AVUSTURYA’DAN… Spartaküs’ün Adı Serhan Bolluk

Sevgili Arkadaşım Serhan!

Rahmetli annemin özel doktoruydun, henüz öğrenciydin. Seni, Ömer’i ve Kürşat’ı pencerenin önünde iki eli döşünde sanki öz evlatlarını bekler gibi hep beklerdi. 1980’li yıllarda annemin değil sigortası, bir kimliği bile yoktu. Çoktan hakka yürümüş dedem tarafından nüfusa bile kayıt ettirilmemişti. Annem, üç kız, iki oğlan ve onlarca torun sahibiydi,  ancak ne bir kimliği ne de sigortası vardı.

Babam daha önceki yıllarda köye göndermiş olduğu parayı, bakır üzerine kazıttırmış olduğu “N.Ülker” yazılı mührünü gösterir de, alırdı. 

Yetmişli yıllarda her ikimizin de lisede olduğu sıralarda tanışmaktaydık. Yanlız, ciddi bir dostluğumuz doğmamıştı. Bu daha sonraki yıllara nasip oldu.  Seksenli  yıllarda aynı üniversitede okumaktaydık, sen Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisiydin, ben ise aynı üniversitenin Edebiyat Fakülte’sindeydim. 

İşte o sıralarda seninle arkadaş olmuştuk. Çok parlak bir öğrenci olduğun anlatırlardı. Zaten bilenen bir gerçeklikti. Mezun olduğun Ankara Fen Lisesi sınavına girmek için bile çok iyi not ortalaması gerekmekteydi. Çok iyi bir satranç ustasıydın. Hacettepe Üniversitesi’nde bir satranç kulübü oluşturmuş, 12 Eylülcülerin biz öğrencileri, yoketme ve ezme projelerine karşı kendimizi korumak zorundaydık. Satranç kulübünün öncülüğünü sen üstlenmiştin. Ayrıca okuyacak kitaplar da belirlemiştik, yakılan kitaplarımızdan arta kalanları değiş tokuş okuyorduk.

Bu satranç kulübünün üyesi değildim.  Üniversitede görüşmemiz pek olmamaktaydı, onun için de görüşmelerimiz çoğunlukla evimizde olurdu.  Annemin hazırlamış olduğu mis kokulu çaylar eşliğinde doyumsuz sohbetler ederdik, vaktin nasıl geçtiğini anlamazdım. 

Annem senin, Ömer’in ve Kürşat’ın tıp öğrencisi olduğunuzu öğrendikten sonra derdini açmıştı sizlere. Annemi bir doktora götürüp, muayne bile ettiremezdik.  Halbuysaki annemin tansiyonu ne kadar da yüksekti, her an bir felç olma tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Okul masraflarımın bile karşılanamadığı yıllardı o yıllar.

Sadece benim değil, onlarca devrimcinin de analığını yapmış olan rahmetli annemin sağlık sorunları ile ilgilenmiştiniz. Tansiyon sorununu öğrendikten sonra, tansiyon ölçüm aletlerinizle her hafta gelir, sohbetimize geçmeden önce tansiyonu ölçülürdü annemin. O andan itibaren sigortalılığı bile olmayan annemin artık Serhan Bolluk, Ömer ve Kürşat adında hem de üç özel doktoru vardı. Biriniz gelmezseniz bile, bir diğeriniz gelirdiniz mutlaka. Evimizde ayakkabılığa yerleştirilen ayakkabılarının yırtılmış haline bakardı da, “ah benim doktor oğlum, ayakkabıların da yırtılmış” der üzülürdü, aslında çok da gurur duyardı seninle. “Halk çocuğu” derdi. 


O yıllarda gene mücadele arkadaşımız Adnan Akfırat ile birlikte bir gençlik dergisi çıkartmaya önderlik etmekteydin. Yeni Olgu dergisiydi. O derginin çıkartılmasında yoğun bir şekilde çalışmaktaydın. Beraberce yeni dostluklar arıyorduk.

O zamanlar 12 Eylül’ün alaca karanlığında Spartakus’un hayatını anlatan bir film gösterilmişti de, filmin gösterildiği ertesi gün gene görüşmüştük. 12 Eylül’ün karanlık günlerinden bir gece, hem de devlet televizyonunun göstermiş olduğu Spartaküs filmi hakkında sohbet etmiştik. Sohbetimizin üzerinden bir kaç gün geçtikten sonra, derginin yeni sayısı yayınlanmış, dergi ilk sayfasında “Türkiye’nin Spartaküs’u Nerede” diye soruyordu. Yazının sahibinin senin olduğunu hatırlıyorum,  yanılmıyorumdur umarım.
Elimdeki bu yazıyı kaleme almama Spartaküs filmi sebep oldu can kardeşim.  Zira bu gece gene Spartaküs filmi vardı. Filmi gözlerim dolu dolu tekrar izlerken, kafamda sen ve yıllar önce sormuş olduğun soruyun cevabını  buldum.

Sevgili Serhan, düzmece Ergenekon suçlaması için giriştikleri tertip sonucu Cumhuriyet Gazetesi, Ulusal Kanal, İşçi Partisi ve Aydınlık dergisine yapılan baskın sonrasında sizleri gözaltına aldılar. Seni, Adnan Akfırat, Doğu Perinçek, İlhan Selçuk, Ferit İlsever’in gözlatına alınışına ait fotoğraflarınızı Türkiye’nin 20. yüzyılın Pir Sultan’ı  Mahsuni Şerif’in “Bizim Yiğitler”  ve “Amerika Katil Katil” türküsü eşliğinde izlerken, işte Spartaküs dedim.  Benim Spartaküsüm yıllar önceki gençlik arkadaşım Serhan Bolluk’tu.

Zira sen, Türk halkına her hafta gerçek çetelerin kimler olduğunu duyuran, müslümanım deyip de sizleri tutuklayan ABDullah ve Tayyiblerin müslümanlara karşı Amerikalıların Irak’ta, Afganistan’da uygulamış oldukları soykırımları nasıl desteklediklerini anlatan, ülke bütünlüğü ve bağımsızlığını savunan derginin genel yayın yönetmenisin.  Ülkemizin ortacağ karanlığına sürüklenmesine karşı direnen günümüzün Spartaküslere, kahramanlara ihtiyacı var. İşte sen onlardan birisin.

Yıllar önce annemin seni ve arkadaşlarını pencere önünde beklediği gibi, sağ salim aramızda olmanı bekleyecegim. Annemin hekimi kendine iyi bak, aman düşmanı sevindirme. 

Gözlerinden öperim kardeşim.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.