AVUSTURYA'DAN… Modern kölelik istemi

28 Eylül’de yapılacak erken genel seçimlerde 16 yaşında gençler oy kullanacaklar. Bunun için de Avusturya’nın devlet televizyonu kolları sıvamış, 16 ile 18 yaş grubu gençleri parti liderleri ile canlı yayında buluşturuyor. Geçenlerde bunlardan ilki dikkatimi çekti ve programı izledim. Avusturya’nın önemli partilerinden birinin genel başkanı ile gençleri buluşturduğu programını izlerken çeyrek asra yaklaşan meslek hayatımda hep düşündüğüm, ancak bir türlü dile getirmediğim düşüncem onaylandı. Bunun onaylanmasına gençlerden birisinin parti liderine sormuş olduğu soru sebep oldu.

Bu soruya geçmeden düşüncemin kaynağını anlatmak istiyorum. Yıllardır Avusturyalıların en ağır işlerini yapan inşaatlarında, mutfaklarında, işletmelerinde, bürolarında ve evlerinde çalışan Türk işçilerine çalışma hukuku alanında danışmanlık yapar, onların katledilmek istenen haklarını alabilmek için çabalar dururum.

İşte bu süreçte zaman zaman işletmelerin sahiplerini telefonla arar, işçi arkadaşlarımızın haklarının ne zaman ve neden ödenmediğini sorarım.  Aldığım cevaplar önce beni hep şaşırtmıştı, daha sonra ise cevaplara alıştım. Bir de “cevap vermek zorunda mıyım” havasında verilen cevap, cevap değil aslında soru olur; “Para da mı istiyorlar?” Aslında cevap değil de soru olan ilk reaksiyondan sonra açıklamalarının genel havası tam tamına olmasa bile şöyledir: “Benim işletmemin havasını koklamış olmaları onlara yetmez mi, bir de para mı istiyor?”  Bu lafları dile getirdikten sonra, işçisinin parasını ödemeyen haksız, hırsız Avusturyalı işverenler hemen karşı saldırıya geçerler. “Geldikleri ülkede insan hakkı yoktur, birbirlerinin gözlerini oyuyorlar, oralarda yaşam hakkı bile yoktur, biz onları işletmemize aldık, çalıştırdık da koruduk, hayatta kaldılar. İşletmemizin temiz havasını teneffüs ettiler, bir de para mı ödeyeceğiz?”  Bu sözler benim tarafımdan abartılmış, karikatürize edilmiş sözler olduğunu lütfen düşünmeyin, sadece belki bir kelimenin yerine benzeri başka bir kelime kullanılmıştır. Ancak farklı kelimeler kullanılsa da, sözün özü “bizim işletmede çalışmış olmak onlar için bulamayacakları bir nimettir, ücret istemesinler” dir. Bu tür işverenleri zamanla tanıdığımızdan, ileri geri etmeden doğru mahkeme diyoruz.
Dönelim Avusturya devlet televizyonunda 19 Eylül akşamı yayınlanan Avusturyalı gençlerin parti lideri ile soru cevaplı programına.  Gençler programda kafalarında olan, işsizlik, eğitim, çevre sorunları, Avrupa Birliği, Türkiye, Türkler, yabancılar gibi konularda soruları sordular. Parti lideri ise sorulara cevap vermeye çalıştı. Soru soran 16 ile 18 yaş arasındaki gençlerin çoğu bir ticaret akademi öğrencileriydi. Bu akademiye kabul şartı, ya ders ortalamalarının iyi olması,  ya da okula kabul sınavında başarılı olmalarıdır. Bunun için de genel kültür seviyeleri ortalama Avusturyalının kültürel ve siyasal düzeyinden biraz daha üstünde olduğunu belirtmemde fayda olduğunu düşünüyorum.  Parti başkanının ise Avrupa Birliği’ne Türkiye’nin üyeliği konusunda, Avusturya’nın en liberal düşünen bir parti lideri olduğunun da altını çizmek istiyorum.

Her seçimde, seçimin edilgen konusu olan Türkler ve Türkiye bu televizyon programının da tartışmanın konusu oldu. Böyle olmaması da zaten şaşırtıcı olurdu. Zira Türkiye – Avrupa Birliği, Türkler, biz ülkede yaşayan göçmen işçiler ve ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın  “Demokrasi tramvaya benzer, ihtiyaç halinde biner, ihtiyaç olmadığı zaman ineriz” demokrasi tarifi gene seçim boyunca seçimde kullanılan ana motifler oldu.

Türkiye konusunda en liberal düşünen parti başkanına sorulan sorulardan biri “Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliğine taraftar mısınız” oldu. Bu soruya parti başkanı “Türkiye’nin önümüzdeki 10 ile 20 yıl içerisinde, belki daha da uzun bir zaman sonra Avrupa Birliği ölçütlerini yerine getirdiği sürece Türkiye’nin üyeliğine taraftar oldukları”  biçiminde cevapladı.

Daha sonra ise yeşil gözlü, sarı saçlı bir genç ilticacılar ile ilgili bir soru yöneltti. İşte bu soru benim onlarca yıl düşünüp de bir türlü dile getiremediğim toplumun ruhunun aynası oldu. Sarı saçlı yeşil gözlü genç, parti başkanına “devlete yük olan ilticacılarla” ilgiliydi ve bence gecenin sorusuydu. İlticacılara yönelik uygulamayı birkaç yıldan bu yana takip etmediğimden, çok iyi bilmemekteyim. Buna rağmen en iyi bildiğim şey şudur ki, ilticacılar Avusturya devletine yük olmamaktalar. Ufak bir cep harçlığından başka ne ikamet edecek bir yer, ne yatacak bir yatak, ne de bir tas sıcak çorba ile bir dilim ekmek alırlar. Giyim, kuşam konusunda hayır kurumlarının kapısını çalmaktan başka olanakları da yokturdur. Kesinlikle çalışma hakları bulunmaz, ilticaları kabul edilene kadar tümüyle başlarının çaresine bakmak ilticacılara kalır. İltica kabul edilmezse, durumlarında bir değişiklik olmaz. Benim bu yazımdaki konum ilticacıların Avusturya’daki durumu değil. Sadece sarı saçlı yeşil gözlü delikanlının sorusudur.

“Devlete yük olan ilticacılar belediyelerde çalışarak, belediyelere yardım edemezler mi?”  Belediyenin toplanılacak çöpü vardır, yapı işleri vardır, süpürülecek sokakları vardır, bunlara ilticacılar bir el atsalar, olmaz mı?   Parti başkanı, “olabilir, sorun da zaten burada yatmaktadır, ilticacıların çalışma izinleri bulunmamaktadır, bu şansı onlara tanımak gerekir, böylece üç beş kuruş da para kazanmış olurlar” biçimindeki cevap öğrenciyi tatmin etmedi. Yanlış anlaşıldığını ifade etmek için öğrenci tekrar söz istedi. “Sayın başkan beni yanlış anladınız, ben ilticacıların belediyelerde karşılıksız, herhangi bir ücret almadan çalışamazlar mı diye sordum” diye sorusunu açıklayarak tekrarladı.

İşletmelerinde işçilerini karşılıksız çalıştırmak isteyen Avusturyalı işveren ile soruyu soran ve gelecekte ticaret alanında çalışacak öğrencinin ortak noktaları kendiliğinden ortaya çıkmış oldu. Toplumun genelinde olmasa bile, Avusturyalının kafalarının bir yerine bulunan ve zaman zaman da kendisini hissettiren köleci anlayış ortaklıklarıdır. Kendilerine köle istiyorlar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.