AVUSTURYA’DAN… Kitap ve sözlük

Viyana’nın Favoriten Mahallesi, başka bir deyişle 10. Viyana, tek başına bir şehir olarak kabul edilmiş olsa,  Avusturya’nın Viyana Graz ve Linz şehirlerinden  sonra dördüncü büyük şehridir.
 
Bu mahalle, Viyana’nın hem yüzölçümünden,  hem de  nüfus oranından dolayı en büyük bölgesidir. Geleneksel göçmen mahallelerinden birisi olarak kabul edilen Favoriten, Türklerin de yoğun olarak yaşadıkları bir yerdir. Mahallenin nüfusu ve yüzölçümünden dolayı Türklerin sayısının da en  fazla olduğu mahalle olduğunu söylemek  mümkün.
 
İşte bu mahallenin bir kaç tane de büyük kitapçısı var. Buralara zaman zaman uğrar,  Avusturyalıların neler okuduklarını anlamaya çalışırım. Hangi kitaplar raftadır, hangi yerli veya yabancı yazarların kitapları bulunur bilmek isterim. Roman, hikaye, şiir  gibi edebi eserlerin dışında, gezi kitaplarına da bakar, hangi ülkeye ait gezi kitapları rafları süsler diye merakımı gidermeye çalışırım. Türkiye’ ye ait olan kitapları alır bakar, tekrar görülebilecek en güzel yere koymayı da ihmal etmem. O gezi kitapları arasında bulunan haritalara inceler, tanıdığım yöreleri sanki ilk defa keşfediyormuş gibi bir duyguya kapılırım. Köyümün ismini haritada bulamayınca  oyuncağı elinden alınmış çocuk gibi kederlenirim. Ancak tanıdık başka bir köyü bulmanın sevincinin sıcaklığını yüreğimde  hissederim.
 
Gezi kitaplarının bırakır, Türk edebiyat yazarlarının kitaplarını ararım. Fakat ilaç için olsa bile Türk yazarlarına ait Almanca kitap bulmak mümkün değildir. Çünkü yokturlar. Türkiye’ ye gittiğimde, aynı şeyi Ankara’daki kitapçılarda da yaparım. Türkçe’ye çevrilmiş Alman ve Avusturyalı yazarların kitaplarına bakarım.
 
Avusturya’nın tersine Türkiye’ de  Barbara Frischmuth’tan İngeborg Bachmann’a, Stefan Zweig’den Elias Canetti’ye, Thomas Bernhart’tan Peter Hanke’ye ve Brigitte Schwaiger’e kadar onlarca Avusturyalı yazarın kitaplarını Türkiye’deki  kitapçılarda bulmak olasıdır. Bir defasında Avusturyalı bir arkadaş grubu ile konuşurken, Türkçeye çevrilmiş Avusturyalı yazarların kitaplarını saymıştım da, konuştuğum Avusturyalı’nın saydığım Avusturyalı yazarların bir kısmını tanımadığını öğrenmiş, ben de buna şaşırmıştım.
 
Bizim ülkemizde, Avusturya edebiyatına ait onlarca yazara ait kitaplar kitapçı raflarını süslerken, Avusturyalılarla birlikte yaşamamıza, çalışmamıza, onların komşuları olmamıza, kız alıp kız vermemize  ve aynı havayı solumamıza karşın, bizim edebiyatımızı tanıma gereksinimi duymuyorlar.Ya da, Batılılar, Doğululardan öğrenecekleri bir şeyin olmadığını düşünüyorlar. 
 
Avusturya’da, Türkler arasında şalgamın bile müşterisi bulunmasına karşın, kitabın satılmadığını düşünürsek, Avusturyalıların edebiyatımızı tanımak istemediklerini de düşünebiliriz. Şalgamı bile tanıtımı yapılırken,, kültürümüzün ve dilimizin bayrağı kitaplarımızı tanıtmıyoruz. Böyle bir ihtiyacı biz de hissetmiyoruz. Türkiye’den beraberimizde peynir, yoğurt yerine, bir iki tane roman, hikaye, şiir kitabı getirmiş olsak nasıl olur dersiniz! “Vaktimiz olduğunda” onları elimize alır da, çocuklarımıza örnek oluruz belki.

Bir defasında Türkiye’den kitap getirirken, uçakta başkalarının yoğurt bidonları patlamış olacak ki, kitaplarıma yoğurt bulaşmıştı. Yoğurt izlerini tam da temizleyememiştim. O kitapların arasında usta  mizah yazarımız Aziz Nesin’nin de birkaç kitabı vardı. Kendisi Viyana’ya davet edilmişti. Kitaplarımı imzalamasını rica etmiştım kendisinden. İmzalarken de yoğurt izlerini sormuştu, ben de olduğu gibi anlatmıştım. Sadece gülümsemişti, hiç bir yorum yapmadan.
 
Kitapçılarda başka bir raf daha var. O da çeşitli sözlüklerin dizilmiş olduğu yerler. Yan yana dizilmiş, rafları süsleyen sözlükler arasında çok çeşitli dillerde  olanlarını bulmak mümkün. Çince, Portekizce, İspanyolca, Fransızca, çeşitli Asya dillerinde,  Slav dillerinin her birinde, Ingilizce vs vs. Aralarında sadece Türkçe sözlük yok. Sahi Viyana’da yaşayan göçmen işçi gruplarından en büyükleri arasında değil miyiz?
 
 Avusturya, Viyana ve Favoriten mahallesinde yaşayan Türklerin oranını düşündüğümüzde,  “bizim insanların sözlüğe hiç mi gereksinmesi yok” diye sorsam ne dersiniz?
 
Aslında burada amacım ne Avusturyalıları ne de Türkleri eleştirmektir. Amacım sadece edindiğim bir gözlemimi not düşmektir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

2 × 2 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.