Ayakkabı

PAYLAŞ

Hele şükür, tahsil için köyden ayrılmışım da kafayı üşütmekten kurtulmuşumdur.
Bizde o devirde Yaz akşamları büyük baş hayvanları otlağa salarak ertesi gün de sabah sabah bırakılan yerden kilometrelerce uzakta bulduktan sonra suya götürme diye bir gelenek vardı. Kıbrıs o devirlerde bol yağmur alır ve dolaşan küçük baş hayvanların dışkısının da toprağı zenginleştirmesiyle dağ taş doyurucu çayıra boğulurdu. Hayvanlarımızı işe koştuktan sonra dağa bırakmanın sebebi de o bol çayırda masrafsız beslenmelerini sağlamaktı. Bizim köyde de, Kıbrıs’ın diğer köyleri gibi genelde iki meşgaleden kazanırdı insanlarımız geçimini, çiftçilik veya çobancılıktan…Toprağı olan çiftçilik olmayan da serbestçe dolaştığı merada bedava besleyebileceği davar sahibi olurdu. Tabii ki köylümüz dolaştığı dağlar ve ovalarda ayakkabı ve daha nelerini eriterek istenmeyenleri o meralara atık olarak bıraktıklarını tahmin edersiniz. Ama ben o çocukluk çağımda atıkların o ıssız yerlere terk edilerek kendi başlarına ebediyen yalnızlığa mahkum bırakılmalarını yadırgayıp toplar ve insanların yaşamlarına yakın olan köy çıkışına taşırdım.  Faydasızların insan yaşamının sürdüğü yakınlıkta yalnızlıktan kurtulacağını ve yeniden başka bir kapsam içinde değer kazanacaklarını tahayyül ediyordum…! Bu anlayışla ne kadar eski ayakkabıyı köy girişine taşımışımdır bilemezsiniz. Dedim ya belki de romantik deliliğin bir türlüsü olgunlaşıyordu bende!


Aradan geçen bunca zaman sonra şimdi, eskidiği için atılan ayakkabının başka başka yerlere de atıldığını görmekle o zamanlar ‘Ayakkabı’ya verdiğim değerin boşuna olmadığını anlamaktayım. Meğer şu ayakkabı nefret edilen insanların ne kadar ‘nefret’ kişi olduklarını belirtmek için de kullanılırmış…! Mübarek bir şeymiş şu Ayakkabı…! Hem giyerek ayaklarınızı muhafaza edersiniz hem de sırası geldiği zaman ayağınızdan söküp tiksindiğiniz kişinin kafasına fırlatırsınız. Nefretinizin sebeplerini yazarak veya haykırarak enerji yada nefes tüketmeniz gerekmez… Çıkarın ayağınızdan ayakkabınızı ve atın suratına menfur herifin… Bir çırpıda ‘O’nun ne melun bir insan olduğunu, hele iletişimin hızlı olduğu bu çağda, bütün dünyaya ilan emiş olursunuz!


Kimden bahsettiğimi iyice anlamışsınızdır. Suratına ‘Ayakkabı’nın atıldığı bu herifi en iyi tanıyan insanlar ‘O’nun çılgın inançları yüzünden çok acı çektirdiği ülkelerin insanlarıdır. Adı ‘Bush’ yani ‘Çalı’(bilirsiniz dikenleri var Çalı’nın) olan bu zat seçilir seçilmez İsrail uğruna amade ‘Neocon’ların ve Evangelist’lerin tuzağıyla kendini Mekke’yi Müslümanlardan koparmak için  beklenen cengaver gibi görmüştür.  Ayrıca, Amerikan Yahudi Topluluğundan Mesopotamya’yı da içine alan ve büyük bir İsrail yaratmayı hedefleyen Richard Perle ve Paul Wolfowıtz  gibilerin pohpohladığı bir ‘Megalomanyak’ tiptir Bay ‘Çalı’! Uzun izahatı kısaltmak gerekirse anlatmak istediğim Bush’un kafasına işlenen proje, inançsızları hizaya getirmek ve Amerikayı yücelterek dünyaya hakim kılmak için ‘Seçilmiş Kişi’ olduğu propagandasına kandırılmasıdır.  Baba Bush’un Kuveyt’i kurtarma savaşında Saddam’ı devirmek için sonuna kadar gitmeyip işi yarıda bırakmasına çok sinirlenen ‘Neocon’lar yani bu Yahudi gruplar oğul Bush’u yarıda kalmış işi bitirme komplosuna düşürerek çılgınlığa itmişlerdir. O çılgınlığın dünyayı getirdiği noktaya bakın ki hala utanmadan viraneye çevirdiği ülkeye giderek kem-küm etme pişkinliğini göstermektedir.  Bu hususta iyi İngilizce bilen okuyucularıma Craig Unger’in yazdığı “The Fall of the House of Bush” isimli kitabı okumalarını tavsiye ederim.
Netice?
Bir milyondan fazla Irak’lının ve on binlerce Amerikalının ölümü ve yüz binlercesinin de malul olması…! Hatta dünya ekonomilerinin çökmesiyle yıllar yılı çok insanın işsiz güçsüz kalacağı, açlığın gelecek zaman içinde çoğalacağı… Hep bu menfurun ve etrafını saran ‘Neocon’ların çılgınlığı yüzünden! Tanrının bu lanet yaratığına ve hocalarına yalnızca tek kişinin  ‘Ayakkabı’ atması yeter mi?


Çocukluğumda köy yanına taşıdığım o eski ayak kaplarının bugün çok işe yarayacağını daha  kesin olarak görebilmekteyim!   
 


 

CEVAP VER