AVUSTURYA’DAN… Konsolosluklarda ‘vize’ skandalı

2006 yılında Avusturya basınının gündemindeydi, Avusturya federal hükümeti henüz gündemine almamış görünüyordu.  Konu Avusturya’nın  dış temsilciliklerinde 2002 yılından itibaren para karşılığında vize düzenlendiği iddialarıydı.  Açık Gazete olarak bu konuda haberlerimiz oldu.

Aralarında Türkiye’nın da bulunduğu çeşitli ülkelerden Avrupa’ya gitmek isteyenlere  sahte belgelerle vize sağlayan bir şebekenin,  Ankara’da dahil 7 ülkedeki başkonsolosluk çalışanlarıyla işbirliği yaptığı öne sürülmüştü.  Bu konu  2006 yılında Nisan ayında Christoph Budin imzasıyla Kronen Zeitung adlı gazetede de dile getirilmiş, Avusturya’nın dış temsilciliklerinde çalışan görevlilerinin para karşılığı aralarında Ankara, Belgrad, Bükreş, Kiew, Lagos ve Saraybosna’nın da bulunduğu 7 konsolosluğun mercek altına alındığını duyurmuştu. Haberde, ilgili konsolosluklarda sahte davetiye ve belgelere dayanılarak vize verildiği, böylece sayıları onbinleri bulan ziyaretçilerin bu yolla AB ülkelerine giriş yaptığı ve çalışma şansı yakaladığı belirtilmişti.

Şebekenin söz konusu ülkelerde gazete ilanıyla müşteri bulduğu ve milyonlarca dolarlık kazancının bir kısmını da görevlilere rüşvet olarak dağıttığı öne sürülmüştü.

Skandalların yapıldığı yıllarda Avusturya Dışişleri eski Bakanı ve Avrupa Birliği Dışişleri Komiseri Benita Ferrero-Waldner suçlamalara karşı yazılı açıklama yapacağı haberde yer almıştı. Ancak daha sonraki süre içerisinde herhangi bir açıklama gelmemişti. Bugüne kadar da Benita Ferrero-Waldner bu konuda ciddi ve dişe dokunur hiç bir açıklama yapmadı. Ferrero Waldner’den sonra dışişleri bakanlığı koltuğuna oturan  Ursula Plassnik’in de konuyla ilgili açıklama yapmaması da dikkat çekmişti.

Bu aradada geçen yıllarda da Avusturya’nın Belgrad Başkonsolosluğu’nda yine vize yolsuzluğu ortaya çıkarılmış ve bazı görevliler hakkında soruşturma açılarak, görevden el çektirilmişti. O dönemde de Plassnik tarafından yapılan açıklamada bu tür olayların “ne yazık ki rastlanabileceği” biçiminde değerlendirilmişti.

Bu konu Avusturya’nın güvenilir ve ciddi haber dergisi sayılan Profil, 4 Şubat 2008 tarihli sayısında  Edith izmalı bir makale ile tekrardan gündeme getirildi.  “Kör Lekeler” adlı makalede Profil dergisi yazarı, konuyu biraz daha ayrıntılı bir şekilde ele alırken, 2002 tarihinden itibaren  Avusturya’nın Kiev, Budapeşte, Bükreş, belgrad, Lagos, Ankara ve Saraybosna gibi şehirlerinde bulunan  dış temsilciliklerinde konsolosluk görevlilerinin o ülkelerdeki vize başvrurularının olumlu sonuşlandırlmasında rüşvet aldıklarını tekrar gündeme taşındı. 

Bu skandal ile ilgili savcılık tarafından 22 dava açılmış olduğunu, davalar sonucunda ise sadece bir diplomatın cezaya çarptırıldığı belirtilirken, diğer davalarda ise ya şahitlerin bulunmaması veya dosyaların bulunamadığından dolayı kapandığı adı geçen yazıda yazılıyordu.

Eski ve yeni dışişleri bakanların olayları değerlendirme biçimlerine de vurgu yapılan makalede, Avusturya eski dışişleri bakanı ve halen AB Dışişleri Komiseri  Ferrero Waldner’in olayı istisnai olaylar olarak değerlendirdiğini belirtilirken, yeni dışişleri bakanı Ursula Plassnik ise  skandal olgusunun kendi bakanlığı döneminde olmadığından herhangi bir açıklamada bulunamayacağını ifade ettiği yazılıyordu. Buna karşılık dışişleri bakanlığından eski hatalardan ders çıkarıldığı ve sürekli bir iyileşmenin olduğu açıklamaların yapıldığına da dikkat çekildiği belirtilmektedir. 

Hangi ülkede ne kadar dosyanın bu şekilde sonuçlandırıldığı araştırılması için ise dosyaların büyük bir bölümünün bulunamadığı, diğer kısmı için ise suç duyurusunda bulunulması gerektiğ de yazılmakta.

İstisnai olayalar olarak dışişleri bakanlığı tarafından değerlendirilen olaya ait rakamlarla örnekler verilmekte. Bu örneklerden Budapeşte dış temsilcili tarafından verilen vize sayısının 8000 (SEKİZ BİN) olduğu, bunun yarısının vize çetesi ve dış temsilciligin hesabına olduğu belirtilirken, olayın araştırılmasının başladığı 2003 yılında bu sayının birden bire sekiz yüze düşmüş olduğu belirtimekte.

Araştırmaların yapıldığı sürede ise yetkili dış temsilcilerin vermiş olduğu cevabı, yapılan işin  Avusturya’ya kalifiye iş gücü ihtiyacı karşılandığı kastedilerek, Avusturya’nın çıkarlarına göre hareket edildiği biçimde cevaplar verildiği de makalenin devamında okunmaktaydı.

Dergi, bu Avusturya çıkarlarına uygunluğu iddiasına ise verilen vizelerin hangi meslek gruplarına verildigini şöyle cevaplandırmakta:  3200 Moldavyalıya verilen vizelerin çoğunluğunu 25 ve 35 yaşalarında olan  ütücülere, ev kadınlarına ve muhasebecilere verilmiş olduğunu yazdı.

Görev yaptıkları süre içinde vize düzenlenmesinde imzaları olan yetkililerden bazılarının “neden bilerek bu tür bir iş yaptıkları” sorusuna, “kimseye engel olmak istemiyordum” diye cevapladığı belirilmekte. Bu cevabın verilmesinden dört saat sonra dışişleri görevlisinden birisine görevinden el çektirldiğ gene dergide yeraldı.

Ocak, Şubat ayları ve Mart ayının ilk haftasında Avusturya’ da erken genel seçim yeniden gündeme geldi, şu sıralar hıristiyan demokratlar ve sosyal demokratlar anlaşamamaktalar. Onun için de her iki taraf da karşı tarafın hükümetten çekilme teklifinde bulunmasını beklerken. Avusturya Cumhurbaşkanı Heinz Fischer Avusturya’nın da evsahipliği yaptığı Avrupa şampiyonasının  sonuna kadar hükümetin devam ettirilmesinde koalisyon hükümetinin taraflarını ikna etti.

Koalisyon hükümetinde yer alan parti temsilcileri ise rakiplerini yıpratmada ellerindeki her türlü kozu kullandılar. Sosyal demokratlar vize skandalını rakiplerine karşı kullanırken, hıristiyan demokratlar da son günlerde yeniden alevlenen sendika bankası skandalı ile sosyal demokrat partinin kasasına paraların akıtıldığ biçimindeki haberleri  kullandılar. 
Ben de “burası Türkiye, burada herşey olur” tersinin de Avrupa’da olduğunu anlatmak Avusturya’nın Profil dergisinin işlemiş olduğu konuyu paylaşmak istedim. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.