti programına koyan diğer siyasi partiler ise Cumhuriyet köylülerinin mücadelelerini görmezden geldiler.

Köylüler toprak mücadelesini hukuk alanında da sürdürdüler. Davalar açıldı. Köylülerin avukatlığını İşçi Partisi Genel Sekreteri Av. Nusret Senem  üstlendi. Davayı kazanadılar. Bu başarılarının sevinci uzun sürmedi. Önce avukatları Nusret Senem’den öç alırcasına uyduruk, hayal mahsulü “Ergenekon çetesine” dahil edip, içeri attılar. Daha sonra ise toprak mücadelesinin yiğit köylü önderlerinden Muhyettin Öksün’nün arkasına katilleri sürdüler. Muhyettin Öksün, 17 Temmuz günü eşi, yeğeni Ömer Öksün ve geliniyle Bismil’e gitmek üzere aracıyla yola çıktı. Ağa Nevaf Kahraman’nın sekiz adamı Muhyettin Öksün’e pusu kurdular ve onların önlerini kesip, çarpaz  ateş ile yeğen Ömer Öksün ve Muhyettin Öksün’nü katlettiler. Böylece Muhyettin Öksün’ü ve yeğeni Ömer Öksün’ü köylülerin toprak  mücadelesinden sıyırıp aldılar. Ve bu köylü önderleri Muhyettin Öksün ve Ömer Öksün’nün  öldürülmesi Türk basınında haber değeri bile olmadı.

Toprak ağalığına karşı olduklarını parti proğramlarına koyan, onun üzerinden siyaset yapan ve oy isteyen ve oy alan partiler sağır oldular, dilsiz oldular. Ne duydular, ne gördüler, ne okudular, hiç haberleri olmamışcasına üç maymunu oynadılar. 

“Bu dava bizim için toprak davası olmaktan çıktı İnsan olma ve insanca yaşama mücadelesine dönüştü. İnsan yoksul olabilir, yoksulluğu, insanca yaşamasına engel değildir. Toprağımız olmasa da önemli değil, ama aşımızda bir ağa istemiyoruz. Özgür olmak istiyoruz” diyen Muhyettin Öksün’nün ve yeğeninin  anıları önünde saygıyla eğiliyorum.

BİR CEVAP BIRAK

5 + 3 =