AVUSTURYA'DAN… Hükümet yıkan gazete

Herkesin istediği sosyal demokratlarla, Hıristiyan demokratların oluşturmuş olduğu büyük koalisyon hükümeti, hükümetin kıl payı küçük ortağı Hıristiyan demokratların başbakan yardımcısı yaz başlamadan “yeter artık” diyerek havlu attı ve hükümeti bozduklarını ilan etti. Daha sonra da erken seçim kararı alındı. Hükümetin küçük partisi olmasına rağmen hükümette en önemli bakanlıkları elinde bulundurmaktan oldukça da memnun olan Avusturya Halk Partisi genel başkanına, bugünlerde devam eden seçim çalışmalarının da sloganı olarak kullanılan “yeter artık”ı dedirttiren etmenler nelerdi?

İki partinin hükümet oldukları süre içinde anlaşamadıkları çeşitli sosyal kararlar oldu. Bir yıl boyunca bir anlaşma sağlayamadıkları konularda, seçim öncesi apar topar anlaşmalar sağlanarak çeşitli konularda anlaşmalar sağlandı. Seçim öncesi   isterlerse anlaşma sağlanıyordu. Anlaşmazlık biraz dolaylıydı. Hükümetin dağılmasına dolaylı olarak Avusturya’nın en fazla okunan gazetesi Kronen Zeitung sebep oldu. Kronen Zeitung, uzun zamandır Avrupa Birliği ve Avrupa Birliği’nin sözleşmelerinin ülke içinde imzalanmasına ve AB Anayasasına muhalefet yapmaya başlamıştı. Kronen Zeitung’un bu tutumu sadece gazete yayıncılığıyla değil, aynı zamanda Avusturyalılarla birlikte sokağa da indi. Gazete, sokağa inen AB sözleşmelerine karşı muhalif güçlerin hem sokakta yanlarında oldu, hem de haberlerini sayfalarına taşıdı. 

Avrupa Birliği sözleşmeleri çerçevesinde muhalefet yapan güçler, sokağa indikten sonra etkileyebilecekleri partileri yanlarına çekmeye çalıştılar. Buna Kronen Zeitung gazetesi de destek oldu. Gazete, AB’ye muhalefet güçlerinin sözcüsü gibi yayın yaptı ve partilere çağrıda bulundu.  Bu çağrı, Avusturya partilerine yönelikti ve imzalanacak AB sözleşmelerinin halk oylamasına gidilmesi çağrısıydı. Buna ilk tepkilerden birisi Avusturya Hıristiyan demokrat partisi olan Avusturya Halk Partisi’nden (ÖVP) geldi ve düşünceleri, çağrı ile hemfikir olmayacaklarıydı. ÖVP, Avrupa Birliği taraftarları olduklarını ve sözleşmeleri halk oylamasına sunmayacaklarını açıkça dile getirdiler. Bu zaten bilinen siyasi tavırlarıydı, yeni bir tutum da değildi.

Avusturya Sosyal Demokrat Partisi (SPÖ) ise bir genel başkan krizi içinde bulunmaktaydı ve hala başbakanlık görevini yürüten Alfred Gusenbauer’den parti içinde sıkıntılar başlamış ve rahatsızlıklar çoktan su yüzüne çıkmıştı. Bu sürede Kronen Zeitung gazetesi, SPÖ’ nün parti başkanlığına adaylarının, kendilerinde de zaman zaman yazılar yazan ve hükümette ulaştırma bakanlık görevinde bulunan Werner Faymann’nın olduğunu gazetelerinde manşetlere taşıyarak duyurdu. BU durumdan SPÖ, gazetenin kendilerini destekleyeceği sinyalini almıştı. Zira gazete, 8,5 milyon nüfuslu ülkede tam üç milyon okuyucuya sahip bir gazetedir. Avusturya’nın ciddi haftalık haber dergisi Profil, gazetenin dünyada ülkelerin nüfus oranlarının dikkate alındığında en büyük gazete olduğunu tesbir etmişti. 

Avusturya Avrupa Birliği’ne henüz evet demeden önce, Avusturyalının Avrupa Birliği’ne evet deme oranı kamuoyu yoklamalarında sadece % 40 olarak görülüyordu. Kronen Zeitung gazetesinin toplumdaki etkisini bilen ÖVP ve SPÖ’den oluşmuş Büyük Koalisyon hükümeti,  gazete ve gazete sahibinden referandumda yardım istedi.

Yardım isteyene, yardım edilmelidir diyerek, gazete bu yardımı geri çevirmedi. Şimdi çok eleştirdikleri AB’ye girebilmek için, gazete eğri doğru demeden toplumu yaptıkları haberle bombaladılar. Kronen Zeitung, AB olmazsa işçi ve hizmetlilere ödenen 13. ve 14. ücretler olarak bilinen noel ve izin parası “garanti altında olmayacak”, Avrupa Birliği içinde “yabancıların kontrolü ve akını daha kolay, uyuşturucu ve insan ticareti ile mücadele Avrupa Birliği içinde daha kolay kontrol altında olacak” gibi habercilikle AB üyeliği için elinden geleni yaptı. Bu habercilik toplumda çok etkileyici oldu ve kamuoyu yoklamaları değişmeye başladı. Bu değişiklikte  Kronen Zeitung gazetesinin işlemiş olduğu konuların Avusturyalı için en duyarlı konular olmasının etkisi şüphesiz küçümsenemez.

Avusturyalıya 1995 yılında Avrupa Birliği referandumunda yaklaşık % 60 oranında evet oyunun çıkmasında gazetenin ciddi katkısı olduğu bugün hala bilinmekte ve gazetenin bu katkısı çeşitli yayın organlarınca da dile getirilmekte. Zira Avusturya’nın tarafsızlık politikası toplumda kendisini iyice hissettirdiğinden, Avusturyalının AB’ye hayır diyeceğinden ciddi bir şekilde korkuluyordu.

Gazetenin bu desteğini, Avusturya’da uzun yıllar görevde kalmış olan ÖVP ve SPÖ partilerinin oluşturduğu Büyük Koalisyon hükümeti unutmadı ve gazetenin yardımının karşılığını verdi. Bunlardan en önemlisi Kronen Zeitung gazetesinin aleyhinde oluşturulmak istenen Kartel Kanunu çıkmadı. Başka bir destek, sokaklarda gazete satarak, satmış oldukları gazete başı çok ufak ücret alan kişiler, işçi olarak değil, kendi işlerini yapan işverenler oldukları biçiminde mahkeme kararı çıkarttırdılar.  Böylece gazete satıcıları için Kronen Zeitung tarafından ödenmesi gereken sigorta priminden ve vergi ödeme külfetinden kurtarmış oldular.  Son olarak da bu sene Avrupa Şampiyonası öncesi evlerde ve arabalarda bayrak asma yasağını kaldırtarak, Kronen Zeitung’un tanesi iki Avro üzerinden satmak için hazırlamış olduğu yüz binlerce Avusturya bayrağının satışına sebep oldu.  Bu yasak, Avusturya’nın ulaştırma bakanı Werner Faymann tarafından kaldırıldı. Werner Faymann, Kronen Zeitung’un yazarı ve gazete sahibi Hans Dihand’ın yakın dostudur.  Bu dostluk biraz da Hans Dihand’ın yaşından dolayı yapamayacağı siyasi çalışmaları Werner Faymann’nın üzerinden yapmak istemesidir. Yaşı politik çalışmaya elverişli olsaydı, kesinlikle Kronen Zeitung partisini kurar ve siyasete atılırdı.

Werner Faymann’ın 87 yaşındaki gazete sahibi Hans Dichand’ın gözdesi olması, Avusturya Sosyal Demokrat Partisi’nin (SPÖ) parti başkanlığına yeşil ışık da yaktı.  Sosyal Demokrat Parti (SPÖ) Kronen Zeitung’un desteğini ancak Werner Faymann ile alabileceğini bildiğinden ve parti içinde de başka liderlik yapacak birisinin de olmamasından Werner Faymann’ı apar topar parti genel başkanı yaptı.

SPÖ eski başkanı ve Avusturya Başbakanı Alfred Gusenbauer ile yeni genel başkan Werner Faymann, Kronen Zeitung gazetesinin Avrupa Birliği sözleşmeleri çerçevesinde imzalanacak yeni sözleşmelerde halk oylamasına gideceklerini ifade eden açıklamaları gazetede birinci sayfadan ilk haber olarak verildi. 

Hıristiyan demokratlar (ÖVP) ise bu durumdan memnun olmadıklarını ifade eden açıklamalar yaptı ve özellikle gazete ile Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik arasında kırıcı tartışma başlamış oldu.  Bu tartışmaların sürdüğü günlerde Avusturya’nın başbakan yardımcısı Wilhelm Molterer “yeter artık” deyip, hükümetten ayrıldıklarını ilan etti.

Kronen Zeitung’un istediği Avrupa Birliği yeni sözleşmelerinin hükümet tarafından imzalanmasından önce referanduma gidilsin mi, gidilmesin mi tartışması, toplumda hem işverenlerin, hem de sendikaların desteğini almış olan Büyük Koalisyonu, yazın ilk karpuzlarının Avusturya piyasasına verilmeye başlandığı bir sırada olgun bir karpuz gibi ikiye ayırdı.

Bugünlerde Eylül ayının 28’inde yapılacak erken seçim çalışmaları hızlı bir şekilde devam ediyor. Seçim çalışmaları, Avusturya’da sokakta ve meydanlarda yapılmıyor, daha çok basın üzerinden gidiyor.

Gazetelerde parti liderlerinin, iyi konuşmalarına, düzgün giyinmelerine, dış görünüşlerine, gençlik veya yaşlılıklarına ve kimi zamanda topluma sundukları vaatlere göre iniş ve çıkışlarını gösteren grafiklerle her gün parti liderleri hakkında yayın yapıyorlar.

Popülist Kronen Zeitung gazetesinin, her gün Werner Faymann’ı merkeze yerleştiren yorum ve haberlerini okuduğumda Avusturya’ya ilk geldiğim 1980 yılında tramvayda, metroda, otobüslerde, kahvehanelerde, lokantalarda insanların elinde sadece Kronen Zeitung’u gördüğüm zamanı hatırlıyorum. O zamanlar, gazete okuyan Viyanalının elinde hep Kronen Zeitung gazetesini gördüğümde bu gazete herhalde devletin resmi gazetesidir diye düşünüyor, Avusturya’da başka gazete çıkmıyor mu acaba diye kendi kendime soruyordum. Şimdi sorum ise, bir dergi ebatlarında olan ve taşıt içinde kolay okunan bu gazetenin bu seçimde etkisinin ne olacağıdır. 28 Eylül akşamı göreceğiz. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.