Ayaklı aylak kamera…

Kütüphanem bir başkasının zevkine göre seçilmişti. “Kitaplarımı seçip bana zorla okutanı bir yakalarsam!” diye  geçirdim içimden. Bu bilgisayarı kim aldı? Sevmedim…


Halı, perde, telefon, makyaj malzemelerim dahi bir başkası tarafından seçilmiş gibi geldi bana! Terliklerime ve ayaklarıma baktım. Bu terlikleri bu ayaklar seçmemişti. Doğrusunu istersen içine tıkılıp, havasızlıktan boğulmak benim diyen hiçbir ayağın tercihi olamazdı. Ayaklarımı terliklerin içinden çıkardım ve parmaklarıma özgürlüklerini verdim. Bu ayak parmakları kimin, modelini kim seçti? Konuşmak istemiyorum bugün, kimseyle!


Kimin zevkine göre beğenildiğini bir türlü çıkaramadığım giysileri sırtıma geçirdim. Bugünkü ben, asla bunları seçmezdi. Bugünkü ben, bir kamera…


Camdan dışarı zum yaptım. Hava kötü, sis var. Neden bu şehir, neden bu insanlar ve neden kalabalık? Bugün yalnız kalmalıyım. İçimdeki diğer benle baş başa… Sessizce söyleşmeliyiz, ben ve ben, ikimiz…


Kimseyle konuşmadan kendimi dışarı attım. Apartman kapısından çıkıp hiç yapmadığım bir şeyi yaptım. Geri dönüp senelerdir yaşadığım apartmana bir zum yaptım. Objektiflerimin camları puslandı. Hohlayıp sildim. Bir zum daha! Binayı ne zaman boyadılar, hiç fark etmemişim. Kaç katlı bu beton yığını? Bana ne? Ben seçmedim ki! Gitmeliyim.
Yürüyorum.


Görüş alanıma kediler giriyor. Köpeklerin zoruyla girdiği gibi çıkıyor. Bu kez köpekler objektifime takılıyor. Yürüyorum ya, aynı zamanda da kaydediyorum. Bu kedi ve köpeği, dün gece aynı çöplükte bir ziyafette yakalamamış mıydım? Bugün ne oldu da tercihleri değişti? Kedi kedi olmayı, köpek de köpek olmayı mı seçti?


Otobüs! Koş! Yetiştim! Koltuklar kirli, dünkü yağmurun pencereden dolmuş ıslaklığı ve milletin kıçından dökülen tozlar birleşip çamur doğurmayı seçmiş. Ama hiçbir üzerine vazife olmayan şahıs bunları silip temizlemeyi seçmemiş.


Eminönü’ndeyim! Kameram kayıtta! İskeleye yürüyorum. “Tarihi Eminönü Balıkçısı” yazan teknenin, tarihin ilk devirlerinden beri mi, burada böylece sallandığını düşünüyorum. Adam, dört kazağı üst üste giymiş. Millete ekmek arası balık servisi yapıyor. Bir de güzel koktu ki, sorma! Yiyeyim mi? Hayır! Tut boğazını, zayıflıyorsun işte! Bu tekne var ya? Ne zamanlar kızağa çekilip bakıma alınıyor, çok merak ediyorum. Yoksa, bir yere gitmiyor da, bakımını  da burada, yerinde ayak üstü mü yapıyorlar? Acayip meraktayım. Bu arada, gözlerim tekneyi yaladı yuttu, dört kazaklı adam da kendisine iş atıyorum sanacak!


O ne, kadrajıma giren, martılar mı? Ne onlar öyle, çığlık çığlığa! Hiç mi utanmıyorlar, aşağılarında belki yüzlerce aile geziniyor. Böyle birbirinize kur yaparak çığlık atmak olur mu, gidin ıssıza! Burada, böyle vapurların üzerinde uçmak onların seçimi mi? Yoksa onları buraya bağlayan bir şey mi var? Var tabii! Benimkisi de soru mu? Simit elbette! Taze, gevrek, çıtır çıtır, susamlı. Benden de istediler, duydum onları. Aldım, verdim. Ben bu martıları yendim. O simidi dişlemeyip, sadece martılara yedirerek, dünya martılarını koruma cemiyetinin benimle gurur duymasını sağladım. Aynı zamanda, zayıflamak için ordular halinde aç kalan, tüm o diğer talihsiz ve mutsuz kadınların da vicdanen takdirlerini kazandım. Doğrusu, ikinci sıradaki takdiri kazanmak gururumu okşadı, bu benim seçimimdi.


Karşıyı seyrettim, denizin ötesini! Karşıya geçip bir de o taraftan burayı seyretmek istedim. Bacaklarım kısa geldi. Denizi adımlayamadım. Vazgeçtim. Bu sırada, tam burada olmayı, ben seçtim. Sırtımı denize dayayıp, gelip geçen kalabalığı seyretmeyi de! Herkes işine koşturuyor.


Yaşadığım, son hayal kırıklığını düşünüyorum. Yüreğim cızz ediyor, beynim dee bızz! Yüreğimi iyi pişmiş bir bonfile gibi hissediyorum. Bu hayal kırıklıklarını, bol harlı ateşte biraz daha yaşarsa, korkarım kömüre dönecek. Gazetem, masam, üniversitem… Beklesinler bakalım! Ben benimle kalmak istiyorum. En sevdiğimin dahi sesini duymak istemiyorum bugün. Yalnız kendimi dinlemek istiyorum. Kalabalık içinde, ben ve ben, ikimiz, yalnızız.
Son uğradığımız hezimet de kolumuza girmiş, gönül gözüyle objektifimizi insanlara çevirmişiz. Bu bizim seçimimiz.


Hayat beklesin. Şimdi  işim var!


Seçme şansımı kullanıyorum.


____________


D. Neşe Binark

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.