AVUSTURYA’DAN… Gladyo ve Ergenekon

PAYLAŞ

Şu anda Türkçe kaç aylık gazete çıkmakta Avusturya’da, tam bilmiyorum. Onu, on beşi geçti galiba. Türklerin yaşadığı Avusturya’nın çeşitli eyaletlerinde gazete çıkararak yaşamını sürdürmeye çalışan onlarca insan var. Gazeteleri çıkartanların ifadelerine göre, her bir gazete beş bin ile 60 bin arasında basılmakta ve dağıtılmakta.

Aylık olarak basılan gazeteler okuyucuya ücretsiz ulaştırılmakta. Avusturya’nın bir kâğıt cenneti olmasından, baskı masrafı fazla tutmamakta sanırım. Gazeteye çeşitli şekilde emek verenlere para da ödenmediğini de düşündüğümüzde asgari masrafla gazetecilik yapılmakta.

Gazetelerin geliri ise çeşitli Avusturyalı kurumların ve Türk işletmelerin vermiş olduğu ilanlardır. Siyasi yelpazenin her türlüsü var içlerinde, kendilerini bağımsız olarak adlandıran gazeteler sağcı, solcu, liberal ve dinci çizgide varlıklarını sürdürmekteler. Dağıtımları Türk lokallerine, ticarethanelerine ve derneklere bırakılarak sağlanmakta.

Dinci gazeteler diğerleri gibi ideolojilerine paralel yayınlar yaparak, okuyucularını bilgilendirmekteler. Ancak bu gazeteler dinci çevrenin kılına dokunulduğunda, onu haber değeri olarak görmemekteler. Deniz Feneri olayı bunlardan biridir. Başka birisi ise Aralık ayının başlarında Almanya ve Avusturya’da yetişmiş üç avukat, Avusturya’nın başkenti Viyana’da Yimpaş ve Kombasan gibi Yeşil Sermaye diye adlandırlan holdigerin dolandırdıkları Türklere bir bilgilendirme toplantı düzenlemeleriydi. İkisinin Almanya’dan diğerinin ise Avusturya’nın Voralberg eyaletinden gelen avukatlar, yüzlerce holding mağdurunu bilgilendirdiler. “Paralarınızı talep etme süresi geçmektedir, zaman aşımı yaklaşıyor, elinizi çabuk tutun ve dava açın” toplantılarında sözlerinin özüydü.  Bu haberi de Avusturya’da yayın yapan dinci gazetelerden hiç birisi yayınlamadı.

Onun yerine Ergenekon davası ile ilgili haberler vermeyi tercih ettiler. Türkiye’den kaçarak Amerika’ya CIA’nın kucağına sığınan, hahambaşı olduğunu iddia eden Tuncay Güney ve eski MİT’çi Mehmet Eymür’ün ifadeleri ve onların hayal ürünlerine dayanarak, Türkiye’de milli güçlere karşı Amerika güdümünde bir tertip düzenlendi. Bu tertiple Amerika’nın Ortadoğu’da bulunan ülkelerin sınırlarının yeniden çizilmesi anlamına gelen Büyük Ortadoğu Projesi’nin Eşbaşkanı Tayyip Erdoğan’nın ve Irak’ta Irak katliamının baş sorumlularından olan Amerikan Dışişleri Bakanı ile dokuz maddelik gizli anlaşma yapan Abdullah Gül’ün emriyle Türkiye’de milli güçler tutuklanarak, hapise atıldılar. 

Şimdi bu konuyla ilgili yetkin olan olmayan özellikle dinci çevreler, Avusturya’da çıkarmış olduğu gazete ve dergilerinde haberler ve yazılar yazmaktalar. Yetkin olmadıkları konuda bülbüller gibi şakıdılar. Kullandıkları haber ve resimler kullanıla kullanıla en fazla basılan fotoğraf ve haber olma rekoruna ulaştı. Haberin kaynak kişisi eski Mit’çi ve Cia’ya çalışan ve Türkiye’den kaçarak ABD’ye sığınan Mehmet Eymür ve onun internet sitesidir.

Şimdi Ergenekon soruşturması çerçevesinde tutuklanan insanların nasıl bir zaman öncesi tutuklandıklarına dikkat edelim.

Bilindiği gibi bu sene ve geçtiğimiz yıllarda özellikle Almanya’da Türklere yönelik çeşitli saldırılar olmuştu. Almanya’da Türk derneklerinin organize etmiş oldukları “Irkçılığa Karşı Dostluk ve Dayanışma” toplantıları yapılacak ve buna Türkiye’den de seçkin davetliler katılacaktı. Bu toplantıya İstanbul Üniversitesi eski rektörlerinden Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Ferit İlsever ve İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in katılacakları basında duyrulmaktaydı. Toplantılardan birisi 22 Mart 2008 tarihinde Hannover, diğeri ise 23 Mart’ta Hambur’da yapılacaktı. İşte bir operasyonla 21 Mart gecesi Prof Kemal Alemdaroğlu, Doğu Perinçek, Ferit İlsever ve İlhan Selçuk gözaltına alındılar. Böylece Almanya’da yapılacak ırkçılığa karşı eylem bizzat Türk hükümeti tarafından engellenmiş oldu. Türk vatandaşlarının Almanya’da evlerinin yakılmasına karşı Türklerin birlikte hareket ederek, karşı durmak ve Almanya’da Almanların da dostluğunu kazanmak eylemi Tayyip ve Gül’ler tarafından arkadan vurulmuş oldu.

Tutuklanan Ferit İlsever, Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu ve Doğu Perinçek, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin birinci Cumhurbşkanı olan Rauf Denktaş’ın başkanlığını yaptığı Talat Paşa Komitesi üyesi ve sorumlularındandır. Batı Avrupa merkezlerinde ilk defa çeşitli eylemlerle “Ermeni Soykırımı olmamıştır, Soykırım iddiaları emperyalist yalandır” diyen bu komite üyelerinden Doğu Perinçek, İsviçre’de tutuklanmak istenmiş ve aleyhinde dava açılmıştı.

Daha önce Avrupa Parlamentosu’nun 2006 yılının Eylül ayında almış olduğu emir vardı, bu emir Türkiye’ye açıktan iletilmişti, “Talat Paşa Komitesi’ni dağıtın”. 21 Mart 2008 tutuklamaları ile Avrupa Parlamentosu’nun bu emri yerine getirilerek, Talat Paşa Komitesi etkisizleştirilmek istenmiştir. Rauf Denktaş “Utanmasalar beni de Ergenekon davasına katmak için tutuklayacaklar” diyerek hedefin esas olarak Talat Paşa Komitesi olduğunu belirtmiştir.

Dahası Farit İlsever ve Doğu Perinçek’in bilgisayarlarına el koyarak İsviçre’nin “soykırım” önyargısına Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde devam eden davada karşı savunmasız bırakılmışlardır. Böylece de Amerika ve milyonlarca Irak ve Afganlının katledilmesinden sorumlu Başkan Bush’a  “Bizi kullanın deliğe süpürmeyin” diye yalvaran Recep Tayyip Erdoğan ile gene “Biz Amerika ile dokuz maddelik gizli anlaşma yaptık” diyen Abdullah Gül ikilisi Talat Paşa Komitesi’ni bir kez daha arkadan hançerlemişlerdir.

Bir kaç fotoğraf, bir kaç yarım yamalak bilgi ile gazete ve dergilerinde yayınlar yaparak bu hançerleme eyleminde Avusturya’da yaşamını sürdüren dinci gazeteler de katkıda bulundular. Ciddi gazetecilik yaptıklarını sanıyorlardı ayrıca. Halkı gerçekten bilgilendirmek isteyen gazeteci, parmaklarında pırlanta taşlı yüzükleri, sarayların eşyalarına bile göz diken saltanat düşkünlerini, haramzadelerin aldıkları gemileri, yurtdışında işçilerimizin alın terlerini nasıl çaldıklarını ve bunların kimler olduklarını anlatmak gerekir.

Ciddi gazetecilik “Türkiye’yi dünyaya pazarlamakla” gurur duyanları ve ABD ile gizli anlaşmaların kimin çıkarına olduğunu anlatmaktan geçer. Citibank’ın üç milyarını silerken, kendileri şatafat ve ihtişam içinde yaşamlarını sürdüren Tayyip Erdoğanları, Abdullah Gülleri, Kemal Unakıtanları ve çevresini araştırıp yazmak ciddi gazeteciliktir.

Türkiye’yi borç batağına sokan Erdoğan hükümetinin Türk milletini daha da yoksullaştırdığını, onları sadakaya ve iftar çadırlarına muhtaç ettiğini görememek mümkün mü? İşte bunları anlatan gazeteci, üniversite hocası, ABD’nin Irak ve ülkemizde estirdiği teröre dik duran emekli generalleri “Ergenekon terör örgütü” adı altında tutuklayarak etkisizleştirme planlanmış ve yerine getirmiştir.

Uluslararası terör örgütü olan Gladyo’nun saldırılarına karşı Egenekon’dan çıkılacaktır gene. Bu sürede Gladyo’nun basındaki tetikçisi olmak da var, Türk milletini arkadan hançerlemek de var. Ya ülkesinin bağımsızlığı, ABD saldırganlığına durdukları için tutuklananların yanında da yer almak var. Vakit gazetesi yazarı çocuk tacizcisi sapkın Hüseyin Üzmez’i serbest bırakanların, gurbetçi işçileri çarpan, çalan, kısaca binlerce işçinin alın terini soyan, hırsız Yeşil Sermaye holdinglerinin yanında yer almak da var. Seçim kendine gazeteciyim diyenindir. Ancak onlar Hüseyin Üzmez gibi sapkınların yazdığı gazetelerden beslenmekteler ve ilanları işçileri dolandıran Yeşil Sermaye’nin kalıntılarındandır. Seçimlerini yapmışlar zaten.

CEVAP VER