AVUSTURYA'DAN… Kahverengileşen Kızıl Viyana

Partilerin Avusturya’da kurtlu, kuşlu, lambalı, ampullü, oraklı, çekiçli veya yıldızlı sembolleri yokturdur. Onun yerine kendilerine belirli bir rengi simge almışlardır ve partiler, yeşil, kırmızı, mavi, portakal ve siyah gibi renklerle bilinir ve tanınırlar. Siyah renk muhafazakâr hıristiyan demokrat Avusturya Halk Partisi’nin rengi olarak bilinirken, mavi renk ise ırkçı Avusturya Özgürlükçü Partisi’nin rengidir. “Kırmızı rengin alı var”ı Alman dili bilemeyecek kadar zengin olmadığı için Avusturya Sosyal Demokrat Partisi’nin ve Avusturya Komünist Partisinin renkler kırmızıdır. Dolayısıyla kırmızı ve kızıllık Avusturya sosyal demokratlarıyla, komünistlerine aittir. Partinin bu kırmızı renginin, sosyal demokratlarının siyasi arenada emeği temsil etmesi ve solda yer almasından gelmektedir.
Avusturya Sosyal Demokrat Partisi’nin adı 90’lı yılların ortasına kadar Avusturya Sosyalist Partisi’ydi. Özellikle Doğu Blok’unun çöküşünün yaşandığı yıllarda esen sosyalizm karşıtı rüzgarına karşı duramayan ve kendilerinin de sağ liberal çizgiye kaymalarıyla Avusturya Sosyalist Partisi ismini Avusturya Sosyal Demokrat Partisi olarak değiştirdiler.
Partinin isminin sosyalistlikten sosyal demokratlığa dönüştüğü yıllarda, Avusturya’da orak çekiç tartışması da gündeme damgasını vurmuştu. Zira Avusturya bayrağında farklı bir biçimde de olsa orak çekiç bulunmaktadır. Avusturya bayrağında bir kartal vardır; bu kartalın bir “elinde” köylüleri temsilen orak, diğer “elinde” de işçileri temsil eden çekiç bulunmaktadır. Kentlileri temsilen ise kartalın kafasında bir taç bulunmaktadır.  “Orak ve çekiç komünizmi temsil eder, bayrağımızda yeri yoktur” diyerek sağcı çevre bir tartışma başlatmıştı. 
Adının geçmişte sosyalist, günümüzde ise sosyal demokrat olan parti tarafından yönetilen Viyana’da, kırmızı ve kızıllığının nedeninin sadece siyasi yelpazedeki yerlerinden almamakla beraber, dünya sosyalist önderlerinin Viyana’da bulunan büstlerinden veya isimlerinden de almış olduğunu belirtmem yanlış olmayacaktır. Sosyal demokratlar Avusturya’nın diğer eyaletleri değilse de, Avusturya başkenti Viyana’da hep yönetimde olmuşlar ve gerçek sosyal demokrat oldukları dönemlerde kızıllığın izlerini hissettirmişlerdir. 
Viyana, Birinci Dünya Savaşı sonrasında çok ciddi yoksullukla kavrulur, bu yoksulluk özellikle ikamet alanında da kendisini hissettirir. Ev sıkıntısı vardır, evlerde dürüst su yokturdur, o olmayınca temizlik yapma olanağı da olmaz. 1920’li yılların sonlarına doğru şehir silkelenmeye ve yaşam düzeyini yükseltmeye çalışır.
Tuna nehri boyunca bir kilometrelik uzunluğunda ve 150 bin metrekarelik bir alana sosyal demokrat belediye tarafından büyük bir site inşa etmek istenir. Avusturya’nın en önemli mimarlarından Otto Wagner’in öğrencisi Karl Ehn bu iş için görevlendirilir. Karl Ehn hem inşaatçı, hem de mimardır.  1927 ile 1930 yılları arasında 1382 dairden oluşan ve 5500 kişinin ikamet edeceği siteyi inşa eder. 150 bin metrekarelik alana inşa edilen bu site bir askeri garnizon biçimindedir: Büyük bir kapıyla geniş bir yeşil alana girilir. Site içerisine yeşil alanın dışında çocuk yuvası, yüzme havuzu, hamamlar, dükkanlar, oyun alanları, çamaşırhaneler ve bir de kütüphane yerleştirilir.
Bu site, onca yoksulluk arasında sosyal demokratların rüştünü ispat ettiği bir site olarak kabul edilir ve siteye belediye tarafından Karl Marx Hof (Karl Marx Avlusu) adı verilir. 
Sitede ikamet eden işçiler Austro Faşizmine karşı vermiş oldukları 1934 yılında Şubat direnişi ile Karl Marx Hof adını duyururlar. Austro Faşizmi Avusturya’da yönetimi ellerine geçirdikten sonra, bu yönetime karşı ciddi direnişi Karl Marx Hof sitesinde ikamet eden işçiler gösterirler ve Austro Faşistleri ile çatışırlar.  Austro Faşistlerinin güvenlik güçlerinin siteyi abluka altına alması sonrası direnişçiler teslim olurlar ve direniş düşer. Site teslim alındıktan ve Austro Faşistleri kendi devletlerini ilan ettikten sonra, Karl Marx Hof’un ismi Heiligenstaedter Hof olarak değiştirilir. Karl Marx Hof sitesinin ismi 1945 yılına kadar Heiligenstaedter Hof ‘dur artık. 1945 site tekrar eski adı Karl Marx Hof adına kavuşur. İkinci dünya savaşı yıllarında Karl Marx Hof  sitesi ciddi hasar görür. Sitenin bu hasarları 1950 yılında tamir edilir. Günümüzde binlerce insanın ikamet ettiği Karl Marx Hof 1980 yılında ciddi bir bakımdan geçirilir.  Tuna nehri boyunca Viyana şehrine kuzeyden girenleri sol tarafta Karl Marx Hof selamlar. 
Seçimlerde diğer bir iki siteyle Karl Marx Hof’da ikamet edenlerin hangi partiye oy verdikleri merak konusudur. Aşırı sağcılar 28 Eylül 2008 tarihinde yapılan seçimde bu siteden tam tamına yüzde 33 oy almışlardır.
Karl Marx ismi Viyana’da olur da,  Friedrich Engels olmaz mı? Hem dostlar birbirlerinden ayrılırlar mı?  Friedrich Engels ismi de Viyana’nın Florisdorf mahallesinin merkezi olan bir alana verilmiştir. Rudolf Perco isimli bir şehir planlamacısı 1930 ile 1933 yılları arasında meydanı düzenler ve düzenlenen bu meydana da Friedrich Engels Platz (Meydanı) adı verilir.

Viyana’nın kızıl rengine katkıda bulunan ve bulunacak olan iki isim daha var; Bunlardan birisi Josef Stalin, diğeri ise Ernesto Che Guevara.  Bu iki ismin Viyana’daki ortak noktaları; Josef Stalin’in Viyana’da bir büstünün bulunması, Che Guevara’nın ise bir büstünün 0’nun ölüm yıldönümü olan 9 Ekim’de bir parkta açılmasıdır.
Josef Stalin Rusya’da demiryolları işçileri arasında grevler ve protestolar organize etmektedir. Defalarca tutuklanır ve her defasında da kaçmayı başarır. Lenin ile ilişkide kalmak ve çar polisinin gözetiminden uzaklaşmak için 1912 Aralık ayında Avusturya Macaristan Hanedanlığı sınırları içinde olan Krakau ve Viyana’ya kaçar ve oralarda aylarca kalır.  İşte Josef Stalin’in Viyana’da bulunduğu sürenin anısına kentin Meidling adlı semtinde, Schönbrunner Schloss Caddesi’nde kalmış olduğu pansiyona Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin talebiyle bir büstü konulur ve Stalin’in bu büstü defalarca tartışmalara rağmen orada halen durmaktadır.
9 Ekim 1967 tarihinde Che Guevara Bolivya’da öldürülür. Che Guevara’yı bu sene ölüm yıldönümünde Avusturya Küba Derneği anmak istemektedir. Başlattıkları kampanya hedefine ulaşmıştır. Viyana’ya bir Che büstü yakışır demişlerdir. Avusturyalı sanatçı Gerda Fassel’e yapması bir büst ısmarlamışlardır. Che Guevara’nın büstü bitmiş ve Viyana’nın Donaupark adlı parkında açılmayı beklemektedir.  Sağcı partilerin sert tepkilerine rağmen, Avusturya Sosyal Demokrat Partili Viyana Belediye Başkanı Michael Haeupl tarafından Donaupark’ta Che’nin büstü 9 Ekim’de açılacaktır.
Viyana’nın “Kızıl Viyana” olmasına katkıda bulunan Karl Marx, Friedrich Engels, Josef Stalin ve Che Guevara’nın dışında hiç şüphesiz Avusturyalı şahsiyetler de vardır. Ancak 28 Eylül’de yapılan son genel seçimlerde bu kırmızı ve kızıl renk aşırı sağcıların almış oldukları oyla kahverengine dönüşmektedir. Zira sürekli sosyal demokratların yönetiminde bulunan Viyanalı işçi sosyal demokratlardan kaçarak aşırı sağcı partilere oy vermektedir. Her dört kişiden birisinin ırkçı ve aşırı sağcı partiye oy vererek, ırkçı partiyi milyonluk Viyana kentinde hıristiyan demokratları ve Yeşilleri sollayarak, ikinci siyasi güç haline geldiler.  Aşırı sağcı ve ırkçı partinin 16 yaş üstündeki gençlerin oylarını en fazla parti olduğunu düşündüğümüzde, geleneksel kızıl Viyana’nın gittikçe kahverengi, hatta braunlaştığını düşünmek şimdiden ürkütücülüğünü hissettirmektedir.  Zira ciddi haber, yorum gazete ve dergileri Austro Faşizmine atıfta bulunarak, “Avusturyalaşmak”, “Yahudilerin yerine yabancılar” mı diye sorgulayan yazılar eskidi bile. Ayrıca sadece Nasyonal Sosyalistlerin kullanmış oldukları yazı stilini kullanarak,  ırkçıların 28 Eylül seçimindeki  “Zafer”lerinin nedenlerini inceleyen makalelerde gelen tehlikeye dikkat çekmekteler. Bu gidişler Viyana daha ne kadar kızıl kalır, yaşayacağız. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.