ÇAY-KUR’da grev var!

Ve Çay-Kur işçileri grevde. Neden, nasıl, niçin. Bu grev, sadece bir ücret artışı istemi ile sınırlı bir sonuç değil. Bu grev, zor bir grev. Bir seçim hakkına müdahaleye karşı, direnme girişimi. Sonuçları ne olacak. Hep birlikte izleyerek göreceğiz. Tekrarlayalım, grevdeki işçilerin çocukları bu günü herhalde unutmayacaklar. Bugün onların bayramı. Bugün onlar, anne ve babalarının yanında, bir bayramı kutlamaya çalışıyorlar. Birlikte olma, örgütlenme hakkı ve isteme bilincini öğrenmeğe başlayacaklar. Verilenle yetinmeme, yurttaş olmanın önemini öğrenecekler. Öğrendikleri ölçüde de, geleceklerini kuracaklar. Bu bayramı unutmayalım.

Bugün, çocuklara sanki dünmüş gibi, çalışma yaşamındaki gelişmelerden bahsedebilirsiniz. Türk sendikacılığının gelişimini, 19 yüzyıl sonlarından başlatabilirsiniz. Cumhuriyet ile birlikte, örgütlenme hakkının, çalışma yaşamının, iş yasaları ile düzenlenmeğe başladığını, sendikaların geliştiğini anlatabilirsiniz. l963 yılında, ilk kez toplu iş sözleşmesi hakkının tanındığını, sendikaların 50 yıl önceki durumundan, bu günlere nasıl gelindiğini, nelerin yaşandığını aktarabilirsiniz.

Çay-Kur işçileri grev yapıyor. Ne kadar sürer, ne kazanılır, ne kaybedilir. Biz sadece durum tesbiti yapmaya çalışıyoruz. Türk-İş. Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu. En çok, sendikal örgütlü olan kuruluş. Rahmetle analım. Bir zamanlar, bir Genel Başkanları vardı. Ve onun şimdi unutulmaya başlanan bir sözü vardı. “Ankara’da, Türk-İş Vardır.”

Bu kuruluşa bağlı, bir de sendika var. Gıda işkolunda kurulu. Tek Gıda – İş Sendikası. Bu sendikanın kuruluşunda ve bu günlere ulaşmasında, karadeniz bölgesindeki çay işçilerinin de, büyük emeği ve katkısı olmuştur. Yöneticiler yetiştirmişlerdir. Sendikayı bu günlere ulaştırmışlardır. Seçim hakkını, özgür iradeleri ile kullanmışlardır. Onları kimse korkutmamış, onlara kimse dikte ettirmemişdir. Bazı sendika yöneticilerinden, memnun olmadıkları zaman da olmuştur. Ciddi sıkıntılar da yaşamışlardır. Tasvip etmedikleri uygulamalar da olmuştur. Ama bunları, biz kendi içimizde çözeriz, çözmeliyiz demişlerdir. Müdahalelerle yönlendirilmeyi, pek içlerine sindirememişlerdir.

4-5 yıl öncesine gidelim. Yürürlükte olan bir toplu iş sözleşmesi vardır. Yenisinin yapılması zamanı yaklaşmaktadır. Bir hareketlilik başlamıştır. Gelen giden çoğalmıştır. Sendika değiştirme gündeme getirilmiştir. İstifalar, yeni üyelikler, noter kapılarına gidip gelmeler. Yeni dönem de toplu iş sözleşmesini hangi sendika yapacaktır.

Tek-Gıda-İş Sendikası’nın, işyerlerinde çoğunluğu kaybettiği, yetki alamadığı sonucu bildirilmiştir. Sonra, bu karara karşı, yargı süreci başlamıştır. Dosyalar, bilirkişiler, yerel mahkeme kararı, Yargıtay kararı, uzun bir sonra da, yargı kararı ile kesinleşen bir durum. Yıllar sonra, Çay-Kur işyerlerinde, toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkili sendika, Türk-İş’e bağlı TekGıda-İş Sendikasıdır.

Uzunca bir aradan sonra, geçmişe yönelik, itiraz ve yargı aşamaların da geçen süreyi kapsayacak bir toplu iş sözleşmesi bağıtlanacaktır. Bir seçme ve hak arayışıdır söz konusu olan. Haklarını alacaklarmıdır. Cezalandırılacaklarmıdır. Sorun budur. Bunun adı konulacaktır.

Kamu işveren sendikası ile yapılan görşmelerde, bir sonuç alınamamıştır. Arabulucunun girişimi de sonuç vermemiştir. Gelinen nokta, grev kararı almayı zorunlu hale getirmiştir. Yine bir gelişme yok. Adım atma yok. Kamuda ki yetkilileri, harekete geçirme de bir hareket yok. Adeta gitsinler ve görsünler denilmektedir.. Adım adım, bu sonuca doğru gelmişler, ya da getirilmişlerdir. Ve Çay-Kur’da grev var. Başlamıştır.

Şimdi bir kısa ara verelim. Ve bazı hatırlatmalar yapalım. Bu sendika, uzun yıllar sonrasın da, Tekel işyerlerinin özlelleştirilmesi sonrası, aylarca Kızılay’da, Türk-İş binasının önünde,yanında kalmışlardır. Sonuca giden süreci, yaşananları, bilinenleri, bilinmeyenleri değerlendirmek gerekir. Bugün, bu gelişme neye mal olmuş ve ne kazanılmıştır. Sorun sadece ücret veya tazminat meselesi değildir. Eskilerin tabiri ile, “Ekmek mücadelesidir.” Ya da, ” Ben varım. Beni yok sayamazsınız” arayışı, tanınma mücadelesidir. Tek-Gıda-İş’i geçmişi ile bu süreçte, iyisiyle kötüsüyle, doğru değerlendirmek gerekir.

Türk-İş, bu süreçte nerede olmuştur. Şimdi nerede olacaktır. Tek Gıda-İş Sendikası, Türk-İş’e bağlı bir sendikadır. Sendika yöneticileri arasında çekişmeler olabilir. Ayrı düşmeler, karşı çıkmalar olabilir. Küslük ve seyircilik ise asla olmamalıdır. Sorunlar, anlaşmazlıklar, sonraya ötelenerek, yeniden masaya yatırılıp, tartışılabilir. Ama şimdi seyirci zamanı olma değildir.

Türk-İş’e bağlı sendikaların, kamu işyerlerinde çalışan işçilerle ilgili toplu iş sözleşmesi dönemidir. Yetkiler alınmış, görüşmeler yapılmış, sonuç alınamamıştır. Arabuluculuk dönemleri sona ermektedir. Ancak, kamu da, hala ücret zammının ne olacağına ilişkin yaprak dahi kıpırdamamaktadır. Adım adım, bu belirsizlik içinde grev karar alınmasına doğru yol alınmaktadır. Bu dağınıklık ve beklemeye karşı, “Godot” mu beklenmektedir. “Godot” hiç bir zaman gelmeyecektir. İstemek ve gerçekleştirmek, bekleyerek değil. varlığını hissettirerek, gerçekleşecektir. Bekleme sürmektedir. Nereye kadar.

THY ve bağlı işyerlerinde, Hava-İş, gereve gidiyorum anlaşma olmuyor diye adeta bağırmaktadır. Grev ekonomiye zarar verir yanıtı dışında, uyuşmazlığı çözelim diye hareket yoktur. Grev başlayacak, başladı denildiğinde, yine önceden yasa ile yasaklanıp, ya da yine Bakanlar Kurulu grev ertelemesi kararı mı çıkaracaktır.

2013 nisan sonuna doğru gelinen nokta budur. Görülen, yaşanacaklar bunlardır. Ve Çay-Kur’da grev başlamıştır.

İşçileri, doğal olarak zor günler beklemektedir. Sendikalar yeni bir sınavla karşı karşıyadır. Duygular elbette olacaktır. Ama gerçekler bir yana itilerek, sadece duygularla değil, duygularla gerçekleri bağdaştırmak gerekecektir. Bilinç, strateji önem kazanmaktadır. Bu süreçde, Türk-İş yönetimine büyük, ama çok büyük görev düşmektedir. Çalkantılar durulmayabilir. Ama görev kapıda beklemektedir. Yapılmayacak tek şey, seyirci kalmak olacaktır. Seyirci mi kalınacaktır.

Çay-Kur’da grev var. Bu grevi onurla, anlaşmaya bir an önce ulaşmak için sürdürmek ve sonlandırmak önemlidir. Bu, Türk-İş’in bağlı sendikalarının ve diğer sendikaların, kamu da yeni toplu iş sözleşmelerini bağıtlama süreci ile de,orantılı gelişecektir. Tek tek değil, birlikte olunması, Türk-İş’in geleceğini belirleyecek, bir hareket söz konusudur. Türk-İş nerededir ve nerede olmalıdır.

Çay-Kur’da grev var. Seyirci kalınarak çözülemez. Ve anlaşma yollarını zorlamak da, Türk-İş’e büyük görev düşmektedir. Söz konusu olan sadece, Çay-Kur işçisinin ücret zammı ve seçme hakkının elinden alınmasına karşı direnç de değil, Türk-İş’in geleceğidir.

Tarihe not düşelim ve ilanen duyuralım. Çay-Kur’da grev var. Manzara bu. Çözüm seyircilik de değil, birlik de ve diyalog da. Seyfi Demirsoy’u hatırlayalım.

Ankara. 23 Nisan 2013. ismail.bayer1@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

sixteen + 13 =