Üç ayaklı koltuk…

Ağır- aksak, ya da kör-topal yürüyen demokrasimizin sık sık önü kesilmese de, on yılı aşkın sürede büyük bir mesafe katettiği söylenemez.
Söylenemez çünkü 2013 Türkiye’sinde yılın sonlarına doğru yaşanan “siyasi kriz”, kimilerine göre devlet krizi”, kimilerine göre de “sivil darbe teşebbüsü”…
En hafif tabiriyle demokratik ülkelerde böylesine “yakıştırmalar”, böylesine “kavramlar” ve “ucube” yakıştırmalar kullanılmaz.
Demokrasi ile yönetilen ülkelerde bu tür yakıştırmalar ayıplanır, hayretle karşılanır.

Demokrasinin emekleme safhasını bir türlü atlatamayan ülkemizde, AKP iktidarı da sadece “hizmet”, sadece “kalkınma ve zenginleşme” sadece “askeri vesayeti” kaldırmak ve sadece eski kanunları yenilemekle demokrasiyi ayağa kaldırdığını, kaldıracağını sandı.
Oysa demokrasinin ayağa kalkması bu kadar basit olsaydı “Çin’de de demokrasiye geçildi” diyebilirdik.
Demokrasinin en büyük eksiği hukuktu.
Hukuksuzluk, bir tek yolsuzluk dosyası operasyonu sonucu adeta turnusol etkisi yaptı.
Bir fiskelik gücü varmış meğer sistemin.
Hukuk olmayınca, hukuk bozulunca, demokrasilerde bir tek fiskebile sistemi darmadağın edebiliyormuş.
Hukuk ve hukukun üstünlüğündeki eksiklik, AKP yönetiminin gücünü de dibe vurdurdu.
Ve 11 yıldır iktidarda olan Erdoğan’ın, aslında dört ayaklı değil, üç ayaklı koltukta oturduğu da ortaya çıkmış oldu.
Şimdi denecek ki:
“Yahu, şu emekli hocaefendi ve cemaatinin hiç mi suçu ve günahı yok?”
Kesinlikle vardır.
İktidar erkini elinde bulunduran eğer tek adamsa…
Eğer bu tek adamın etrafındakı dalkavuklar, yanlış bilgiler veriyorsa.
Çevresi ve en büyük destekcileri, Gülen Cemaatini hafife alıp “boşverin ona” demişlerse.
Hele hele bu cemaat, devletin en önemli dayanağı olan hukuk sisteminin yani yargının içine sızmış ve ipleri ele geçirmişse…
Buna emniyet güçleri de eklenmişse…
Olacağı budur.
Erdoğan oturduğu iktidar koltuğunun bir ayağının yandığını farketmemişse, alevler diğer ayaklara doğru ilerlemişse önce kendisini sorgulamalıdır:
“Ben cemaate neden bu kadar yüz verdim? Neden onu dikkate almadım. Neden her dediğini yaptım?”
Gelinen noktanın yanıtı ve özeti, bu soruların samimi, açık ve doğru yanıtlanmasında yatıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.