AVUSTURYA’DAN… Bombalı mektup terörü ve Nisan

Tandoğan’dan Çağlayan’a…

Nisan ismi ne kadar da güzel, hem Nisan ayı güzel, hem de ismi güzel. Romanlarda da sevgililere ad olmakta. Son okuduğum romanın kahramanı Edip’in sevgilisinin adı. İşte bu güzel ayda  pek de verimli olmamışım. Sadece bir yazı yazmışım, bir tane bile olsun haber yapamamışım.

Halbuysa ki, Avusturya’da günlük hayat  monoton olsa da, aynı olayların tekrarlanması ile de olsa ilginç olaylar yaşanmakta. Mesela geçtiğimiz yılın Mayıs ayında gündemde bir banka vardı, bu senenin Mayıs ayında gene aynı banka gündemi işgal etmekte. Bu banka olayını gelecek yazımda anlatacağım.

Benim bu güzel Nisan ayında fazla üretken olamamamın nedenine gelince; 14 Nisan gününden önce hiç te hesapta olmayan bir Ankara yolculuğu bu nedenlerden ilki. İkinci neden ise, Avusturya’da dinlenceyle karışık meslektaşlarımla mesleki bir eğitim gezisiydi. En sonuncu neden ise, ömrümde ilk defa hastane yatağını tanımış olmam ve bir kaç günlüğüne  tanımış olduğum o rahat yatakta Osman Şahin’nin okumadığım öykülerinin tadını varmamdı.

Bende verimli olmayan Nisan ayı, ülkem için müthiş verimliydi, her defasında milyonlarca insanın binalardan, sokaklara, caddelere oradan da Tandoğanlar ve Çağlayan meydanlarına taşması, haber kıtlığı çeken Avusturya basınında bile manşetlere oluşturdu.

Bu gazetelerden en ırkçı ve en Türk ve Türkiye karşıtı Kronenzeitung Gazetesi her onbin kişilik mitingleri kendilerine  dikte ettirilen “Turuncu Devrim” diye yüceltirken,  14 Nisan ve 29 Nisan Mitinglerini karalamaya çalıştı.  Ülkenin ciddi gazetelerinden sayılan Der Standard Gazetesi 30 Nisan tarihli sayısında Çağlayan Mitingine bir milyondan fazla  insanın katıldığını duyururken, mitinge katılanların Abdullah Gül ve  Avrupa Birliği aleyhinde protestoda bulunduklarını yazdı.  Aynı biçimdeki tesbiti ise Avusturya’nın çiçeği burnundaki gazetesi Österreich da 30 Nisan tarihli sayısında  yaptı. Der Standard’tan farklı olarak,  miting haberini “Türkiye Ayakta” diye okuyucusuna sunarken, protestocuların özellikle Avrupa Birliği ve ABD’nin de protesto ettiklerini okuyucusuna aktardı.

Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın açıklamalarına ve  mitinglere ait gazete haberlerinde kullanılan Türkiye kökenli fotoğraflardaki albayraklar, Avusturya basının sayfalarını gelincik tarlalarına çevirdi de, o turuncu renklerin yerini kırpkırmızı renkler aldı. Böylece de Avusturya basınında miting aleyhinde yapılan kaba ve gereksiz darbe tartışmalarına son noktayı koydurttu. 

***

“Pırlanta Gibi Bombacı” Hakkında Film Çalışması

Avusturya gündeminde sürekli başka  ülkeler olmaz, basın zaman zaman da geçmişini hatırlar ve anımsadıkları o konuda okuyucusunu aydınlatmaya çalışır. Avusturya’da yeni bir filmin çekim çalışmalarına başlandığı duyruldu.  İşte bu film çekimi 2007 Nisan ayında gazetelerin manşetlerine taşınmıştı. Bir film çekiminin manşetlere taşınmış olması Avusturya’nın sanata vermiş olduğu özel önemden  kaynaklandığı düşünülse de, bu tek başına doğru değildir. Avusturya sanata, müziğe , kültüre değer verir; ancak bu film yapımının manşetlere yansımasının esası kanımca sadece sanata verilen önem değildir. Bunun nedeni  ülkede çok sık film çekilmemesi olduğunu belirtmek istiyorum. 
Diğer ülkelerde olduğu gibi Avusturya sinemaları da Amerikan filmleri ile doluyken, ülkede yılda en fazla bir film çekilir. Bu bile çoğu zaman mümkün olmaz.  Onun için de çekilecek film önceden mutlaka basının manşetlerinde yer alır.

Çekilecek bu yeni filmde başrol, Romy Schneider adına her yıl düzenlenen Romy ödülünün bu seneki sahibi ve Avusturya’nın önemli oyuncularından Karl Markovics tarafından oynanacağı duyuruldu.

Filmde, Karl Markovics  bir bombalı mektup teröristinin hayatını canlandıracaktır. Bu bombalı mektup teröristi Franz Fuchs’tur, Fuchs “Bayuvariş Kurtuluş Ordusu” adlı Neonazi gruba aittir. Bombalı mektupların aydınlatılma sürecinde Franz Fuchs’un eylemleri tek başına yapmış ve “tek kişilik bir ordu” olduğu verilen bilgiler arasında yer almıştı. Böylece toplumsal sorumluluklardan kaçılmış, sorumluluk tek bir bireye yüklenmişti.
Sahi Franz Fuchs ne yapmıştı?

Takvimler 3 Aralık 1993 tarihini gösteriyordu. Yabancılarla ilgili çalışmalar yapan bir papaza kalınca bir mektup gönderilmişti. Mektubu açan papaz, bombalı mektubun patlamasıyla  ellerinden ağır bir şekilde yaralanmıştı. Onu takip eden günler, haftalar, aylar ve hatta yıllarda  Avusturya’yı ciddi bir korku sarmıştı. İlk bombalı mektuptan sonra, göçmenlerle ilgili konularda çalışmalar yapan kişi ve  kurumların hedef alındığı, daha sonra  göçmenler konusunda çalışmalar yapan veya o konuda duyarlı olan şahsiyetlere birbiri ardısıra bombalı mektupların gönderilmiş olmasından anlaşılmıştı.

Mektuplar, sırasıyla Avusturya devlet televizyonunda azınlıklara yönelik yayın yapan programın Sırp asıllı sunucusundan, zamanının içişleri bakanının üvey annesine; oradan da Viyana eski Belediye Başkanına ve bir çok insana daha gönderilmişti. Mektupları açanların çoğu ellerinden ciddi bir şekilde yaralanmışlardı. Gönderilen mektuplardan birisi de,  genellikle Sloven azınlıkları ile ilgili ve sol içerikli kitapları basan bir yayınevi sahibini de hedef almıştı. Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun Ermeni Meselesi ile ilgili kitabını Almanca olarak basan bu yayınevi, bugünlerde de bazı Avrupa solcuları ve Ermeni örgütlerinin ‘Hallaçoğlu’nun kitabını neden yayımlıyorsunuz’ baskısı ve tehditi altında bulunmakta. 
Franz Fuchs’un en kanlı bombalama eylemi hiç şüphesiz Romanların ikamet ettiği bir köyün girişine yerleştirdiği bubi tuzağıydı. Bir tabeleye “Çingeneler Hindistan’a Defolun” yazmış, tabelenin altına da bombayı yerleştirmişti. Köyde ikamet eden Roman  kökenli Avusturyalı dört erkek tabeleyi kaldıralım derken, bombanın patlaması sonucunda dördü de birden  hayatını keybetmişti.

Bombalı mektup terörünün başlamasından, Franz Fuchs’ un tutuklanmasına kadar dört ölü, onlarca insanın da yaralanmasına sebep olmuştu. Yaralılar arasında Avusturya Sosyal Demokrat Partili eski Belediye Başkanı Helmut Zilk’de vardı. Helmut Zilk de diğer yaralılar gibi  el parmaklarını kaybetmişti.

Bu Neonazi saldırıları Avusturya’yı korkutmuş, o yıllardan itibaren yıllarca gelen mektupların açılması konusunda çeşitli önlemler alınmıştı. Bu önlemler arasında şüpheli mektupların kontrolden geçildikten sonra açılması olmuştu. O senelerden bu yana göçmen Türk işçilerine yapmış olduğum hukuki danışmanlık ve temsil işimden dolayı, bana gelen mektuplar da bir kontrolden sonra iletilmektedir.

Bombalı mektuplar dört kadar insanın ölümüne ve onlarca insanın da yaralanmasına sebep olan Franz Fuchs,  2000 yılında hapishanedeki hücresinde kendisini asarak intihar etmiş ve olay hukuki merciler için kapanmıştı.

Şimdi film yapacak konu bulamamışcasına, duruşmalarda Hitler’in konuşma yöntemini bile taklit eden Franz Fuchs’un yaşamı filme alınacak ve  Avusturyalılara izlemeleri için sunulacak. Bu filmin her bir aşaması Avusturya’da   1993 yılından 2000 yılına kadar televizyon ve basılı basın aracılığıyla izletilmişti. Filmde yeni bir kare olmayacaktır, yaşanan korkulu anlar tekrar hatırlatılacaktır.

____________

Not: “Pırlanta Gibi Bombacı”  ifadesi Avusturya’nın en fazla okunan gazetelerinden olan Kurier Gazetesinin 29 Nisan tarihli manşetidir, bana ait değildir. KÜ

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.