Ay’a ve Mars’a yazık…

Tüm bunlar basit gelişmeler mi? Yoksa total bir sebebi ve anlamı var mı acaba? Sonunda gezegenin başı mı döndü dersiniz bunca hoyrat kullanımdan dolayı? Yoksa insana rağmen süregelen bir varolma savaşının tepkiselliğinin dışavurumu mu bu?


Bir yandan süregelen şuursuz savaşlar, çılgın bir süratle tavana vurdukça aslında dünyanın dönüşünü hızlandırarak ruhunu geride bırakan teknolojik gelişmeler, toplum katmanlarında giderek açılan uçurumlar ve buna bağlı olarak artan kin ve hınç, anormalleşen doğal  olaylar, din kutuplaşmalarındaki fay kırıkları, global açlığa duyarsızlık dünyaya pek yaşama liyakati bırakmıyor aslında… Sırf kendisini bunca yıpratanı bünyesinde barındırmak adına içinden gelir mi hayata asılıp varolmak?


Yaşayan en önemli astrofizikçi Steven Hawking’in,  20 yıl içinde Ay’da, 40 yıl içinde de Mars’ta koloniler kurulmadığı  takdirde insan soyunun devam edebilmesinin şüpheli olduğunu açıklaması ve bu adım atılmazsa salgın hastalıkların insanlığın sonunu getirebileceğini vurgulaması, nedense tıpkı Quantanamo’ya kalkan uçakların haberi gibi, öylesine üstünkörü geçildi basında… Oysa ikisinde de insanlıktı yokolan… Ve insanlığın yokoluşu dominant bir haber değeri bile bulamadı muhteris hedef kitleye yönelik…


Oysa bu kadar kısa vadede soyunun tükenmesi tehlikesi ile karşı karşıya kalabilecek insanoğlu, uzun vadeli ihtirasları için dünyaya kazık çakacak planlar peşinde… Bugüne kadar Irak savaşına 320 milyar Dolar harcamış olan ve ayda 8 milyar Dolar harcamaya devam edip, tek güç olma planlarını etap etap katetme kaygısındaki süper güç, bu gücü dünyayı kurtarmaya harcasa ve bunu becerse zaten bu dünyanın haketmiş lideri olmaz mıydı? Ama maddiyatın manyetik çekim alanı içinde bunun farkında olamadı? Bir füzenin kaç ekmek edebileceği, bu savaşın maliyetiyle kaç aç insanın doyabileceği  gibi bir soru sormak asla dünyevi aklına gelmedi? Gemi hızla su almakta, onlar daha lüks kamara kapma peşinde… Komik… Trajikomik…


Bu koca koca adamlar dünyayı sahiplenmek için sarfettikleri bunca hırslı çabanın kataraktı ile dünyanın yokoluşunu nasıl ıskalayabiliyorlar anlamak mümkün değil… Dünyayı daha rahat yönetmek ve tüketmek için yüzyıllık planlar ve stratejiler oluşturanlardan, yeni dünya düzeni kurmak için insanlık dışı işler yapabilenlerden insan neslinin devamı anlamında elini taşın altına koyacak sorumlululuk beklemek hayal olur zaten… Hem dünyanın sahibi olmaya soyunmuşlar, hem de batışını seyretmekteler… Dünyayı tamamen sera etkisine sokabilecek unsurların engellenmesi projesine dahi sırf endüstriyel nedenlerle, maddenin gücü adına imza atmayı reddeden zihniyetin bu dünyada lider konumda olması herhalde bu dünyanın düşük evrim basamağı gereği olarak hakettiği bir handikap… Oysa 10 yıl içinde bu mücadeleye ciddi anlamda ve küresel olarak başlanmazsa geri dönülemeyecek noktaya gelinecek…


Yaşam alanlarının 6 milyar insanın kollektif çabaları ile daraltıldığı gezegenin kurtulması için birkaç yüzbin duyarlı insan ne yapabilir ki? Hele büyükbaşlar dünyayı her konuda tüketecek herşeye zemin hazırlayıp, çanak tutarlarken… Manevi değerlerin ve duyarlılıkların saptırılarak yokediliş aşaması başarıyla geçildi ve fiziksel yokoluşun yolu açıldı… 


İnsanoğlu insanlığı asimile etti… Suni kutuplaşmaları körükleme eforları azami şekilde sarfedildi… Tüm bunlara harcanan enerjinin ve mali gücün milyonlarca katı harcansa acaba o dönülmez noktadan geri dönüş sağlanabilecek mi? Bu mümkün değil…


Acaba hangi dünyevi ihtiras, dünyanın kendisi olmadan hayatı yönetebilir? İnsani değerleri öldüren mantaliteleri de taşırsak başka gezegenlere,  acaba yine de sürer mi insanlığın soyu, insana rağmen?


Ay’a ve Mars’a yazık…


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

five + 2 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.